knows - Türkçe İngilizce Sözlük

knows

"knows" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
turn out be somebody one knows before f. tanış çıkmak
turn out be somebody one knows before f. tanışık çıkmak
god knows how zf. nasıl oldu bilmem
god knows how zf. allah bilir nasıl
god knows ünl. allah bilir
god only knows! ünl. allah bilir!
goodness knows! ünl. allah bilir!
goodness' knows ünl. allah bilir
heaven knows ünl. allah bilir
İfadeler
he little knows expr. bilmiyor ki
heaven only knows why expr. hikmetinden sual olunmaz
love knows no distance expr. aşk mesafe tanımaz
who knows (maybe) expr. kim bilir
as every schoolchild knows expr. yediden yetmişe herkesin bildiği gibi
love knows no bounds expr. aşk engel tanımaz
love knows no bounds expr. aşk sınır tanımaz
love knows no boundaries expr. aşk sınır tanımaz
love knows no boundaries expr. aşk engel tanımaz
on the internet, nobody knows you're a dog expr. internette kimin ne olduğunu bilemezsin
a monkey knows what tree to climb expr. herkes ne yapacağını bilir
every monkey knows what tree to climb expr. herkes ne yapacağını bilir
on the Internet, nobody knows you're a dog expr. internette kimse senin kim olduğunu bilmez
Atasözü
half the world knows not how the other half lives tok açın halinden anlamaz
necessity knows no law zorunluluk hiçbir yasa tanımaz
half the world knows not how the other half lives zengin fakirin halinden anlamaz
he that travels far knows much çok gezen çok bilir
it is a wise child that knows its own father babanın kim olduğundan asla emin olamazsın
it is a wise child that knows its own father çocuğun akıllısı tanır babasını
It is a wise child that knows its own father asla gerçek babanın kim olduğunu kesin olarak bilemezsin
it is a wise child that knows its own father kişinin gerçek babasını kesin olarak bilmesi zordur
only the wearer knows where the shoe pinches herkes kendi derdini bilir
only the wearer knows where the shoe pinches yaşayan bilir
only the wearer knows where the shoe pinches işin aslını içinde olan bilir
only the wearer knows where the shoe pinches kişinin derdini en iyi kendi bilir
only the wearer knows where the shoe pinches kişi ne yaşadığını kendi bilir
only the wearer knows where the shoe pinches işin içinde olan daha iyi bilir
a monkey knows what tree to climb tecrübeli insanlar/tecrübeli biri ne yapıp yapmayacağını bilir
every monkey knows what tree to climb herkes ne yapacağını bilir
a monkey knows what tree to climb herkes ne yapacağını bilir
every monkey knows what tree to climb tecrübeli insanlar/tecrübeli biri ne yapıp yapmayacağını bilir
the more one knows, the less one believes öğrendikçe kuşku artar
the more one knows, the less one believes ne kadar çok bilirsen o kadar çok kuşku duyarsın
the more one knows, the less one believes ne kadar çok bilirsen o kadar zor inanırsın/emin olursun
Konuşma Dili
prefer the devil one knows f. bildik düşmanı bilmedik düşmana tercih etmek
for all someone knows expr. ne bileyim ben
learning knows no age limit expr. öğrenmenin yaşı yoktur
learning knows no age limit expr. okumanın yaşı yoktur
so far as anyone knows expr. bilindiği kadarıyla
whoever he is he knows more expr. o her kimse daha fazlasını biliyor
everybody knows everybody expr. herkes herkesi tanır
none of us knows what waits for us tomorrow expr. yarın bizi neyin beklediğini hiçbirimiz bilemeyiz
none of us knows what lies in store for us tomorrow expr. yarın bizi neyin beklediğini hiçbirimiz bilemeyiz
lord only knows expr. sadece tanrı bilir
nobody knows what will happen in the future expr. kimse gelecekte ne olacağını bilemez
nobody knows what will happen tomorrow expr. kimse yarın ne olacağını bilemez
education knows no bounds expr. eğitim sınır tanımaz
education knows no bounds expr. eğitimin sınırı yoktur
only god knows! expr. allah bilir!
(the) next thing (one) knows expr. aniden
(the) next thing (one) knows expr. apansızın
(the) next thing (one) knows expr. birdenbire
(the) next thing (one) knows expr. bir bakmış ki
(the) next thing (one) knows expr. bir anda
god knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı bir ben bir allah bilir
god knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı allah biliyor
god knows (that) I've tried expr. yukarıda allah var, elimden gelenin en iyisini yaptım
god knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı bir ben bilirim bir de allah
god knows (that) I've tried expr. allah biliyor elimden geleni yaptım
god knows (that) I've tried expr. allah şahidim olsun elimden geleni yaptım
the nose knows expr. kokudan anlaşılıyor
who knows what expr. kim bilir neler neler
the nose knows expr. buruna gelen kokulardan anlaşılıyor
who knows what expr. kim bilir neler
the nose knows expr. burun yalan söylemez
who knows what expr. kim bilir ne
who knows what expr. allah bilir daha neler
lord (only) knows (what, where, why) expr. (sadece) tanrı/allah bilir
lord (only) knows (what, where, why) expr. (yalnızca) tanrı/allah bilir
lord (only) knows (what, where, why) expr. (ancak) tanrı/allah bilir
lord (only) knows (what, where, why) expr. kim bilir
the dear only knows [dated] expr. kim bilir
the dear only knows [dated] expr. hiçbir fikrim yok
the dear only knows [dated] expr. tanrı bilir
the dear only knows [dated] expr. Allah bilir
as far as (one) knows expr. (birinin) bildiği kadarıyla
for all (one) knows expr. (birinin) bildiği kadarıyla
for all (one) knows expr. (birinin) bildiğine göre
goddess knows expr. allah biliyor ki
goddess knows expr. tanrı bilir
goddess only knows expr. allah bilir
heaven knows expr. tanrı bilir
goddess knows expr. kaçarı yok ki
god knows expr. tanrı bilir
goodness knows expr. tanrı bilir
goddess knows expr. allah bilir
goddess only knows expr. kim bilir
goddess knows expr. kim bilir
goddess knows expr. şu kesin ki
goddess only knows expr. tanrı bilir
goodness knows expr. kaçarı yok ki
goodness knows expr. allah biliyor ki
goodness knows expr. şu kesin ki
lord knows expr. tanrı/allah bilir
lord knows… expr. tanrı/allah bilir ...
lord knows… expr. kim bilir …
lord knows expr. kim bilir
lord knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı bir ben bir de tanrı bilir
lord knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı bir ben bilirim bir de tanrı
lord knows (that) I've tried expr. ne kadar uğraştığımı tanrı biliyor
Deyim
know as much about something as a hog knows about sunday f. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
know as much about as a hog knows about sunday f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know no more about than a frog knows about bedsheets f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know no more about than a frog knows about bedsheets f. (bir konuyu) hiç bilmemek
know as much about (something) as a pig knows about Sunday f. (bir şey) hakkında hiçbir şey bilmemek
know as much about (something) as a pig knows about Sunday f. (bir şeyi) zerre kadar bilmemek
know as much about (something) as a pig knows about Sunday f. (bir şey) hakkında hiçbir bilgisi olmamak
know as much about (something) as a pig knows about Sunday f. (bir şeyden) zerre kadar haberi olmamak
know no more about (something) than a pig knows about sunday f. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
know no more about (something) than a pig knows about sunday f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know no more about (something) than a pig knows about sunday f. (bir konuyu) hiç bilmemek
know no more about (something) than a pig knows about sunday f. (bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
know as much about (something) as a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
know as much about (something) as a pig knows about Sunday [us] f. (bir konuyu) hiç bilmemek
know as much about (something) as a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know as much about (something) as a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
know no more about (something) than a hog knows about sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
know no more about (something) than a frog knows about bedsheets [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know no more about (something) than a frog knows about bedsheets [us] f. (bir konuyu) hiç bilmemek
know no more about (something) than a frog knows about bedsheets [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
know no more about (something) than a frog knows about bedsheets [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
know no more about (something) than a hog knows about sunday [us] f. (bir konuyu) hiç bilmemek
know no more about (something) than a hog knows about sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
know no more about (something) than a hog knows about sunday [us] f. (bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
not know any more about (something) than a hog knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir şey bilmemek
not know any more about (something) than a hog knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir fikri olmamak
not know any more about (something) than a pig knows about Sunday [us] f. (bir konuyu) hiç bilmemek
not know any more about (something) than a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir şey bilmemek
not know any more about (something) than a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir bilgisi olmamak
not know any more about (something) than a pig knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir fikri olmamak
not know any more about (something) than a hog knows about Sunday [us] f. (bir konuyu) hiç bilmemek
not know any more about (something) than a hog knows about Sunday [us] f. (bir konu) hakkında hiçbir bilgisi olmamak
every one knows where his own shoe pinches expr. herkes kendi derdini bilir
as far as anyone knows expr. bilindiği kadarıyla
so far as (one) knows expr. (birinin) bildiği kadarıyla
the dear knows [dated] expr. kim bilir
the dear knows [dated] expr. hiçbir fikrim yok
the dear knows [dated] expr. tanrı bilir
the dear knows [dated] expr. allah bilir
the dear knows [dated] expr. kesinlikle
Konuşma
my love for you knows no bounds expr. sana olan aşkım sınır tanımaz