| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | embroil f. | karışmak | ||
|
Tom was embroiled in a scandal. Tom bir skandala karıştı. More Sentences |
||||
| Genel | embroil f. | başını derde sokmak | ||
|
I don't want to become embroiled in a dispute with my neighbours. Komşularımla başımı derde sokmak istemiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | embroil f. | karıştırmak | ||
| Genel | embroil f. | bulaştırmak | ||
| Genel | embroil f. | bozmak | ||
| Genel | embroil f. | sokmak (birini zor bir işe) | ||
| Genel | embroil f. | ara bozmak | ||
| Genel | embroil f. | araya girmek | ||
| Genel | embroil f. | çıkmaza sokmak | ||
| Genel | embroil f. | tartışmaya girmek | ||
| Genel | embroil f. | münakaşa etmek | ||
| Genel | embroil f. | düşmanca hareketler yapmak | ||
| Genel | embroil f. | karmaşanın içine atmak | ||
| Genel | embroil f. | tartışmaya girmek | ||
| Genel | embroil f. | kavgaya girmek | ||
| Genel | embroil f. | belaya bulaşmak | ||
| Genel | embroil f. | belaya sokmak | ||
| Genel | embroil f. | karmakarışık etmek | ||
| Genel | embroil f. | içinden çıkılmaz hale getirmek | ||
| Genel | embroil f. | karmaşaya sokmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | embroil someone in something f. | birisini bir şeye (konuya/tartışmaya) karıştırmak |
| Öbek Fiiller | ||
| Öbek Fiiller | embroil (one) in (something) f. | (birini) bir şeye (konuya/tartışmaya) bulaştırmak |
| Öbek Fiiller | embroil in f. | -e sokmak |
| Öbek Fiiller | embroil (one) in (something) f. | (birini) bir şeye (konuya/tartışmaya) sokmak |
| Öbek Fiiller | embroil (one) in (something) f. | (birini) bir şeye (konuya/tartışmaya) karıştırmak |
| Öbek Fiiller | embroil in f. | -e karıştırmak |
| Öbek Fiiller | embroil in f. | -e bulaştırmak |