habitual - Türkçe İngilizce Sözlük

habitual

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

habitual — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /həˈbɪtʃuəl/ – BrE /həˈbɪtjuəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Sürekli tekrarlandığı için otomatikleşmiş davranışları veya durumları betimler; bilinçli tercihten ziyade süreklilik vurgusu yapar. Habit köküne dayanan bu sıfat, tekrarın karakteristik niteliğe dönüşmesini dilsel olarak sabitler.
Eş Anlamlılar:
customary
Zıt Anlamlılar:
occasional

"habitual" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
habitual s. sürekli
His drinking had become habitual.
İçki içmesi sürekli bir hal aldı.

More Sentences
habitual s. alışılagelmiş
Her habitual kindness made her an easygoing worker.
Alışılagelmiş nezaketiyle uyumlu bir çalışandı.

More Sentences
habitual s. her zamanki
Grandfather sat in his habitual place near the fire.
Büyükbabam her zamanki yerine, ateşin yanına oturdu.

More Sentences
habitual s. müzmin
From what I see, your daughter is a drug addict and a habitual liar.
Gördüğüm kadarıyla kızınız uyuşturucu bağımlısı ve müzmin bir yalancı.

More Sentences
Hukuk
habitual s. her zamanki
Grandfather sat in his habitual place near the fire.
Büyükbabam her zamanki yerine, ateşin yanına oturdu.

More Sentences
Genel
habitual i. adet
habitual i. müptela
habitual s. mutat
habitual s. gedikli
habitual s. daimi
habitual s. alışılmış
habitual s. bağımlı
habitual s. alışkanlığa bağlı
habitual s. kişiye özgü
habitual s. doğuştan gelen
habitual s. adet edinilmiş
habitual s. huy haline gelmiş
habitual s. yerleşmiş
habitual s. adetten
habitual s. alışkanlık haline gelmiş
habitual s. alışkanlık hâline gelmiş
Hukuk
habitual s. mutad
habitual s. alışkanlık haline gelmiş
Medikal
habitual s. habituel
Dilbilim
habitual s. geniş zamanda tekrarlayan iş ve oluşları belirten

"habitual" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
habitual drinker i. içkici
habitual abortion i. habitüel abortus
habitual drinker i. alkolik
habitual evening drinker i. akşamcı
habitual drunkard i. ayyaş
habitual drunkard i. içkici
habitual criminal i. alışılmış suçlu
habitual liar i. tam bir yalancı
habitual liar i. iflah olmaz yalancı
habitual drunkard i. akşamcı
habitual intoxication i. içkicilik
habitual intoxication i. alışkanlık haline gelmiş sarhoşluk
habitual intoxication i. ayyaşlık
habitual intoxication i. akşamcılık
habitual drunkard i. alkolik
habitual place of abode i. ikamet edilen yer (adres)
Ticaret/Ekonomi
habitual absence i. daimi süreli devamsızlık
habitual absence i. müzmin devamsızlık
habitual absence i. sürekli devamsızlık
Hukuk
habitual crime i. itiyadi suç
habitual criminal i. itiyadi suçlu
habitual criminal i. tekrar suç işleyen sabıkalı
former habitual residence i. bir önceki ikametgahı
habitual criminal i. sabıkalı
habitual criminal i. mükerrer hükümlü
habitual residence i. mutat mesken
habitual residence i. mutad mesken
habitual residence i. mutat mesken
habitual country of residence i. mutat ikamet ülkesi
habitual offender i. azılı suçlu
Siyasal
habitual offender i. mükerrer suçlu
country of former habitual residence i. önceden yaşadığı ikamet ülkesi
Medikal
habitual abortion i. tekrarlayan düşük
habitual drunkenness i. ayyaşlık
frequency of habitual snoring i. habitüel horlama sıklığı
habitual snoring i. gece horlaması
Patoloji
pregnancy care of habitual aborter i. habitüel düşükte gebe takibi
habitual aborter i. habituel abortus
Sosyal Bilimler
habitual consumption i. tüketim alışkanlığı
Dilbilim
habitual aspect i. alışkanlık görünüşü