factual - Türkçe İngilizce Sözlük

factual

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

factual — Definition

Anlamı ve Tanımı:
olgusal, gerçeklere dayalı, nesnel
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈfæktʃuəl/ – BrE /ˈfæktʃuəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Yorumdan çok doğrulanabilir olgulara dayanan anlatımı veya bilgiyi niteleyen sözcüktür. Fact köküne -ual eklenmesiyle oluşmuştur; modern kullanımda factual, gazetecilik ve akademide “kanıta dayalı” olma iddiasını, yani doğrulanabilirlik standartlarını işaret eden bir kalite ölçütü gibi kullanılır.
Eş Anlamlılar:
truthful, objective, evidence-based
Zıt Anlamlılar:
fictional, speculative, biased

"factual" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
factual s. gerçek
Not everything on the internet is factual information.
İnternetteki her şey gerçek bilgi değildir.

More Sentences
factual s. gerçeklere dayalı
I simply ask for a factual examination of what has been achieved.
Ben sadece nelerin başarıldığına dair gerçeklere dayalı bir inceleme talep ediyorum.

More Sentences
factual s. gerçeklere dayanan
All we have now is a number of very innocent, factual issues.
Şu anda elimizde sadece çok masum ve gerçeklere dayanan bir dizi mesele var.

More Sentences
factual s. gerçekçi
That is a simple perception - hard, fast and factual.
Bu basit bir algıdır; sert, hızlı ve gerçekçi.

More Sentences
factual s. olgusal
There are, however, some factual errors in the point that you make.
Bununla birlikte, değindiğiniz noktada bazı olgusal hatalar var.

More Sentences
Hukuk
factual s. gerçek
Not everything on the internet is factual information.
İnternetteki her şey gerçek bilgi değildir.

More Sentences
Genel
factual s. tam
factual s. eksiksiz
factual s. harfi harfine
factual s. olaylarla ilgili
factual s. fiili
factual s. gerçekle ilgili
factual s. özdeksel
factual s. maddi
factual s. nesnel
Hukuk
factual s. fiili
Medikal
factual s. faktual

"factual" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
factual situation i. vaziyet
factual circumstances i. fiili gerçek durumlar
factual information i. olaylara/gerçeklere dayanan bilgi
factual background i. arka plandaki gerçekler/olaylar
factual content i. olgusal içerik
Konuşma Dili
actual factual i. ayan beyan
actual factual i. bayağı bayağı
Hukuk
factual reason i. fiili sebep
factual reason i. maddi sebep
factual obstacle i. fiili engel
factual incapacity i. gerçek ehliyetsizlik
factual justification of a motion i. dilekçenin gerçeklerle gerekçelendirilmesi
factual protection elsewhere i. bir başka yerde fiili koruma
Siyasal
factual statement i. belgelere dayalı açıklama
factual statement i. doğru açıklama
Felsefe
factual truth or falsity i. gerçek doğruluk ve yanlışlık
Modern Argo
actual factual fact i. su götürmez gerçek
actual factual fact i. aksi iddia edilemez gerçek
actual factual fact i. inkar edilemez bir gerçek