| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | embroider f. | nakışla süslemek | ||
|
I want you to embroider this jacket with some cute flowers. Bu ceketi bazı güzel çiçek nakışlarıyla süslemeni istiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | embroider f. | allayıp pullamak | ||
|
Tell us the story without embroidering it. Hikayeyi bize allayıp pullamadan anlat. More Sentences |
||||
| Genel | embroider f. | nakış işlemek | ||
|
She pricked herself with a needle while embroidering. Nakış işlerken iğneyi kendine batırdı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | embroider f. | nakış işlemek | ||
|
She pricked herself with a needle while embroidering. Nakış işlerken iğneyi kendine batırdı. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | embroider f. | nakış işlemek | ||
|
She pricked herself with a needle while embroidering. Nakış işlerken iğneyi kendine batırdı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | embroider f. | şişirmek | ||
| Genel | embroider f. | üzerine nakış işlemek | ||
| Genel | embroider f. | süslemek | ||
| Genel | embroider f. | hayalinden bir şeyler katarak anlatılanı süslemek | ||
| Genel | embroider f. | abartmak | ||
| Genel | embroider f. | oyalamak | ||
| Genel | embroider f. | (hikayeyi daha ilginç kılmak için) hayali ayrıntılar eklemek | ||
| Genel | embroider f. | nakışlamak | ||
| Genel | embroider f. | işlemeyle süslemek | ||
| Genel | embroider f. | (mecaz) süsleyip eklemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | embroider f. | işlemelerle süslemek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | embroider f. | abartmak | ||
| Tekstil | embroider f. | ballandırmak | ||
| Tekstil | embroider f. | işlemelerle süslemek | ||
| Tekstil | embroider f. | nakış yapmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Tekstil | ||
| Tekstil | re-embroider f. | yeniden nakışla süslemek |
| Tekstil | re-embroider f. | yeniden nakış işlemek |