| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | official i. | memur | ||
|
Parliament has now taken the decision not to have a permanent official who speaks Finnish. Parlamento şu anda Fince konuşan daimi bir memur bulundurmama kararı almıştır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | official s. | resmi | ||
|
I do not think so, but although no one admits it, this was the official policy up to the European Council in Lisbon. Ben öyle düşünmüyorum ama kimse kabul etmese de Lizbon'daki Avrupa Konseyi'ne kadar resmi politika buydu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | official i. | görevli | ||
|
It must be the obligation of every official to apply the whistle blowing procedure where necessary. Gerektiğinde ihbar prosedürünü uygulamak her görevlinin yükümlülüğü olmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | official i. | yetkili | ||
|
Here I call for a prosecution of Saddam Hussein and his officials under the 1948 Genocide Convention. Burada Saddam Hüseyin ve yetkililerinin 1948 Soykırım Sözleşmesi uyarınca yargılanması çağrısında bulunuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | official i. | resmi görevli | ||
|
We need to make it much easier to prosecute officials who are guilty of fraud and corruption. Dolandırıcılık ve yolsuzluktan suçlu bulunan resmi görevlilerin kovuşturulmasını çok daha kolay hale getirmeliyiz. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | official i. | görevli | ||
|
It must be the obligation of every official to apply the whistle blowing procedure where necessary. Gerektiğinde ihbar prosedürünü uygulamak her görevlinin yükümlülüğü olmalıdır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | official i. | memur | ||
|
Parliament has now taken the decision not to have a permanent official who speaks Finnish. Parlamento şu anda Fince konuşan daimi bir memur bulundurmama kararı almıştır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | official i. | resmi görevli | ||
|
We need to make it much easier to prosecute officials who are guilty of fraud and corruption. Dolandırıcılık ve yolsuzluktan suçlu bulunan resmi görevlilerin kovuşturulmasını çok daha kolay hale getirmeliyiz. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | official s. | resmi | ||
|
I do not think so, but although no one admits it, this was the official policy up to the European Council in Lisbon. Ben öyle düşünmüyorum ama kimse kabul etmese de Lizbon'daki Avrupa Konseyi'ne kadar resmi politika buydu. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | official s. | resmi | ||
|
I do not think so, but although no one admits it, this was the official policy up to the European Council in Lisbon. Ben öyle düşünmüyorum ama kimse kabul etmese de Lizbon'daki Avrupa Konseyi'ne kadar resmi politika buydu. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | official s. | resmi | ||
|
I do not think so, but although no one admits it, this was the official policy up to the European Council in Lisbon. Ben öyle düşünmüyorum ama kimse kabul etmese de Lizbon'daki Avrupa Konseyi'ne kadar resmi politika buydu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | official i. | resmi yetkili | ||
| Genel | official i. | resmi memur | ||
| Genel | official i. | resmi damga | ||
| Genel | official i. | resmi mühür | ||
| Genel | official s. | devlet | ||
| Genel | official s. | memura yakışır | ||
| Genel | official s. | memuriyete ait | ||
| Genel | official s. | kamu adına görev yapan | ||
| Genel | official s. | kamu adına hizmet eden | ||
| Genel | official s. | yetkililerin onayladığı | ||
| Genel | official s. | yetkililerin tanıdığı | ||
| Genel | official s. | yetkililerin türettiği | ||
| Genel | official s. | törensel | ||
| Genel | official s. | resmi olarak onaylanmış | ||
| Genel | official s. | kamuya duyurulması amaçlanıp yetkililer adına düzenlenen | ||
| Genel | official s. | kamuya duyurulması amaçlanıp yetkililer adına gerçekleştirilen | ||
| Genel | official s. | kamuya duyurulması amaçlanıp bir kuruluş adına düzenlenen | ||
| Genel | official s. | yetkililer adına gerçekleştirilen | ||
| Genel | official s. | kamuya duyurulması amaçlanıp bir kuruluş adına gerçekleştirilen | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | official s. | idari | ||
| Ticaret/Ekonomi | official s. | memuriyetle ilgili | ||
| Ticaret/Ekonomi | official s. | memuriyete ait | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | official s. | resmi sıfatı haiz | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | official i. | resmi irlanda cumhuriyeti ordusu ve sinn féin siyasi partisine üye olan kimse | ||
| Siyasal | official s. | 1969'da irlanda cumhuriyet ordusu ve sinn fein'in bölünmesiyle oluşan iki gruptan birine ait veya ilgili | ||
| Siyasal | official s. | vali kolonideki kamu hizmeti nedeniyle aday gösterdiği için ingiltere'ye bağlı yasama meclisinde hizmet eden | ||
| Dini | ||||
| Dini | official i. | (başpiskopos, piskopos, baş papaz, rahip, başdiyakoz) dini mahkemede yargıçlık yapmak üzere atanan kimse | ||
| Dini | official s. | resmi ulusal kurum statüsü verilmiş (kilise) | ||
| Dini | official s. | resmi devlet kurumu statüsü verilmiş (kilise) | ||
| Dini | official s. | ruhani yargı yetkisi bulunan piskopos, rahip, başdiyakoz gibi birinin atadığı bir dini yargıçla ilgili | ||
| Spor | ||||
| Spor | official i. | hakem | ||
| Spor | official i. | pist hakemi | ||
| Spor | official i. | yardımcı hakem | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | official i. | hakem | ||