formda - Türkçe İngilizce Sözlük

formda

"formda" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
formda in good shape s.
Being in good shape takes effort.
Formda olmak çaba gerektirir.

More Sentences
formda in form s.
How do you manage to stay in form?
Formda kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

More Sentences
formda fit s.
I go jogging regularly to keep fit.
Formda kalmak için düzenli olarak koşuya çıkarım.

More Sentences
formda trim s.
He jogs regularly to keep trim.
Hep formda kalmak için düzenli olarak koşu yapıyor.

More Sentences
Argo
formda in rare form expr.
Tom was in rare form Monday.
Tom Pazartesi günü nadir bir formdaydı.

More Sentences
Genel
formda in trim s.
formda physically-fit s.
formda on form zf.
formda at concert pitch zf.
Deyim
formda in fine feather expr.
Argo
formda piff [uk] s.

"formda" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 106 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
formda olma fitness i.
Genel
formda olma fitness i.
bedenen formda olma fitness i.
fiziki formda görünme materialisation i.
fiziki formda görünme materialization i.
genellikle kürk veya sahte kürkten yapılan dikdörtgen formda, siperliksiz ve katlanabilir şapka cossack hat i.
kusursuz formda inci paragon i.
sıvı formda sentetik rezin veya plastik sirup i.
sıvı formda sentetik plastik syrup i.
formda olmamak be out of shape f.
formda olmak be on form f.
formda olmak be in practice f.
formda olmak be in shape for f.
formda kalmak keep in form f.
formda olmak be in good shape f.
formda olmamak be out of practice f.
formda olmak be in shape f.
formda kalmak stay in shape f.
formda kalmak keep in shape f.
çok formda olmak be in great shape f.
formda olmak be in good shape f.
farklı formda yazmak rewrite f.
kalıcı bir formda bırakmak commit f.
(harf) belirli bir formda basılmak pull f.
sabit formda korumak fossilise f.
sabit formda korumak fossilize f.
nispeten kalıcı ve değişmez formda muhafaza etmek freeze f.
bir sıvıyı sprey formda boşaltmak spray f.
formda olan fit s.
bedenen formda olan fit s.
tek bir formda uniformed s.
farklı ve yeni bir formda sunulan redux s.
bedensel formda olan embodied s.
daha formda better s.
farklı formda olan polytypic s.
bedeni formda olan feat-bodied s.
alışılmamış formda olan freeform s.
keskin formda olmayan painterly s.
Öbek Fiiller
(bir şeyi başka bir formda) ifade etmek translate (something) to (something) f.
Deyim
formda vücut beach body i.
kendini formda hissetmek feel fit f.
kendini formda tutmak keep oneself fit and trim f.
formda olmak keep fit f.
kendini formda tutmak keep oneself in trim f.
formda kalmak keep in good shape f.
formda olmak be in trim f.
formda olmak be in good condition f.
formda olmamak be in bad shape f.
formda olmak be in good shape f.
formda olmak be on game f.
formda olma be in trim f.
formda kalmak keep in trim f.
sağlıklı ve formda fit and trim s.
formda değil off game s.
fiziksel olarak formda in training zf.
Konuşma
formda kalmak stay fit f.
Hukuk
anglo-amerikan hukukunda bazı anlaşmaların yazılı formda yapılması gerektiğini öngören kural statute of frauds i.
Teknik
dört farklı formda kristalleşme özelliği tetramorphism i.
Bilgisayar
görüntü ekranında veya basılı formda inç kare başına düşen büyük miktarda bilgi high-resolution i.
işaretlerin makinece okunabilir formda depolanabildiği optik bir cihazla okunması optical mark reading i.
düz levhası üzerine konan suretleri elektronik tarayarak dijital formda depolayabilen bilgisayar kontrollü cihaz flat-bed scanner i.
düz levhası üzerine konan suretleri elektronik tarayarak dijital formda depolayabilen bilgisayar kontrollü cihaz flatbed scanner i.
Denizcilik
loblu veya parmaksı formda olan sekiz dokunaçlı yumuşak bir mercan dead-man's-fingers (alcyonium digitatum) i.
loblu veya parmaksı formda olan sekiz dokunaçlı yumuşak bir mercan dead–man's–fingers (alcyonium digitatum) i.
Maden
bakır ve demir sülfitinden oluşan tetragonal kristal formda sarı bir mineral chalcopyrite i.
kristal formda bulunan bir mineral sagenite i.
mineral formda potasyum klorür sylvin i.
mineral formda potasyum klorür sylvite i.
kısa formda brachytypous s.
Medikal
buhar formda kullanım için tasarlanmış tıbbi madde vapour i.
buhar formda kullanım için tasarlanmış tıbbi madde vapor i.
Patoloji
kırmızı kan hücrelerinin normalden daha küçük ve küresel formda olduğu ve genellikle konjenital hemolitik sarılığa eşlik eden ırsi bir anemi spherocytosis i.
Eczacılık
grip tedavisi için inhalant formda kullanılan antiviral bir ilaç zanamivir i.
peptik ülser tedavisinde kullanılan tablet formda bir ilaç sucralfate i.
Mutfak
yuvarlak formda hazırlanmış ve içi uygun malzemeyle doldurulabilen yiyecek turban i.
Kimya
saf formda gümüş-beyaz renkte olan manyetik ve metalik bir element iron i.
ağaçsı formda kristal oluşumu vegetation of salts i.
mannozun indirgenmesi ile optik olarak izomerik üç formda elde edilen, altı adet hidroksil grubu içeren kristalli hafif tatlı bir alkol manna sugar i.
etilen serisinden olan yanıcı ve renksiz sıvı formda bir dizi metamerik hidrokarbon octene i.
etilen serisinden olan yanıcı ve renksiz sıvı formda bir dizi metamerik hidrokarbon octylene i.
bileşiğin en az iki farklı formda kristalleşmesi polymorphism i.
bitkilerden veya deniz hayvanlarından elde edilen sıvı formda yağ fatty oil i.
kömür katranından renksiz sıvı formda elde edilen bir hidrokarbon pseudo-cumene i.
sarı kristal formda bulunan büyük bir heterosiklik bileşik grubu pteridine i.
(tamamen hidrojenleşmiş formda) siklik baz anlamına gelen son ek -idine snk.
(tamamen hidrojenleşmiş formda) halkalı baz anlamına gelen son ek -idine snk.
Biyoloji
bitki veya hayvanın yaşam döngüsü boyunca birden fazla farklı formda bulunması pleomorphy i.
Biyokimya
oksitlenmiş hemden üretilen kırmızı-kahverengi veya mavi-siyah renkli kristalli formda bir tuz hem in i.
Deniz Biyolojisi
tatlı sularda bulunan uzun ince silindirik formda bir halkalı solucan cinsi polygordius i.
Edebiyat
izlenimlerin, düşüncelerin edebi formda tutulmuş kayıtları notes i.
17. yüzyılda abraham cowley tarafından yaygınlaştırılmış bir formda yazılmış şiir pindaric i.
17. yüzyılda abraham cowley tarafından yaygınlaştırılmış bir formda yazılmış şiir pindarick i.
17. yüzyılda abraham cowley tarafından yaygınlaştırılmış bir formda yazılmış şiir pindaric ode i.
Dilbilim
konuşma seslerinin tutarlı bir grafik formda (alfabe vasıtasıyla) gösterimi alphabetism i.
dişil formda olan feminine s.
masora alimlerinin metinlerindeki gibi (ortografik veya gramatik olarak eksiksiz formda) olan plene s.
Tarih
vietnam savaşı'nda güneydoğu asya üzerinde biyolojik silah olarak kullanıldığı düşünülen ancak sonradan polen yüklü arı dışkısı olduğu anlaşılan sarı renkli toz formda bir madde yellow rain i.
Jeoloji
minerallerin üç farklı kristal formda bulunması trimorphism i.
dağınık formda ara tip amfibol içeren subhornblendic s.
Spor
formda kalmak keep fit f.
formda olmak be in fit condition f.
formda olmak be in form f.
Müzik
17. yüzyıl fransız müziğinde iki parçalı müzikal formda yazılmış parçaların ikinci kısımları reprise i.
Argo
dört doz sıvı formda lsd windowpane i.
formda kalma mücadelesi battle of the bulge i.
(tablet formda) bir doz rohypnol roofie i.