place someone - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

place someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"place someone" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Idioms
place someone f. birini anımsamak
place someone f. nereden anımsadığını bulmak

"place someone" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
place something out of someone 's reach f. bir şeyi birinin erişemeyeceği bir yere koymak
place someone under arrest f. birini tutuklamak
place something out of someone 's reach f. bir şeyi biri için imkansız hale getirmek
put someone in one's place f. haddini bildirmek
place someone at forefront f. gözönüne almak
show (someone) how to get to a place f. yol göstermek
place someone under an obligation f. birini bir şey yapmaya zorlamak
place someone under observation f. müşahede altına almak
place someone under arrest f. gözaltına almak
allow someone into a place f. içeri girmesine müsaade etmek
allow someone into a place f. birisini içeri almak
beam someone up (to some place) f. birisini bir yere ışınlamak
eject someone from some place f. birini bir yerden atmak/çıkarmak
take someone a special place f. birini özel bir yere götürmek
place a final judgement on someone f. kesin hüküm vermek (biri hakkında)
place a final judgement on someone f. (biri hakkında) nihai kararı vermek
put someone in a different place f. birini farklı bir yere koymak
Phrasals
route (someone or something) around (something or some place) f. problemli bölgeye girmeyip etrafından geçecek şekilde yönlendirmek
route (someone or something) around (something or some place) f. yan/tali yola yönlendirmek
book someone through (to some place) f. yer ayırtmak
book someone through (to some place) f. rezervasyon yaptırmak
book someone through (to some place) f. biletini almak
place behind (someone or something) f. (birini veya bir şeyi başka birinin veya bir şeyin) arkasına yerleştirmek
place behind (someone or something) f. (birini veya bir şeyi başka birinden veya bir şeyden) daha arkaya/aşağıya koymak
place behind (someone or something) f. (birine veya bir şeye başka birinden veya bir şeyden) daha az sevgi ve saygı göstermek
place behind (someone or something) f. (birine veya bir şeye başka birinden veya bir şeyden) daha az önem vermek
place behind (someone or something) f. (birine veya bir şeye başka birinden veya bir şeyden) daha az değer vermek
place behind (someone or something) f. (birini bir şey) nedeniyle ihmal etmek
place behind (someone or something) f. (birini bir şey) nedeniyle göz ardı etmek
place behind (someone or something) f. (birine bir şey) nedeniyle gereken önemi vermemek
place behind (someone or something) f. (birine bir şey) nedeniyle gereken ilgiyi göstermemek
place behind (someone or something) f. (sıralamada/yarış sonunda birinden) daha alt sırada yer almak
place behind (someone or something) f. (yarışmayı birinin) arkasında/gerisinde bitirmek
place behind (someone or something) f. (sıralamada/yarışmada birinin) arkasına/gerisine/altına yerleşmek
place someone or something behind someone or something f. (birini/bir şeyi sıralamada başka birinden/bir şeyden) daha alt sıraya koymak/yerleştirmek
place someone or something behind someone or something f. (birini/bir şeyi sıralamada başka birinden/bir şeyden) arkasında/gerisinde bitireceğini tahmin etmek
conduct (someone or something) into (some place) f. (birini ya da bir şeyi bir yere) götürmek
conduct (someone or something) into (some place) f. (birini ya da bir şeyi bir yere) yöneltmek
conduct (someone or something) out of (some place) f. (birini ya da bir şeyi bir yerden) çıkarmak
conduct (someone or something) out of (some place) f. (birini ya da bir şeyi bir yerden) dışarı götürmek
carry someone or something into some place f. (bir yere) taşımak
carry someone or something into some place f. (kapalı bir yere) götürmek
carry someone or something into some place f. (bir şeyin içine) koymak
carry (someone or something) over to (some place) f. (bir yere kadar) taşımak
carry (someone or something) over to (some place) f. (bir şeyin yanına) götürmek
carry (someone or something) over to (some place) f. (bir şeyin önüne/üstüne) götürüp koymak
admit (someone or something) into (something or some place) f. delil kabul etmek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) kabul etmek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) üye etmek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birinin) girmesine izin vermek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) geçirmek/içeri almak
admit someone (in)to (some place) f. (birinin bir yere) girmesine izin vermek
admit someone (in)to (some place) f. (birini bir yere) sokmak
admit someone (in)to (some place) f. (birini bir yere) kabul etmek
sleep over (with someone) (some place) f. başkasında uyumak
bar someone from some place f. birisinin bir yere girişini engellemek
order someone out of some place f. birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek
shuttle someone or something from place to place f. bir yerden bir yere gitmek/götürmek
carry someone into some place f. birini bir yere taşımak
bring someone over from some place f. birini (yakın veya uzak bir yerden) getirmek
ask someone in (some place) f. birisini içeriye davet etmek
chuck someone out of some place f. birini yaka paça dışarı atmak
throw someone out of some place f. birini bir yerden dışarıya atmak
usher someone into some place f. birine bir yere kadar eşlik etmek
sign someone out of some place f. birinin çıkışını/ayrılışını kaydetmek
bundle someone off to some place f. birisini bir yere göndermek
place someone before someone f. birini (bir grubun/topluluğun) ön tarafına koymak
remember someone from some place f. birini bir yerden hatırlamak/anımsamak
retrieve someone from some place f. birisini bir yerden almak
bar someone from some place f. birisinin bir yere girmesini engellemek
starve someone out of some place f. birini aç bırakarak bir yerden çıkmaya zorlamak
block (someone or something) in some place f. birinin geçiş yolunu tıkamak
place someone before someone f. birini (önem anlamında) başkasının üzerinde görmek/tutmak
clear someone out of some place f. birilerini dışarı çıkarmak
place someone above someone f. birini başkalarının üzerinde tutmak
hurl someone out of some place f. birilerini bir yerden atmak/kovmak
ticket someone for some place f. birine bir yere gitmesi için bilet vermek
chase someone away from some place f. birini bir yerden defetmek/kovmak
call someone over (to some place) f. birisini çağırmak
send someone over to some place f. birini bir yere göndermek
repatriate someone to some place f. birini (ülkesine vb) geri göndermek
invite someone into some place f. birini içeri davet etmek
chase someone away from some place f. birinin bir yerden gitmesini sağlamak
bring someone or something in(to) some place f. birini bir yere getirmek/içeri almak
race someone to some place f. biriyle bir yere kadar yarışmak
usher someone or something out of some place f. birine (bir yerden çıkarken) eşlik etmek
invite someone into some place f. birini içeri buyur etmek
pull someone into a place f. bir yere (müşteri vb) çekmek
ask someone into (some place) f. birisini içeriye davet etmek
hound someone out (of something or some place) f. kovalayarak atmak/kovmak
chase someone out of some place f. kovalayarak atmak/kovmak
hound someone from some place f. kovalayarak atmak/kovmak
chase someone (or an animal) in(to) some place f. kovalayarak bir yere sokmak
flush someone out of some place f. saklandıkları yuvalarından çıkartmak
race someone to some place f. 'e kadar yarışmak
sign someone out of some place f. (kayıt defterine vb) birinin çıkışını/ayrılışını not etmek/yazmak
usher someone into some place f. (konser/sinema vb) birini bir yere getirmek
place someone or something next to someone or something f. yanına koymak/yerleştirmek
yank (someone or something) into (something or some place) f. tutup içeri çekmek
yank (someone or something) into (something or some place) f. ittirmek
yank (someone or something) into (something or some place) f. ittirerek, zorla bir şey yaptırmak
deport (someone) to (some place) f. (birisini bir yere) sürmek
deport (someone) to (some place) f. (birini geldiği yere) göndermek
deport (someone) to (some place) f. (birini bir yere) tehcir etmek
deport (someone) to (some place) f. sınır dışı etmek
deport (someone) from (some place) f. (birisini bir yerden) göndermek
deport (someone) from (some place) f. (birisini bulunduğu ülkeden) göndermek
deport (someone) from (some place) f. (birisini geldiği ülkeye) göndermek
deport (someone) from (some place) f. (birisini ülke dışına) çıkarmak
deport (someone) from (some place) f. sınır dışı etmek
deport (someone) from (some place) to (some place) f. (birisini bir yerden başka bir yere) göndermek
deport (someone) from (some place) to (some place) f. (birini bir ülkeden başka bir ülkeye) göndermek
deport (someone) from (some place) to (some place) f. sınır dışı etmek
deport someone (from some place) (to some other place) f. (birisini bir yerden başka bir yere) göndermek
deport someone (from some place) (to some other place) f. (birini bir ülkeden başka bir ülkeye) göndermek
deport someone (from some place) (to some other place) f. sınır dışı etmek
exile (someone) to (some place) f. (birini bir yere) sürmek
exile (someone) to (some place) f. (birini bir yere) sürgüne göndermek/yollamak
exile (someone) to (some place) f. (birini bir yere) sürgün etmek
exile (someone) to (some place) f. (birini) cezalandırma amaçlı (başka bir yere) göndermek/yollamak
extradite (someone) from (some place) f. (bir suçluyu bir yerden) iade etmek
extradite (someone) from (some place) f. (bir suçluyu bir yerden) ülkesine iade etmek
extradite (someone) from (some place) f. (birini bir yerden) ülkesine geri göndermek
extradite (someone) from (some place) to (some place) f. (bir suçluyu bir yerden) suçu işlediği yere gitmeye zorlamak
extradite (someone) from (some place) to (some place) f. (bir suçluyu) ceza alması için suçu işlediği yere teslim etmek/göndermek
uproot (someone or something) from (something or some place) f. bir bitkiyi kökünden sökmek
uproot (someone or something) from (something or some place) f. bir bitkiyi (bir yerden) sökmek
uproot (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir grubu) yerinden etmek
uproot (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir grubu) yaşadığı yerden gitmeye zorlamak
uproot (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir grubu) yerleşik olduğu yeri terk etmek zorunda bırakmak
uproot (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir grubu) köklerinin olduğu yerden başka bir yere sürmek
dispatch someone from (some place) f. birini/bir şeyi (bir yerden) göndermek
dispatch someone from (some place) f. birini/bir şeyi bir yerden bir yere göndermek
leave (someone or something) (at) (some place) f. (birini veya bir şeyi bir yere) bırakmak
leave (someone or something) (at) (some place) f. (birini veya bir şeyi bir yere) koymak
leave (someone or something) (at) (some place) f. (birini veya bir şeyi bir yere) bırakıp gitmek
place (someone or something) at (some place) f. (birini veya bir şeyi bir yere) yerleştirmek
place (someone or something) at (some place) f. (birini veya bir şeyi bir yere) koymak
place (someone or something) at (some place) f. (birini bir yerde) görevlendirmek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu söylemek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu belirlemek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu keşfetmek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu anlamak
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu göstermek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu kanıtlamak
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) ispat etmek
place (someone or something) at (some place) f. (birinin veya bir şeyin bir yerde) ele vermek
pat (someone or something) on (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yerini/bir şeyini) sıvazlamak/pat patlamak
pat (someone or something) on (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yerine/bir şeyine) hafifçe/hafif hafif vurmak
place something under someone or something f. birinin/bir şeyin altına bir şey koymak
place something under someone or something f. birinin/bir şeyin altına bir şey sermek
place something under someone or something f. birinin/bir şeyin altına bir şey yerleştirmek
place something under someone or something f. birinin/bir şeyin altına bir şey sokmak
place someone with someone or something f. birine bir yerde/birinin yanında iş bulmak
place someone with someone or something f. birini bir şirkette/birinin yanında işe sokmak
place something with someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin mesuliyetine bırakmak
place something with someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin yanına bırakmak
place something with someone or something f. bir şeyi birine/bir şeye bırakmak
place something with someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin sorumluluğuna bırakmak
relocate (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi yeni bir şeye/yere) yerleştirmek
relocate (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) taşımak
relocate (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin) yerini değiştirmek
route (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) göndermek
route (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) yönlendirmek
score (something) off (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden istediği bir şeyi) almak
score (something) off (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden bir şeyi) elde etmek
score (something) off (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden istediği bir şeyi) almayı başarmak
smuggle (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) kaçak sokmak
smuggle (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) kaçak getirmek
smuggle (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) gizlice sokmak
smuggle (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) el altından sokmak
take (someone or something) back to (someone or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) geri götürmek
take up to (someone, something, or some place) f. yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) taşımak
take up to (someone, something, or some place) f. yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) çıkarmak
take up to (someone, something, or some place) f. yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) bırakmak
take up to (someone, something, or some place) f. yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) götürmek
take up to (someone, something, or some place) f. birine yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) kadar eşlik etmek
take up to (someone, something, or some place) f. birine yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) kadar yolu göstermek
take up to (someone, something, or some place) f. birine yukarıdaki (birine/bir şeye/bir yere) kadar rehberlik etmek
pack (someone) into (something or some place) f. (birilerini bir şeye/yere) sığdırmak
pack (someone) into (something or some place) f. (birilerini bir şeye/ yere) doluşturmak
pack (someone) into (something or some place) f. (birilerini bir şeye/yere) tıkıştırmak
pack (someone) into (something or some place) f. (birilerini bir şeye/yere) hınca hınç doldurmak
pack (someone) into (something or some place) f. (birilerini bir şeye/yere) ağzına kadar doldurmak
yank (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi) zorla (bir şeye/yere) sokmak
yank (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi) ite kaka (bir şeye/yere) sokmak
yank (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi) zorla/zar zor (bir duruma/konuma) getirmek
yank (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi) çekiştire çekiştire (bir duruma/konuma) getirmek
people (something or some place) with (someone) f. (bir şeyi/yeri birileriyle) doldurmak
people (something or some place) with (someone) f. (bir şeyi/yeri) birileriyle) kalabalıklaştırmak
people (something or some place) with (someone) f. (birileriyle bir yerin/şeyin) nüfusunu artırmak
people (something or some place) with (someone) f. (birileriyle bir yerde/şeyde) bir nüfus yaratmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden) yerden çıkmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) dışarı akmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) dışarı sızmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) hızla çıkmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) birden çıkmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) aniden çıkmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) bir hışımla çıkmak
surge out of (someone, something, or some place) f. (bir şeyden/yerden) bir anda çıkmak
wash (someone) out of (something or some place) f. sel (birini bir şeyi/yeri) terk etmek zorunda bırakmak
wash (someone) out of (something or some place) f. sel (birini bir şeyden/yerden) çıkmak zorunda bırakmak
wash (someone) out of (something or some place) f. sel (birinin bir şeyden/yerden) ayrılmasına neden olmak
wash (someone) out of (something or some place) f. (birini bir programı, kurumu) bırakmak zorunda bırakmak
wash (someone) out of (something or some place) f. (birinin bir programdan, kurumdan) ayrılmasına sebep olmak
wash (someone) out of (something or some place) f. (birini bir programdan, kurumdan) ayrılmaya mecbur etmek
wash (someone) out of (something or some place) f. (birini bir programdan, kurumdan) elemek
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) çekip çıkarmak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) çekip almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) söküp almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) koparıp almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) sert bir şekilde çekip almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) tutup çekmek
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) zorla çıkarmak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) zor kullanarak çıkarmak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) zorla almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) zor kullanarak almak
wrench (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden/şeyden) tehditle almak/çıkarmak
dispatch (someone or something) to (someone, something, or some place) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye/bir yere) göndermek
dispatch (someone or something) to (someone, something, or some place) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye/bir yere) yollamak
dispatch (someone or something) to (someone, something, or some place) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye/bir yere) sevk etmek
run into (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) çarpmak
run into (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) bindirmek
run into (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) toslamak
run into (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) çarptırmak
run into (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) toslatmak
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone into (some place) f. birini içeri almak
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone into (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone into (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone to (some place) f. birini içeri almak
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone to (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone to (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin bir yere girmesine izin vermek
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi bir yere almak
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi içeri almak
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi bir yere kabul etmek
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi içeri kabul etmek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin bir yere girmesine müsaade etmek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin içeri geçmesine izin vermek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine izin vermek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) almak
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri almak
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) kabul etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri kabul etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine müsaade etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden) içeri geçmesine izin vermek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine izin vermek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) almak
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri almak
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) kabul etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri kabul etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine müsaade etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden) içeri geçmesine izin vermek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone into (some place) f. birini içeri almak
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone into (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone into (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone to (some place) f. birini içeri almak
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone to (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone to (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin bir yere girmesine izin vermek
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi bir yere almak
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi içeri almak
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi bir yere kabul etmek
allow someone or something into a place f. birini/bir şeyi içeri kabul etmek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin bir yere girmesine müsaade etmek
allow someone or something into a place f. birinin/bir şeyin içeri geçmesine izin vermek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine izin vermek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) almak
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri almak
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) kabul etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri kabul etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine müsaade etmek
allow (someone or something) in (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden) içeri geçmesine izin vermek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine izin vermek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) almak
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri almak
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir yere/bir şeye) kabul etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) içeri kabul etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir yere/bir şeye) girmesine müsaade etmek
allow (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden) içeri geçmesine izin vermek
banish someone or something from some place f. birini/bir şeyi bir yerden uzaklaştırmak
banish someone or something from some place f. birini/bir şeyi bir yerden menetmek
banish someone or something from some place f. birini/bir şeyi bir yerden aforoz etmek
banish someone or something from some place f. birini/bir şeyi bir yerde yasaklamak
banish someone or something from some place f. birinin/bir şeyin bir yere giriş çıkışını yasaklamak
banish someone or something from some place f. birini/bir şeyi bir yerden tahliye etmek/sürmek
beam someone or something up (to some place) f. birini/bir şeyi (bir yere) ışınlamak
beam someone or something up (to some place) f. (birini/bir şeyi) bir yere götürmek/taşımak/nakletmek
bed (someone or something) down (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) yatırmak
bring someone over (to) (some place) f. birini (bir yere) getirmek
bring someone over (to) (some place) f. birini (bir yere) ziyarete getirmek
bring (someone or something) over to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) getirmek
bring (someone or something) over to (some place) f. (birini/bir şeyi) yanında (bir yere) getirmek
bring (someone or something) over to (some place) f. (birini/bir şeyi) beraberinde (bir yere) getirmek
bundle something off (to someone or some place) f. bir şeyleri toplayıp (birine/bir yere) göndermek
bundle something off (to someone or some place) f. (birine/bir yere) bir tomar bir şey göndermek
bundle something off (to someone or some place) f. (birine/bir yere) palas pandıras bir şey yollamak
bury someone or something away (some place) f. birini/bir şeyi (bir yere) gömüp saklamak/gizlemek
chase (someone or something) (away) from some place f. (birini/bir şeyi) bir yerden kovalamak
chase (someone or something) (away) from some place f. (birini/bir şeyi) bir yerden kovmak
chase (someone or something) (away) from some place f. (birini/bir şeyi) bir yerden defetmek
chase (someone or something) (away) from some place f. (birinin/bir şeyin) bir yerden gitmesini sağlamak
chase (someone or something) (away) from some place f. (birini/bir şeyi) bir yerden kaçırmak
chase (someone or something) (away) from some place f. (birini/bir şeyi) bir yerden (zorla) göndermek
chase (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi) kovalayıp/kovalayarak (bir yere) sokmak
chase (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerin) içine doğru kovalamak
chase (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi) kovalayıp (bir yere) girmesini sağlamak
chase (someone or something) into (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) doğru yönlendirmek
chase (someone or something) in (some place) f. (birini/bir şeyi) kovalayıp/kovalayarak (bir yere) sokmak
chase (someone or something) in (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerin) içine doğru kovalamak
chase (someone or something) in (some place) f. (birini/bir şeyi) kovalayıp (bir yere) girmesini sağlamak
chase (someone or something) in (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) doğru yönlendirmek
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) kovalamak
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) kovmak
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) defetmek
chase (someone or something) out of (some place) f. (birinin/bir şeyin bir yerden) gitmesini sağlamak
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) kaçırmak
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) (zorla) göndermek
chase (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) kovalayıp/kovalayarak çıkarmak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden kovalamak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden kovmak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden defetmek
chase someone or something out of some place f. birinin/bir şeyin bir yerden gitmesini sağlamak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden kaçırmak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden (zorla) göndermek/çıkarmak
chase someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden kovalayıp/kovalayarak çıkarmak
clap someone in some place f. birini bir yere tıkmak
clap someone in some place f. birini bir yere kapatmak
clap someone in some place f. birini bir yere (hapse) atmak
clap someone into some place f. birini bir yere tıkmak
clap someone into some place f. birini bir yere kapatmak
clap someone into some place f. birini bir yere (hapse) atmak
clear (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) çıkarmak
clear (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) zorla dışarı sevk etmek
clear (someone or something) out of (some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) dışarı çıkmaya zorlamak
dispatch (someone or something) from (some place) f. (bir yerden birini/bir şey) sevk etmek
dispatch (someone or something) from (some place) f. (bir yerden birini/bir şey) göndermek
dispatch (someone or something) from (some place) f. (bir yerden birini/bir şey) yollamak
draw someone or something out of some place f. birini/bir şeyi bir yerden çekip çıkarmak
drive someone down (to some place) f. birini kuzeydeki bir yerden güneydeki bir yere bir araçla götürmek
drive someone down (to some place) f. birini bulunulan noktanın güneyindeki bir yere araçla götürmek
escape (from someone or something) (to some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden bir yere) kaçmak
exile (someone) from (some place) f. (birini bir yerden) sürmek
exile (someone) from (some place) f. (birini bir yerden) kovmak
exile (someone) from (some place) f. (birini bir yerden) göndermek/yollamak
exile (someone) from (some place) to (some place) f. (birini bir yerden bir yere) sürmek
exile (someone) from (some place) to (some place) f. (birini bir yerden bir yere) yollamak/göndermek
extradite (someone) to (some place) f. (bir suçluyu ülkesine/suçu işlediği ülkeye) iade etmek
extradite (someone) to (some place) f. (bir suçluyu bir yere) iade etmek
extradite (someone) to (some place) f. (bir suçluyu ülkesine/suçu işlediği ülkeye) teslim etmek
extradite (someone) to (some place) f. (bir suçluyu ülkesine/suçu işlediği ülkeye) göndermek
flush someone or something out of some place f. birini/bir şeyi saklandığı yerden çıkarmak
flush someone or something out of some place f. birini/bir şeyi gizlendiği yerden çıkarmak
flush (someone or something) out of (some thing or place) f. (birini/bir şeyi saklandığı şeyden/yerden) çıkarmak
flush (someone or something) out of (some thing or place) f. (birini/bir şeyi gizlendiği şeyden/yerden) çıkarmak
fly someone or something (into some place) (from some place) f. birini/bir şeyi (bir yerden bir yere) götürmek
fly someone or something (into some place) (from some place) f. birini/bir şeyi (bir yerden bir yere) nakletmek
fly someone or something (into some place) (from some place) f. birini/bir şeyi (bir yerden bir yere) taşımak
fly from (someone or something) to (some place) f. (birinden/bir şeyden yere) kaçmak
fly from (someone or something) to (some place) f. (birinden/bir şeyden güvenli bir yere) kaçmak
forward something (from some place) (to someone or some place) f. bir şeyi (bir yerden birine/bir şeye) yollamak
forward something (from some place) (to someone or some place) f. bir şeyi (bir yerden birine/bir şeye) iletmek
forward something (from some place) (to someone or some place) f. bir şeyi (bir yerden birine/bir şeye) yönlendirmek
forward something (from some place) (to someone or some place) f. bir şeyi (bir yerden birine/bir şeye) sevk etmek
help (someone) back (to some place) f. birinin (bir yere) dönmesine yardım etmek
help (someone) back (to some place) f. birine (bir yere) dönüş yolunda yardım etmek
hide (someone or something) away (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) saklamak/gizlemek
hound (someone) out (of some place) f. (birini bir yerden) çıkarmak/kovalamak
hurl (someone or something) out of (some place or thing) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) dışarı atmak/fırlatmak
hurl (someone) out of (some place or thing) f. (birini bir yerden) kovmak
hurl (someone) out of (some place or thing) f. (birini bir yerden) dışarı atmak
hurry (someone or something) in(to some place) f. (birini/bir şeyi) aceleyle/hızlıca (bir yere) sokmak/yetiştirmek
hurry (someone or something) in(to some place) f. (birini/bir şeyi) çabucak (bir yere) yetiştirmek/sokmak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) çekip çıkarmak/almak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) zorla çekip çıkarmak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) sert bir şekilde çekmek
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) cart diye çekip çıkarmak/almak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden/durumdan) hızla/hemen çıkmasına neden olmak/çıkmasını sağlamak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyi/yeri) hemen/derhal terk etmesine sebep olmak/terk etmesini sağlamak
jerk (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden/durumdan) hemen/hızlıca çıkarmak
let (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/bir yere) almak
let (someone or something) into (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeye/bir yere) girmesine izin vermek
let (someone) into (something or some place) f. (birini bir gruba) kabul etmek/almak
lure (someone or something) in(to something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) çekmek
lure (someone or something) in(to something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) gelmesi için ayartmak
lure (someone or something) in(to something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) düşürmek
lure (someone or something) in(to something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şey) tuzağına düşürmek
obliterate (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) tamamen çıkarmak
obliterate (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) tamamen silmek/yok etmek
pack (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) paketlemek
pack (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) göndermek
pack (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) paketleyip yollamak
pack (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) gönderip başından atmak
place (someone or something) above (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) üzerinde konumlandırmak
place (someone or something) above (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) üstüne/yükseğine koymak
place (someone or something) above (someone or something) f. (birine/bir şeye birinden/bir şeyden) daha fazla önem vermek
place (someone or something) above (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) önce getirmek
place (someone or something) above (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) üstünde tutmak
place (someone or something) above (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) öncelikli tutmak
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) önüne koymak/dizmek/yerleştirmek
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) karşısına koymak/dizmek/yerleştirmek
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) ön tarafına koymak/dizmek/yerleştirmek
place (someone or something) before (someone or something) f. (birine/bir şeye birinden/bir şeyden) daha fazla önem vermek
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) önce getirmek
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) önünde tutmak
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) öncelikli tutmak
place (someone or something) before (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) önde tutmak
place (someone or something) next to (someone or something else) f. (birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) yanına koymak/bırakmak
remand (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi) yasal olarak (bir şeyin/bir yerin) sorumluluğuna vermek
remand (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyin/bir yerin) denetimine vermek
remand (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi) yasal olarak (bir şeyin/bir yerin) himayesine/korumasına/nezaretine vermek
retrieve from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) geri almak
retrieve from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) gidip almak
retrieve from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) almak
retrieve from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) alıp getirmek
root (someone or something) out of (something or some place) f. (birinin/bir şeyin bir şeyden/bir yerden) kökünü kazımak
root (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) yok etmek
root (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) tamamıyla çıkarmak/atmak
run up to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) kadar koşmak
run up to (someone, something, or some place) f. hızla (birine/bir şeye/bir yere) kadar gitmek
run up to (someone, something, or some place) f. hızla (birine/bir şeye/bir yere) koşmak/gitmek
run up to (someone, something, or some place) f. (birinin/bir şeyin/bir yerin) yanına/önüne koşmak
run up to (someone, something, or some place) f. (birinin/bir şeyin/bir yerin) yanına/önüne gidivermek
rush to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye) doğru hızla/aceleyle gitmek/koşmak
rush to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye) üşüşmek
scour (something or some place) for (someone or something) f. (bir şeyi/bir yeri biri/bir şey) için araştırmak
scour (something or some place) for (someone or something) f. (bir şeyi/bir yeri biri/bir şey) için taramak
scour (something or some place) for (someone or something) f. (bir şeyi/bir yeri biri/bir şey) için didik didik aramak
scour (something or some place) for (someone or something) f. (bir şeyi/bir yeri biri/bir şey) için dikkatlice aramak
send (someone) back (to some place) for (something) f. (birini bir şey) için (bir yere) geri göndermek
send (someone or something) from (some place) f. (bir yerden birini/bir şeyi) göndermek/yollamak
send (someone or something) to (someone, something, or some place) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye/bir yere) göndermek
ship (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) gemiyle göndermek
ship (someone or something) off to (some place) f. (birini/bir şeyi bir yere) yollamak
smoke (someone or something) out of (some place) f. bir yeri dumanla doldurarak (birini/bir şeyi bir yerden) çıkarmak
smuggle (someone or something) out (of some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) kaçak olarak çıkarmak
smuggle (someone or something) out (of some place) f. (birini/bir şeyi bir yerden) gizlice çıkarmak
smuggle (someone or something) through (something or some place) f. (sınırdan) (mal/insan) kaçırmak
smuggle (someone or something) through (something or some place) f. (bir yerden/sınırdan) kaçak (insan/mal) geçirmek
smuggle (someone or something) through (something or some place) f. (birini/bir şeyi) kaçak olarak geçirmek
spread to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye/bir yere) yayılmasına sebep olmak/yayılmasını sağlamak
spread to (someone, something, or some place) f. (birini/bir şeyi/bir yeri) sarmasına sebep olmak/sarmasını sağlamak
spring from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) kaynaklanmak
spring from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) doğmak
spring from (someone, something, or some place) f. (birinden/bir şeyden/bir yerden) meydana çıkmak
stretch out to (someone, something, or some place) f. (birine, bir şeye, bir yere) doğru uzanmak
stretch out to (someone, something, or some place) f. (birine, bir şeye, bir yere) doğru uzatmak
stretch out to (someone, something, or some place) f. (birine, bir şeye, bir yere) doğru uzamasını/uzanmasını sağlamak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyin/bir yerin) içine sokmak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyin/bir yerin) içine getirmek
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyin/bir yerin) içine almak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/bir yere) kabul etmek
take (someone or something) into (something or some place) f. (birine/bir şeye bir yerde) kalacak yer sağlamak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyde/bir yerde) misafir etmek
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi evine almak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şey) altına almak
take (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir duruma) almak/sokmak/getirmek
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı atmak
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı fırlatmak
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) zorla atmak
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) zorla çıkarmak
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) defetmek
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) çıkarmak
throw (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) atmak
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) çıkarmak
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı atmak
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) tahliye etmek
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) defetmek
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) attırmak
turn (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) kovmak
usher (someone or something) from (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) dışarı eşlik etmek
usher (someone or something) from (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) dışarı yol göstermek
usher (someone or something) from (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı yönlendirmek
usher (someone or something) into (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) içeri eşlik etmek
usher (someone or something) into (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) içeri yol göstermek
usher (someone or something) into (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) içeri yönlendirmek
usher (someone or something) out of (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) dışarı eşlik etmek
usher (someone or something) out of (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeyden/bir yerden) dışarı yol göstermek
usher (someone or something) out of (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı yönlendirmek
usher (someone or something) to (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeye/bir yere) doğru eşlik etmek
usher (someone or something) to (something or some place) f. (birine/bir şeye bir şeye/bir yere) doğru yol göstermek
usher (someone or something) to (something or some place) f. (birini/bir şeyi bir şeye/bir yere) yönlendirmek
Phrases
give place to someone f. (birine) yer açmak
give place to someone f. yerini başkasına bırakmak