| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | maker i. | yapan | ||
| Genel | ||||
| Genel | maker i. | yapımcı | ||
|
She is the daughter of a Broadway dancer and a violin maker. Bir Broadway dansçısı ve bir keman yapımcısının kızıdır. More Sentences |
||||
| Genel | maker i. | yapıcı | ||
|
This was a continuing problem for policy makers in the country. Bu, ülkedeki politika yapıcılar için süregelen bir sorundu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | yapıcı | ||
|
This was a continuing problem for policy makers in the country. Bu, ülkedeki politika yapıcılar için süregelen bir sorundu. More Sentences |
||||
| Tütün | ||||
| Tütün | maker i. | üretici | ||
|
Her granddad was a shoemaker. Büyükbabası ayakkabıcı üreticisiydi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | maker i. | yaratan | ||
| Genel | maker i. | fail | ||
| Genel | maker i. | kurucu | ||
| Genel | maker i. | (yapma) makinesi | ||
| Genel | maker N. | yapan kişi | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | imalatçı | ||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | imalci | ||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | imzalayan kimse | ||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | keşideci | ||
| Ticaret/Ekonomi | maker i. | yapan | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | maker i. | gemilerin levhalarını kalafatlama işini yaparken üst üste binen levhaları ayırdıktan sonra birbirine kilitlemek için kullanılan bir alet | ||
| Dini | ||||
| Dini | maker i. | yaradan | ||
| Dini | maker i. | yaratıcı | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | maker i. | başarılı deklarasyonu belirleyen oyuncu | ||