on ground - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

on ground

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"on ground" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 147 sonuç

İngilizce Türkçe
General
roll on the ground f. ağınmak
ground on f. dayandırmak
have both one's feet on the ground f. gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek
ground on f. esas almak
ground on f. temel almak
be on familiar ground f. bildiği bir bölgede bulunmak
have both one's feet on the ground f. aklı başında olmak
be on familiar ground f. bildiği bir yerde bulunmak
be on familiar ground f. bildiği bir konuyla ilgilenmek
be based on the ground of f. temeline dayanmak
fix on the ground f. zemine sabitlemek
ground on f. temele dayandırmak
meet on a common ground f. asgari müşterekte birleşmek
meet on a common ground f. ortak noktada birleşmek
meet on a common ground f. asgari müştereklerde birleşmek
meet on a common ground f. asgari müşterekte buluşmak
sleep on the ground f. yerde yatmak
get someone on the ground f. birini yere yatırmak
build on a solid ground f. sağlam bir temele oturtmak
meet on common ground f. ortak paydada buluşmak
throw rubbish on the ground f. yere çöp atmak
throw rubbish on the ground f. yerlere çöp atmak
throw trash on the ground f. yere çöp atmak
throw trash on the ground f. yerlere çöp atmak
landing on the ground i. yere iniş
the facts on the ground i. fiili gerçekler
fixed on the ground s. zemine sabitlenmiş
on sure ground zf. sağlam temelle
on the ground zf. yerde
on ground level zf. kotta (ev vb)
on the ground zf. olay yerinde
on any ground zf. her koşulda
on any ground zf. her ne sebeple olursa olsun
Phrases
on the ground that expr. bahanesiyle
on the ground of expr. bahanesiyle
don't throw your garbage on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
don't throw your garbage on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
on the ground that expr. ileri sürerek
on the ground of expr. nedeniyle
on the ground that expr. nedeniyle
on the ground of expr. sebebiyle
on the ground that expr. sebebiyle
on the ground of expr. yüzünden
on the ground that expr. yüzünden
Colloquial
on dangerous ground s. sağlam zemine oturtulmamış
on shaky ground s. sağlam zemine oturtulmamış
on shaky ground expr. altı boş (görüş/düşünce)
on dangerous ground expr. altı boş (görüş/düşünce)
thin on the ground expr. bir elin parmaklarını geçmez
on shaky ground expr. desteksiz (fikir/görüş)
on dangerous ground expr. desteksiz (fikir/görüş)
everyone down on the ground now! expr. herkes yere yatsın!
get down on the ground! expr. yere yat!
Idioms
be in on the ground floor f. (bir şeye) temelden/başından/en baştan katılmak/girmek
have one's feet on the ground f. aklı başında davranmak
keep one's feet on the ground f. aklı başında davranmak
get one's feet on the ground f. ayağını sağlam basmak
have/keep one's feet on the ground f. ayakları yere basar olmak
have/keep one's feet on the ground f. ayakları yere basmak
keep one's both feet on the ground f. ayakları yere basmak
keep one's feet on the ground f. ayakları yere basmak
have one's feet on the ground f. ayakları yere basmak
be thin on the ground f. az bulunur olmak
get in on the ground floor f. bir işe/şeye baştan girmek
come in on the ground floor f. bir işe en başından katılmak
fall on stony ground f. bir kulağından girip öbüründen çıkmak
get in on the ground floor f. başından beri/itibaren bir şeyi yapıyor olmak
be on shaky ground f. belirsizlik içinde olmak
fall on stony ground f. boşa gitmek
gain ground on somebody f. birine kıyasla aslan payına sahip olmak
worship the ground someone walks on f. bastığı toprağa bile tapmak
come in on the ground floor f. bir işe en başından başlamak
gain ground on somebody f. birine kıyasla daha avantajlı olmak
fall on stony ground f. dikkate alınmamak
keep one's feet on the ground f. gerçekçi olmak
have one's feet on the ground f. gerçekçi olmak
get one's feet on the ground f. işini sağlama almak
keep one's both feet on the ground f. iki ayağı da yere basmak
be on shaky ground f. sallantıda olmak
be thin on the ground f. türüne az rastlanır olmak
worship the ground someone walks on f. taparcasına saygı duymak
fall on stony ground f. (öğüt vb) dinlenmemek
fall flat on the ground f. yere kapaklanmak
fall on stony ground f. üzerinde durulmamak
be in on the ground floor f. bir işe başından itibaren dahil olmak
be in on the ground floor f. bir işe en başından katılmak
make ground on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) başarısını/popülerliğini başka birinin/bir şeyin yararına kullanmak
make ground on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) başarısını/popülerliğini kötüye kullanmak
knock (one) on the ground f. (birini) yerle bir etmek
knock (one) on the ground f. (birini) şaşkına çevirmek/döndürmek
knock (one) on the ground f. şaşırtmak
knock (one) on the ground f. (birinin) aklını başından almak
gain ground on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) başarısına zarar vermek
gain ground on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) popülerliğini gölgelemek
gain ground on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) zararına olacak şekilde başarılı olmak
be in on the ground floor f. en başından dahil olmak
be in on the ground floor f. başından beri içinde olmak
come in on the ground floor f. en başından dahil olmak
come in on the ground floor f. başından beri içinde olmak
get in on the ground floor f. en başından dahil olmak
get in on the ground floor f. başından beri içinde olmak
be on firm ground f. ayakları yere sağlam basmak
be on firm ground f. kendinden emin olmak
be on firm ground f. bir konuda kesin olmak
be on firm ground f. bir konuda rahat/iyi olmak
be on firm ground f. sağlam bir zemini/altyapısı olmak
be on firm ground f. inançlarından, bilgisinden emin olmak
be on firm ground f. kendine güvenmek
be on firm ground f. sağlam olmak
be, come, get, in on the ground floor f. bir işe en başından katılmak, dahil olmak
be, come, get, in on the ground floor f. bir işin başından beri içinde olmak
(both) feet on the ground expr. ayakları yere basan
thick on the ground expr. çok miktarda
thick on the ground expr. çok
on dangerous ground expr. tehlikeli sularda
on one's home ground expr. kendi evinde
on one's home ground expr. kendi sahasında
on one's home ground expr. kendi mekanında
on one's home ground expr. aşina olduğu yerde
on one's home ground expr. yaşadığı yerde
on one's home ground expr. yerleşik/yerlisi olduğu yerde
on one's home ground expr. yakınlığı/aşinalığı olan şeyde (alanda, meslekte )
on one's home ground expr. en iyi bildiği/derin bilgiye sahip olduğu şeyde (alanda, meslekte)
on one's home ground expr. kendi alanında
on the ground expr. olayların döndüğü yerde
on the ground expr. olayın ortasında
on the ground expr. olay mahallinde
on the ground expr. asıl işin/hareketin olduğu yerde
on the ground expr. olayların göbeğinde
on the ground expr. bir şeyden asıl etkilenen kesimde
on the ground expr. bir şeyle asıl alakası olan sıradan/halktan insanlar arasında
on neutral ground expr. tarafsız zeminde
on neutral ground expr. nötr bir zeminde
on neutral ground expr. tarafsız ortamda
on neutral ground expr. tarafsız bir platformda
on neutral ground expr. tarafsız bölgede
Speaking
get on the ground expr. yere yat
get on the ground expr. yere yatın
Insurance
aircraft on ground i. yerdeki uçak
Technical
unit pressure on ground i. zemindeki birim basınç
installed on the ground s. yere monte
Marine
breakwater with wide footing on soft ground i. yumuşak zemin üzerinde geniş temelli dalgakıran
structure with wide footing on soft ground i. yumuşak zemine oturan geniş tabanlı yapı
Gastronomy
quickbread with ground meat layer on top i. etli ekmek
Military
boots on the ground i. bizzat muharebe alanında olan kara kuvvetleri