olumsuz anlamda - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

olumsuz anlamda



"olumsuz anlamda" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Phrases
olumsuz anlamda in a less than flattering manner expr.

"olumsuz anlamda" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 35 sonuç

Türkçe İngilizce
General
(olumsuz anlamda) halk/güruh yönetimi mob rule i.
(olumsuz anlamda) değiştirmek spoil f.
olumsuz anlamda etkilemek impair f.
olumsuz anlamda etkilemek affect in a negative way f.
olumsuz anlamda etkilemek affect negatively f.
olumsuz anlamda cık cık cık diye ses çıkarmak click one's tongue f.
(olumsuz anlamda) tamamen değişmek transmogrify f.
aşırı duygusal (olumsuz anlamda) treacly s.
(olumsuz anlamda) asil hightoned s.
(olumsuz anlamda) asil high-toned s.
(olumsuz anlamda) fazla ayrıntılı lengthy s.
(olumsuz anlamda) herkesin bildiği gibi notoriously zf.
Colloquial
felaket/müthiş (bir şey veya kişi) (olumlu ve olumsuz anlamda) a hell of a someone or something zf.
felaket/müthiş (bir şey veya kişi) (olumlu ve olumsuz anlamda) a helluva someone or something zf.
Idioms
amel defteri kabarık (olumsuz anlamda) lost soul i.
(olumsuz anlamda) şansı dönmek (one's) venus turns out a whelp [outdated] f.
olumsuz anlamda etkilemek take its toll f.
olumsuz anlamda etkilemek take (quite) a toll (on someone or something) f.
olumsuz anlamda etkilemek take a toll f.
(olumsuz anlamda) çok komik olmak be a laugh a minute f.
(olumsuz anlamda) hakkettiğini bulmak serve someone right f.
(olumsuz anlamda) biriyle işbirliği yapmak be in bed with somebody f.
harika olur (olumlu veya olumsuz anlamda) be the living end f.
kafasını olumsuz anlamda sallamak shake (one's) head no f.
kafasını olumsuz anlamda iki yana sallamak/çevirmek shake (one's) head no f.
normal olmak (olumsuz anlamda) be par for the course f.
beklendiği gibi olmak (olumsuz anlamda) be par for the course f.
her zamanki gibi olmak (olumsuz anlamda) be par for the course f.
normal olmak (olumsuz anlamda) be (about) par for the course f.
beklendiği gibi olmak (olumsuz anlamda) be (about) par for the course f.
her zamanki gibi olmak (olumsuz anlamda) be (about) par for the course f.
her şey tıkırında (olumsuz anlamda) life is just a bowl of cherries expr.
Medical
tedavisi yapılan hastalığın iyileşme sürecini olumsuz anlamda etkileyen eşzamanlı hastalık comorbidity i.
Psychology
sosyal durumlarda olumsuz anlamda eleştirilme endişesi social phobia i.
Slang
genç kız gibi giyinmiş yaşlı kadın (olumsuz anlamda) mutton dressed as lamb i.