lying - Türkçe İngilizce Sözlük

lying

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"lying" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 10 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lying i. yalan söyleme
For some people, lying gives them the upper hand.
Bazı insanlar için yalan söylemek onlara üstünlük sağlar.

More Sentences
lying i. yalancılık
You accused him of lying.
Onu yalancılıkla suçladın.

More Sentences
lying i. yatış
lying i. uzanma
lying i. yatacak yer
lying s. yalan söyleyen
lying s. yanlış yönlendirecek şekilde planlanmış
lying s. düzmece
lying s. sahte
lying s. asılsız

"lying" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lying-in i. loğusalık
lying in wait i. pusu kurma
side-lying position i. yan yatış pozisyonu
lying in state i. gömülmeden önce halka açık bir yerde sergilenme
rule a country while lying sick in bed f. hasta yatağından ülkeyi yönetmek
take something lying down f. hiç karşı gelmeden bir şeyi kabul etmek
take something lying down f. sineye çekmek
take something lying down f. bir şeyi alttan almak
take lying down f. kaba davranış karşısında direnmeden baş eğmek
low-lying s. ingin
lying beside s. yanında yatan
low lying s. düşük rakımlı
lying-in s. doğumda kullanılmak üzere tasarlanmış
lying in wait s. pusuda bekleyen
lying-in s. doğuma ait
lying in wait s. pusuya yatmış
low-lying s. düşük rakımlı
low-lying s. alçak konumlu
İfadeler
believe me, I'm not lying to you expr. gözüm çıksın ki
Konuşma Dili
stop lying to me! expr. yalan söylemeyi kes!
stop lying to me expr. yalan söylemeyi kes
Let god strike me down if I'm lying expr. eğer yalan söylüyorsam allah beni çarpsın
Deyim
take it lying down f. aşağıdan almak
take something lying down f. eyvallah demek
take something lying down f. sineye çekmek
refuse to take something lying down f. alttan almamak
leave (something) lying around f. bir şeyin ortasına bırakmak
leave something (lying) about f. ortalarda/açıkta bırakmak
leave something (lying) around f. ortalarda/açıkta bırakmak
leave (something) lying around f. ortalarda/açıkta bırakmak
not take (something) lying down f. (bir şeyi) kolayca kabul etmemek
not take (something) lying down f. (bir şeyi) olduğu gibi kabul etmemek
not take (something) lying down f. (bir şeyi) sineye çekmemek
not take (something) lying down f. (bir şeyi) eli kolu bağlı seyretmemek
not take (something) lying down f. (bir şeye) katlanmamak
not take (something) lying down f. (bir şeye) sessiz kalmamak
not take (something) lying down f. (bir şeye) seyirci kalmamak
not take (something) lying down f. (bir şeyi) alttan almamak
not take (something) lying down f. (bir şeye) eyvallah dememek
Konuşma
you're lying expr. yalan söylüyorsun
I'm not lying expr. yalan söylemiyorum
I know she's lying expr. onun yalan söylediğini biliyorum
I can't keep lying to her expr. ona yalan söylemeye devam edemem
why are you lying to me? expr. bana neden yalan söylüyorsun?
if it turns out you're lying expr. yalan söylediğin ortaya çıkarsa
why are you lying? expr. neden yalan söylüyorsun?
do you think I'm lying? expr. yalan söylediğimi mi sanıyorsunuz?
do you think I'm lying? expr. yalan söylediğimi mi sanıyorsun?
don't leave your clothes lying around expr. giysilerini/kıyafetlerini etrafa saçma
I am not lying to you expr. sana yalan söylemiyorum
you are not lying are you? expr. yalan söylemiyorsun değil mi?
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit who is supposed to be your husband/father/mother/wife expr. o kocan/baban/annen/karın olacak herif/kadın
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit whom you call your husband/father/mother/wife expr. o karın/baban/annen/kocan olacak herif/kadın
what else are you lying about? expr. başka hangi konuda yalan söylüyorsun?
I would be lying if I said I wasn't expr. yapmadım/düşünmedim desem yalan olur
lying is in your genes expr. yalan söylemek senin genlerinde var
Hukuk
lying under oath i. yalancı şahitlik
lying under oath i. yalan beyan
lying under oath i. yalan yere yemin
Mimarlık
lying panel i. ahşabın damarlarının yatay uzandığı panel
Denizcilik
lying to i. faca edip yatma
lying at anchor i. geminin limanda demirli bulunması
Medikal
lying in period i. erken puerperal dönem
lying-in i. doğum
low lying placenta i. alt yerleşimli plasenta
low-lying placenta i. aşağı yerleşimli plasenta
Psikoloji
pathological lying i. patolojik yalancılık
Çevre
low lying drainage basin i. düşük tabanlı drenaj havzası
Coğrafya
low-lying s. deniz seviyesine yakın olan
low-lying s. normal seviyenin altında olan
low-lying s. deniz seviyesinde olan
Askeri
lying in wait i. pusuya yatma
Spor
back lying knees bend i. dizler bükülü sırtüstü yatış pozisyonu
Futbol
deep lying playmaker i. defansif oyun kurucu
deep lying playmaker i. geriden oyun kurucu
Argo
a lying ass nigger i. yalancı zencinin teki
it's really pissing me off that you're lying expr. yalan söylemen beni gerçekten çok kızdırıyor
you're a lying piece of shit expr. yalancı pisliğin tekisin
if I'm lying, I'm dying expr. inan ki
if I'm lying, I'm dying expr. iki gözüm önüme aksın
if I'm lying, I'm dying expr. yalan söylüyorsam ne olayım
if I'm lying, I'm dying expr. doğruyu söylüyorum
if I'm lying, I'm dying expr. yemin ederim
if I'm lying, I'm dying expr. yalan söylemiyorum
if I'm lying, I'm dying expr. yalan söylüyorsam şuradan şuraya gitmek nasip olmasın
if I'm lying, I'm dying expr. yalan söylüyorsam öleyim