impossible - Türkçe İngilizce Sözlük

impossible

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

impossible — Definition

Anlamı ve Tanımı:
imkânsız
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪmˈpɑːsəbəl/ – BrE /ɪmˈpɒsɪbəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Gerçekleşmesi mantıken veya fiilen mümkün olmayan durumları anlatır; kesinlik vurgusu taşır. Latince impossibilis, olasılığın tümden reddini nitelik hâline getirir.
Eş Anlamlılar:
unattainable
Zıt Anlamlılar:
possible

"impossible" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 35 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
impossible s. olanaksız
Although it's not impossible to meet this burden, it can be difficult.
Bu yükü karşılamak imkansız olmasa da zor olabilir.

More Sentences
impossible s. imkansız
It is impossible that he will be here in five minutes in this traffic.
Bu trafikte beş dakika içinde burada olması imkânsız.

More Sentences
impossible s. olmaz
Genel
impossible i. imkansız şey
Attempt the impossible in order to improve your work.
İşinizi geliştirmek için imkansızı deneyin.

More Sentences
impossible i. olanaksız
The scientist was always after the impossible.
Bilim insanı, her zaman olanaksızın peşinde olmuştur.

More Sentences
impossible s. katlanılmaz
That child is impossible.
O çocuk katlanılmaz.

More Sentences
impossible s. imkansız
It is impossible that he will be here in five minutes in this traffic.
Bu trafikte beş dakika içinde burada olması imkânsız.

More Sentences
impossible s. mümkün olmayan
Otherwise, it will be impossible for people to acquaint themselves with such a process.
Aksi takdirde insanların böyle bir süreç hakkında bilgi sahibi olmaları mümkün olmayacaktır.

More Sentences
impossible s. zor
The financial analysts found themselves in an impossible situation.
Hesap uzmanları, kendilerini aşılması zor bir durumun içinde buldular.

More Sentences
impossible ünl. mümkün değil
It is impossible to regulate everything down to the last detail.
Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düzenlemek mümkün değildir.

More Sentences
Teknik
impossible s. imkansız
It is impossible that he will be here in five minutes in this traffic.
Bu trafikte beş dakika içinde burada olması imkânsız.

More Sentences
impossible s. olanaksız
Although it's not impossible to meet this burden, it can be difficult.
Bu yükü karşılamak imkansız olmasa da zor olabilir.

More Sentences
Genel
impossible i. olanaksız şey
impossible i. imkansızlık
impossible i. olanaksızlık
impossible i. mümkün olmayan şey
impossible i. olanaksız görünen şey
impossible i. olmayacak şey
impossible s. olmayacak
impossible s. olanaksız biçimde
impossible s. olamaz
impossible s. çekilmez
impossible s. muhal
impossible s. kabil olmayan
impossible s. olmaz
impossible s. (ifade) kendisi ile çelişen
impossible s. kabul edilemez
impossible s. söz konusu dahi olmayan
impossible s. gerçek olmayan
impossible s. yalan
impossible s. asparagas
impossible s. imkânsız
impossible ünl. cık
Konuşma Dili
impossible s. mümkünatı olmayan
Medikal
impossible s. imposibl

"impossible" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 67 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
impossible love i. imkansız aşk
a seemingly impossible task i. imkansız gibi görünen bir görev
impossible thoughts i. imkansız düşünceler
mission impossible i. tamamlanması aşırı zor görev
impossible action i. olanaksız eylem
impossible action i. bulunmayan alternatif
impossible action i. olanaksız faaliyet
regard as impossible f. imkansız gözüyle görmek
regard as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
be impossible f. elvermemek
get into an impossible situation f. açmaza girmek
attempt to do the impossible f. iğne ile kuyu kazmak
think something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
deem something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
consider something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
regard something as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
believe something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
see something as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
find something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
hope for the impossible f. olmayacak duaya amin demek
become impossible f. imkansız hale gelmek
be caught in an impossible-to-escape situation f. kıskıvrak yakalanmak
be impossible to think the opposite f. aksi düşünülemez olmak
make impossible f. olanak vermemek
make impossible f. imkansız hale getirmek
make impossible f. imkansızlaştırmak
achieve the impossible f. imkansızı başarmak
impossible to succeed s. başarılması imkansız
impossible to succeed s. başarması imkansız
physically impossible s. fiziksel olarak imkansız
impossible to put into words s. kelimelerle anlatılamaz
nigh on impossible s. mümkün değil
nigh on impossible s. hemen hemen imkansız
near-impossible s. imkansıza yakın
impossible! ünl. yok devenin başı
İfadeler
impossible is nothing expr. imkansız diye bir şey yoktur
it is far from impossible expr. imkansız değil
no-never (impossible) expr. sümme haşa
it always seems impossible until it's done expr. yapılana kadar her şey imkansız görünür
next to impossible expr. neredeyse imkansız
Atasözü
difficult is done at once; the impossible takes a little longer zoru hemen yaparız; imkansız, biraz zaman alır
Konuşma Dili
borderline impossible i. neredeyse imkansız
make impossible f. imkansız kılmak
be realistic demand the impossible expr. gerçekçi ol imkansızı iste
Deyim
be near to impossible f. imkansıza yakın olmak
be near to impossible f. neredeyse imkansız olmak
near to impossible s. neredeyse imkansız
near to impossible s. imkansıza yakın
all but impossible expr. neredeyse imkansız
Konuşma
it's impossible expr. kabil değil
it is impossible expr. olmaz
it's impossible expr. olacak gibi değil
it's impossible expr. imkanı yok
it's impossible for them to get along with each other expr. ikisini bir kazana koysan kaynamazlar
nothing is impossible expr. hiçbir şey imkansız değildir
you know that's impossible expr. bunun imkasız olduğunu biliyorsun
nothing is impossible for you expr. sizin için hiçbir şey imkansız değil
it is impossible expr. imkansız
I'm afraid that's impossible expr. korkarım bu imkansız
Hukuk
impossible to determine i. tayini mümkün değil
impossible to determine i. tayini mümkün olmayan
impossible to appeal s. temyiz edilemez
Psikoloji
impossible figure i. imkansız figür
Matematik
impossible quantity i. imajiner sayı
impossible quantity i. sanal sayı
impossible [dated] s. sanal
impossible [dated] s. imajiner