ones - Türkçe İngilizce Sözlük

ones

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"ones" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 5 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
ones zf. bir kere
We were told at one time that a Code of Conduct was not possible.
Bir keresinde bize bir Davranış Kurallarının mümkün olmadığı söylenmişti.

More Sentences
ones zf. eskiden
In former times one wore the national costume every day.
Eskiden her gün ulusal kıyafet giyilirdi.

More Sentences
ones zf. bir kez
ones zf. tek sefere mahsus
ones zm. birileri

"ones" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the young ones i. gençler
the young ones i. genç olanlar
loved ones i. kıymet verilen ilişkiler
loved ones i. yakın ilişkiler
loved ones i. gönül ilişkileri
lose ones' bearings f. kaybolmak
take into ones mind f. ısrar etmek
register on ones name f. adına kaydetmek
dull ones's pains f. ağrılarını dindirmek
deaden ones's pains f. ağrılarını dindirmek
relieve ones's pains f. ağrılarını dindirmek
ease ones's pains f. ağrılarını dindirmek
kill ones's pains f. ağrılarını dindirmek
control ones's pains f. ağrılarını dindirmek
stop ones's pains f. ağrılarını dindirmek
alleviate ones's pains f. ağrılarını dindirmek
renew the existing ones f. mevcutları yenilemek
the other ones zm. öbürleri
sqq. (the following ones) kısalt. aşağıdakiler
sqq. (the following ones) kısalt. aşağıda yer alan hususlar
İfadeler
the major ones are these expr. başlıcaları şunlardır
the main ones are these expr. başlıcaları şunlardır
these are the primary ones expr. başlıcaları şunlardır
these are the main ones expr. başlıcaları şunlardır
with your loved ones expr. sevdiklerinizle
always the quiet ones expr. her zaman sessiz olanlardan korkacaksın
my beloved ones expr. sevdiklerim
our beloved ones expr. sevdiklerimiz
with your loved ones expr. sevdiklerinle
which ones? expr. hangileri?
match the words on the left with the ones on the right expr. soldaki kelimeleri sağdakilerle eşleştirin
Atasözü
little thieves are hanged but great ones escape ufak hırsızlar asılır büyük hırsızlar serbest bırakılır
Konuşma Dili
little ones i. ufaklıklar
Deyim
get off a few good ones f. birkaç iyi espri yapmak
up in someone’s gold ones zf. burnunun dibine
up in someone’s gold ones zf. suratının dibine
up in someone’s gold ones zf. suratına
up in someone’s gold ones zf. burnundaki siyah noktaları görecek kadar
up in someone’s gold ones zf. dibine
if god closes one door he opens a thousand new ones expr. tanrı bir kapıyı kapatırsa başka bir kapıyı açar
up in someone’s gold ones expr. suratının dibine
Konuşma
your loved ones expr. sevdikleriniz
with your beloved ones expr. sevdiklerinizle
with your beloved ones expr. sevdiklerinle
Siyasal
in ones personal capacity expr. kişisel yetkisiyle
in ones personal capacity expr. kişisel yetkisine dayanarak
Bilgisayar
modify existing ones expr. mevcut olanları değiştir
Telekom
ones density i. bit yoğunluğu
Dini
seraphim (burning ones) i. altı kanatlı kutsal varlıklar
Askeri
column of ones i. birerli kol düzeni
Argo
up in (one's) gold ones s. ağzının içine
up in (one's) gold ones s. burnunun dibine
Star Wars
shames ones i. mahçuplar
the ones i. birler