olmaz - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

olmaz



"olmaz" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
olmaz impossible s.
General
olmaz unlikely s.
olmaz unseemly s.
olmaz impossible s.
olmaz aikona ünl.
Phrases
olmaz no ünl.
Colloquial
olmaz no deal expr.
Speaking
olmaz tsk ünl.
olmaz no way ünl.
olmaz no can do expr.
olmaz no way out expr.
olmaz it is impossible expr.
Slang
olmaz not ünl.

"olmaz" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 424 sonuç

Türkçe İngilizce
General
olmaz demek say no f.
olmazsa olmaz şart sine qua non i.
iflah olmaz yalancı pathological liar i.
iflah olmaz yalancı compulsive liar i.
iflah olmaz yalancı habitual liar i.
iflah olmaz yalancı chronic liar i.
olmadan olmaz a must i.
iflah olmaz iyimser/kötümser diehard optimist/pessimist i.
olmazsa olmaz özellik umbra i.
iflah olmaz incorrigible s.
eksik olmaz unfailing s.
ıslah olmaz incorrigible s.
müteessir olmaz emotionless s.
adam olmaz incorrigible s.
iflah olmaz sad s.
güven olmaz unreliable s.
yok olmaz imperishable s.
ne yapacağı belli olmaz unpredictable s.
güven olmaz not trustworthy s.
iyi olmaz incurable s.
ıslah olmaz irreclaimable s.
adam olmaz sad s.
adam olmaz hopeless s.
dam olmaz incorrigible s.
olmazsa olmaz prerequisite for s.
deforme olmaz nondeformable s.
ıslah olmaz bodacious s.
adam olmaz bodacious s.
ne yapacağı belli olmaz squirrelly s.
sağı solu belli olmaz squirrelly s.
olmazsa olmaz indispensable s.
sağı solu belli olmaz squirrely s.
ne yapacağı belli olmaz squirrely s.
iflah olmaz impenitent s.
olmazsa olmaz essential s.
olmazsa olmaz undispensable s.
iflah olmaz unpenitent s.
yok olmaz unperishable s.
olmazsa olmaz unspared [obsolete] s.
olur olmaz zamanda in and out of season zf.
iflah olmaz biçimde beyond hope of recovery zf.
belli olmaz not necessarily zf.
ıslah olmaz bir şekilde irreclaimably zf.
adam olmaz bir biçimde incorrigibly zf.
ne olur ne olmaz just in case zf.
olur olmaz unnecessarily zf.
olur olmaz needlessly zf.
mümkün olur olmaz whenever possible zf.
dünyada (olmaz) never in this world zf.
ne olur ne olmaz düşüncesiyle in case zf.
olur olmaz no sooner than ed.
hayatta olmaz no way! ünl.
Phrasals
olur olmaz araya girmek/dalmak sound off (about something) f.
olur olmaz konuya dalmak sound off (about something) f.
bir ismi, kelimeyi, fikri olur olmaz kullanmak bandy about f.
Phrases
bu kadar da olmaz that took the biscuit expr.
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek you can't be a little bit pregnant expr.
üşenenin/erinenin oğlu kızı olmaz you can't be a little bit pregnant expr.
çalışmayanın kısmeti olmaz you can't be a little bit pregnant expr.
gebelik yarım olmaz you can't be a little bit pregnant expr.
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek you can't be half pregnant expr.
üşenenin/erinenin oğlu kızı olmaz you can't be half pregnant expr.
çalışmayanın kısmeti olmaz you can't be half pregnant expr.
gebelik yarım olmaz you can't be half pregnant expr.
aramızda (paranın, birkaç kuruşun) lafı olmaz/hiç önemi yok what's (something) between friends? expr.
yarının ne getireceği belli olmaz life is like a box of chocolates expr.
onla da olmaz, onsuz da can't live with them, can't live without them expr.
anne mutlu değilse, kimse mutlu olmaz when mama ain't happy, ain't nobody happy expr.
doyum olmaz cannot have enough of expr.
doyum olmaz can't have enough of expr.
hatasız kul olmaz homer sometimes nods expr.
hatasız kul olmaz no one is infallible expr.
hatasız kul olmaz nobody is perfect expr.
hatasız kul olmaz even homer nods expr.
hiçbir şey yoktan var olmaz nothing comes from nothing expr.
hiçbir şey yoktan var olmaz nothing will come of nothing expr.
hiçbir şey yoktan var olmaz out of nothing comes nothing expr.
hiçbir şey yoktan var olmaz ex nihilo nihil fit expr.
kesinlikle olmaz upon no account expr.
kesinlikle olmaz on no account expr.
reklamın iyisi kötüsü olmaz there’s no such thing as bad publicity expr.
reklamın kötüsü olmaz there’s no such thing as bad publicity expr.
reklamın kötüsü olmaz there’s no such thing as bad advertising expr.
reklamın iyisi kötüsü olmaz there’s no such thing as bad advertising expr.
teşbihte hata olmaz let it not be misunderstood expr.
yorulmadan başarı olmaz no sweet without sweat expr.
ne olacağı belli olmaz anything can happen expr.
ne olacağı belli olmaz anything might happen expr.
neredeyse demekle olmaz almost doesn't count expr.
yalnız taş duvar olmaz teamwork makes the dream work expr.
cefasız sefa olmaz no gain without pain expr.
emeksiz yemek olmaz no gain without pain expr.
gül dikensiz sefa cefasız olmaz no gain without pain expr.
zahmetsiz rahmet olmaz no gain without pain expr.
(bir şeyi yapmanın) zararı olmaz it doesn't hurt to (have or do something) expr.
(bir şeyi yapmanın) zararı olmaz it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr.
reklamın kötüsü olmaz bad publicity is good publicity expr.
reklamın iyisi kötüsü olmaz bad publicity is good publicity expr.
reklamın kötüsü olmaz no publicity is bad publicity expr.
reklamın iyisi kötüsü olmaz no publicity is bad publicity expr.
reklamın/tanıtımın iyisi kötüsü olmaz any press is good press expr.
reklamın/tanıtımın kötüsü olmaz any press is good press expr.
müsait olur olmaz at (one's) earliest convenience expr.
müsait olur olmaz at someone's earliest convenience expr.
Proverb
bakan göze yasak olmaz a cat may look at a king
dikensiz gül olmaz every rose has it's thorn
beş parmak bir olmaz men are not all alike
ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz he that is down need fear no fall
düşenin dostu olmaz he who falls has no friends
öğrenmenin yaşı olmaz you are never too old to learn
karakterli insan başarısız olmaz you can't keep a good woman down
karakterli insan başarısız olmaz you can't keep a good man down
zenginin dostu olmaz olsa zengin olmaz he that hath a full purse never wanted a friend
eski köye yeni adet olmaz you cannot put new wine in old bottles
bir çiçekle bahar olmaz one swallow does not make a summer
yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz liar is not believed when he tells the truth
yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz liar is not believed even when he tells the truth
eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz you cannot make a silk purse out of a sow's ear
ne olacağı belli olmaz nothing is certain but the unforeseen
emeksiz yemek olmaz he that would eat the kernel must crack the nut
hatasız kul olmaz to err is human to forgive divine
eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz you can't make a silk purse out of a sow's ear
birlik olmadan dirlik olmaz united we stand divided we fall
tembelin boş zamanı olmaz idle folk have the least leisure
tembelin boş zamanı olmaz idle people have the least leisure
emeksiz yemek olmaz no pain no gain
kış olmadan bahar olmaz there is no spring without a winter
göze yasak olmaz cat can look at a king
sıkıntı/zorluk/cefaya katlanmadan rahatlık olmaz there is no pleasure without pain
hiçbir şey durup dururken (durduk yere) olmaz nothing comes of nothing
emek olmadan yemek olmaz nothing gained
emek olmadan yemek olmaz nothing ventured nothing gained
zorla güzellik olmaz you can take a horse to water but you can't make him drink
zorla güzellik olmaz you can lead a horse to water but you can't make it drink
eski dost düşman olmaz once a friend always a friend
yalanın dayanağı olmaz a lie has no legs
altın yere düşmekle pul olmaz rose by any other name would smell as sweet
koyma akıl akıl olmaz as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly
ağaçtan maşa (abdaldan paşa) olmaz never send a boy to do a man's job
her ağaçtan kaşık olmaz never send a boy to do a man's job
emek olmadan yemek olmaz he that would eat the fruit must climb the tree
yoğurdum/ayranım ekşidir diyen olmaz men are blind in their own cause
kimsenin bilmediği kabahatin özrü olmaz never ask pardon before you are accused
kadına yakışık olmaz anlamında atasözü a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men
kadına yakışık olmaz anlamında atasözü whistling girls and crowing hens always come to some bad end
dikensiz gül olmaz never a rose without a prick
dikensiz gül olmaz never a rose without the prick
eski köye yeni adet olmaz you can't put new wine into an old wineskin
eski köye yeni adet olmaz you can't put new wine in an old wineskin
eski köye yeni adet olmaz you can't put new wine in old wineskins
eski köye yeni adet olmaz you can't put new wine into old wineskins
hatasız kul olmaz we're none of us perfect
göze yasak olmaz a cat can look at a king
yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz the liar is not believed when he tells the truth
yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz a liar is not believed when he tells the truth
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid plans go astray
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid schemes go astray
en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz the best-laid schemes/plans
Colloquial
iflah olmaz bağımlı a hopeless addict i.
olmazsa olmaz absolute must i.
hayatta olmaz I'll be hanged expr.
lafı bile olmaz no big thing expr.
ne demek (lafı bile olmaz) no big thing expr.
(bir şeyin) bu kadarı da olmaz how (something) can you be? expr.
hiç fena olmaz I don't mind if I do expr.
sayılmaz/lafı olmaz tabii ama but who's counting expr.
onun ne yapacağı hiç belli olmaz you can never tell with (someone or something) expr.
bir bulutla kış olmaz one swallow doesn't make a summer expr.
ben görev başındayken olmaz! not on my watch! expr.
burada kalsak olmaz mı? can't we just stay here? expr.
bugün olmaz not today expr.
burada olmaz not here expr.
hiç işim olmaz! that's not my bag! expr.
faydalı olmaz (not) go far expr.
hayatta olmaz not in this life expr.
imkanı yok/olmaz not only expr.
kötüye bir şey olmaz evil never dies expr.
kesinlikle olmaz! definitely not! expr.
ne olur ne olmaz in case (something happens) expr.
kesinlikle olmaz absolutely not expr.
şimdi olmaz not now expr.
şu anda olmaz, teşekkürler not right now, thanks expr.
seyretmeye doyum olmaz not get enough of watching expr.
yeterli olmaz (not) go far expr.
umarım olmaz hope not expr.
kusura bakma bir daha olmaz (kinaye) excuse me for breathing! expr.
kusura bakma bir daha olmaz (kinaye) excuse me for living! expr.
kusura bakma bir daha olmaz (kinaye) (well,) pardon me for existing! expr.
olmaz olur mu do too expr.
olmaz öyle şey! give me a break! expr.
olmaz öyle şey! gimme a break! expr.
hayatta olmaz I'll be hanged expr.
dünyada olmaz I'll be hanged expr.
hayatta olmaz I'll be hanged if I expr.
dünyada olmaz I'll be hanged if I expr.
hiç fena olmaz (I) don't care if I do expr.
hiç fena olmaz (I) don't mind if I do expr.
bu olmaz it/that will never do expr.
öyle/böyle olmaz it/that will never do expr.
(bir şeyi yapmak) olmaz it/that will never do expr.
bu olmaz it/that won't do expr.
öyle/böyle olmaz it/that won't do expr.
(bir şeyi yapmak) olmaz it/that won't do expr.
bu olmaz it/that (just) won’t do expr.
öyle/böyle olmaz it/that (just) won’t do expr.
(bir şeyi yapmak) olmaz it/that (just) won’t do expr.
bu olmaz it/that will never do [uk] expr.
öyle/böyle olmaz it/that will never do [uk] expr.
(bir şeyi yapmak) olmaz it/that will never do [uk] expr.
üstüne para versen dahi olmaz not if you paid me expr.
hiçbir şartta/koşulda olmaz not if you paid me expr.
asla olmaz not if you paid me expr.
para bile versen olmaz not if you paid me expr.
(birinin/bir şeyin) sağı solu belli olmaz you never know with (someone or something) expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağı/nasıl davranacağı belli olmaz you never know with (someone or something) expr.
bir şey olur olmaz minute something happens expr.
… olur olmaz the minute/moment (that) expr.
olur olmaz the moment (that) expr.
(birinin/bir şeyin) sağı solu belli olmaz you never know with (someone or something) expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağı hiç belli olmaz you never know with (someone or something) expr.
asla olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
hayatta olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
kesinlikle olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
katiyen olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
dünyada olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
bu gece olmaz (cinsel ilişkiye atfen) not tonight, josephine expr.
ne olur ne olmaz diye out of an abundance of caution expr.
hatasız kul olmaz pobody's nerfect (an intentional spoonerism of "nobody's perfect") [cliché] expr.
kambersiz düğün olmaz (there's) no show without punch expr.
en önemli kişi/şey olmadan olmaz (there's) no show without punch expr.
zahmet olmaz it's no bother expr.
sorun olmaz it's no bother expr.
(sadece) ne olur ne olmaz diye (just) to be safe expr.
kesinlikle olmaz! no sir! exclam.
kesinlikle olmaz! no sirree! exclam.
katiyen olmaz no way, josé exclam.
Idioms
üstüne üstlük (bir şey daha) olmaz mı cap it (all) off f.
olur olmaz konuşmak talk through one's hat f.
olur olmaz konuşmak talk out of (one's) hat f.
olmazsa olmaz olmak be worth its weight in gold f.
olmazsa olmaz olmak be worth one's weight in gold f.
olmazsa olmaz olmak be worth your weight in gold f.
bir şeyin geri dönüşü olmaz bir şekilde kaybolduğu bir yer/bölge ya da şey black hole i.
olmazsa olmaz şeyler bare necessities i.
bakmaya/seyretmeye doyum olmaz bir görüntü a joy to behold i.
iflah olmaz yalancı dog-faced liar i.
olmazsa olmaz kişi straw that stirs the drink i.
adam olmaz tip be-all and end-all i.
kendini olmazsa olmaz/vazgeçilmez gören kimse a fly on the wheel i.
olmazsa olmaz bir şart a sine qua non i.
(bir şey için) olmazsa olmaz bir şey a sine qua non (of/for something) [us] i.
(bir şeyin) zaruri/olmazsa olmaz şartı a sine qua non (of/for something) [us] i.
olmazsa olmaz şey the be-all and end-all i.
bir nane olmaz (as) useful as a chocolate teapot zf.
bir nane olmaz as much use as a chocolate fireguard zf.
büyük bir işin ya da örgütün olmazsa olmaz ama çok önemli olmayan bir parçası a small cog in a large machine expr.
büyük bir işin ya da örgütün olmazsa olmaz ama çok önemli olmayan bir parçası a small cog in a large wheel expr.
kim suçlu kim güç belli olmaz not all black and white expr.
taş çatlasa da olmaz a cold day in hell expr.
taş çatlasa da olmaz a cold day in july expr.
onla da olmaz, onsuz da you can't live with them, you can't live without them expr.
hayatta olmaz that cat won't jump expr.
olmaz o iş that cat won't jump expr.
hayatta olmaz that cat won't jump expr.
olmaz o iş that cat won't jump expr.
avucunu yalarsın!/boşuna beklersin!/hayatta olmaz! not on your nelly! expr.
asla olmaz no way jose expr.
asla olmaz that'll be the day expr.
asla olmaz/gerçekleşmez it'll be a long day in january (when something happens) expr.
ayranım ekşidir diyen olmaz no merchant ever runs down his own wares expr.
böyle de olmaz ki! it's just not cricket! expr.
bir zararı olmaz it can't hurt expr.
dünyada olmaz in a pig's ear expr.
dünya tersine dönse olmaz/imkansız until hell freezes over expr.
dünyada (olmaz) for all the world expr.
dünyayı verseler (olmaz) for all the world expr.
dünyada olmaz in a pig's eye expr.
dünyada olmaz not on your life expr.
dünyada olmaz not at any price expr.
dünyada olmaz in a pig's ass expr.
çok laf yalansız olmaz a great talker is a great liar expr.
hayatta/asla olmaz not for anything in the world expr.
hayatta/asla olmaz not on your life expr.
hayatta/asla olmaz not for love nor money expr.
hatasız kul olmaz even the best steed sometimes stumbles expr.
hayatta olmaz! not in a million years! expr.
hayatta olmaz! in a pig's eye expr.
hep bana rabbena olmaz turnabout is fair play expr.
hayatta olmaz not on your life expr.
hayır katiyen olmaz no hard pass expr.
hayır olmaz no hard pass expr.
hayatta olmaz not on your life! expr.
hayır kesinlikle olmaz no hard pass expr.
hatasız kul olmaz err is human expr.
her dört duvar yuva olmaz a house is not a home expr.
ne olur ne olmaz to be safe expr.
ne olur ne olmaz just to be on the safe side expr.
kötüye bir şey olmaz the devil looks after his own expr.
kesinlikle olmaz hard pass expr.
öyle beleşe/bedavaya olmaz there's no such thing as a free lunch expr.
konuşmakla olmaz talk is cheap expr.
ne olur ne olmaz just in case expr.
kesinlikle olmaz no way jose expr.
kesinlikle olmaz not on your life expr.
katiyen olmaz hard pass expr.
öyle beleşe/bedavaya olmaz there ain't no such thing as a free lunch expr.
kul kusursuz olmaz everyone has his pet vice expr.
(birinin) ... yapması şaşırtıcı/sürpriz olmaz/beni şaşırtmaz wouldn’t put it past someone (to do something) expr.
bedavaya yemek olmaz (there) ain't no free lunch expr.
emeksiz yemek olmaz (there) ain't no free lunch expr.
bedavaya yemek olmaz (there) ain't no free lunches expr.
emeksiz yemek olmaz (there) ain't no free lunches expr.
bedavaya yemek olmaz there is no free lunch expr.
emeksiz yemek olmaz there is no free lunch expr.
içkinin saati olmaz it's five o'clock somewhere expr.
dikensiz gül olmaz (there's) no rose without a thorn expr.
Speaking
hayatta olmaz noway ünl.
hayatta olmaz noways ünl.
kesinlikle olmaz! no way! ünl.
bu gece olmaz not tonight expr.
belli olmaz it all depends expr.
bunu yapmaya vicdanım razı olmaz I would not have the conscience to do it expr.
belli olmaz that depends expr.
bize bir şey olmaz nothing happens to us expr.
biraz romantizmin kimseye zararı olmaz nothing wrong with a little romance expr.
bedava yemek olmaz there ain't no such thing as a free lunch expr.
benim için sürpriz olmaz it wouldn't surprise me expr.
bunda darılmaca gücenmece olmaz there's no hard feelings on this expr.
başka türlü olmaz there is no other way expr.
bize bir şey olmaz nothing would happen to us expr.
birbirimizle artık işimiz olmaz/ilişkimiz bitti we are through! expr.
bir daha olmaz won't happen again expr.
bugün olmaz not today expr.
bedava yemek olmaz there's no such thing as a free lunch expr.
bedava yemek olmaz there is no free lunch expr.
desem yanlış olmaz it wouldn't be wrong to say expr.
doğru olmaz! that's not on! expr.
desem yalan olmaz it wouldn't be wrong to say expr.
doğru olmaz it would not be right expr.
dünyada olmaz I'll see him damned first expr.
daha önce olmaz not before expr.
daha aşağısı olmaz nothing less expr.
hayatta olmaz no can do expr.
hayatta olmaz/asla! never in a thousand years! expr.
hiçbirimizin hayrına olmaz it will do none of us any good expr.
hiç belli olmaz you never know expr.
harika olmaz mı? wouldn't that be great? expr.
hayatta olmaz/asla! not in a thousand years! expr.
gece 2'den sonra iyi şeyler olmaz nothing good happens after 2 a.m. expr.
emek olmadan yemek olmaz no pain no gain expr.
eminim ki sorun olmaz i'm sure it's fine expr.
elçiye zeval olmaz don't kill the messenger expr.
geleceğin ne getireceği belli olmaz you never know what the future brings expr.
elçiye zeval olmaz don't shoot the messenger expr.
ıslah olmaz beyond redemption expr.
onunla işim olmaz I wouldn't touch him with a ten-foot pole expr.
onun sonu iyi olmaz he will come to no good expr.
onunla işim olmaz I have nothing to do with him expr.
olur olmaz without thinking expr.
olmaz ki no way out expr.
olmaz dedim I said no expr.
kesinlikle olmaz! certainly not! expr.
olmaz! that's not on! expr.
lafı bile olmaz no big deal expr.
onunla işim olmaz I wouldn't touch him with a barge pole expr.
lafı bile olmaz no sweat expr.
lafı bile olmaz don't mention it expr.
olmazsa olmaz is a must expr.
şimdi olmaz not now expr.
reklamın kötüsü olmaz all publicity is good publicity expr.
para ile saadet olmaz money can't buy happiness expr.
reklamın iyisi kötüsü olmaz any publicity is good publicity expr.
reklamın kötüsü olmaz any publicity is good publicity expr.
sözü bile olmaz don't mention expr.
sensiz olmaz not without you expr.
rab çobanımdır eksiğim olmaz the lord is my shepherd I shall not want expr.
risk olmadan, kazanç olmaz nothing ventured, nothing gained expr.
risk olmadan, kazanç olmaz no risk, no gain expr.
tekrar olmaz not again expr.
(bir şeyi) hayatta yapmamak/giymemek/olmaz somebody would not be caught dead expr.
zahmet olmadan rahmet olmaz no pain no gain expr.
(şimdi olmaz) başka bir sefere (gelirim/yaparım vb) I'll get a rain check expr.
umarım olmaz I hope not expr.
umarım zahmet olmaz I hope it's no trouble expr.
zararı olmaz it wouldn't hurt expr.
(şimdi olmaz) başka bir sefere (gelirim/yaparım vb) I'll take a rain check expr.
burası gerçekten olmaz this place is a real no-no expr.
hayatta olmaz/asla never in a million years expr.
asla olmaz! no way! exclam.
Chat Usage
ne olur ne olmaz jic (just in case) i.
Law
kanunsuz ceza olmaz ilkesi the principle of no punishment without law i.
kanunsuz ceza olmaz nulla poena sine lege expr.
kanunsuz suç olmaz no crime without law expr.
kanunsuz ceza olmaz no punishment without law expr.
kanunsuz suç olmaz nulla crimen sine lege expr.
kanunsuz suç ve ceza olmaz nullum crimen expr.
kanunsuz suç ve ceza olmaz nulla poena sine lege expr.
Politics
olmazsa olmaz sine qua non expr.
Technical
korozyon olmaz noncorrosive s.
Computer
bir daha olmaz not again expr.
Informatics
öğrenmenin yaşı olmaz you are never too old to learn expr.
Automotive
iflah olmaz hooped s.
Social Sciences
öğrenmenin yaşı olmaz you are never too old to learn expr.
Linguistics
… olur olmaz than bağ.
Latin
olmazsa olmaz şey sine qua non i.
daha ilerisi olmaz ne plus ultra expr.
olmazsa olmaz sine qua non expr.
Slang
asla olmaz no fucking way expr.
bu kadar da olmaz tough shit expr.
lafı bile olmaz no big whoop expr.
kesinlikle olmaz no bloody way expr.
kesinlikle olmaz! no fucking way! expr.
kesinlikle olmaz! fuck no! expr.
senden bir bok olmaz you suck at life expr.
senden bir bok olmaz you suck at life expr.
senden hiçbir şey olmaz you suck at life expr.
senden bir bok olmaz you are a lost case expr.
siksen olmaz! fuck no! expr.
senden bir bok olmaz you are a pathetic loser expr.
lafı olmaz ain't no thang exclam.
dünyada olmaz in a pig's arse [uk/australia] exclam.
hayatta olmaz in a pig's arse [uk/australia] exclam.
British Slang
olmaz! like fuck! expr.
kesinlikle olmaz! not on your nellie! expr.