proximate - Türkçe İngilizce Sözlük

proximate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

proximate — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yakın, doğrudan
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈprɑːksɪmət/ – BrE /ˈprɒksɪmət/)
Terim Türü:
Sıfat: proximate
Zaman veya mekân bakımından yakın olanı niteleyen sıfattır. Latince proximitas kökünden evrilmiştir. Hukuk ve bilimsel analizlerde doğrudan nedenleri ifade etmek için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
near
Zıt Anlamlılar:
distant

"proximate" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
proximate s. yakın
James is my proximate cousin.
James benim yakın kuzenimdir.

More Sentences
Gıda
proximate s. yakın
James is my proximate cousin.
James benim yakın kuzenimdir.

More Sentences
Dilbilim
proximate s. yakın
James is my proximate cousin.
James benim yakın kuzenimdir.

More Sentences
Genel
proximate s. yaklaşık
proximate s. en yakın
proximate s. yakında
proximate s. gelecek
proximate s. hemen sonrasında
proximate s. yakından analizle belirlenen
proximate s. direkt (neden)
proximate s. doğrudan
Gıda
proximate s. yaklaşık
Dilbilim
proximate i. algonquian gibi dillerde üçüncü şahıs sözcüğü

"proximate" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Ticaret/Ekonomi
proximate cause i. en yakın sebep
Hukuk
proximate cause i. zararı doğuran sebep
proximate damages i. doğrudan zararlar
proximate cause i. en yakın sebep
proximate causation i. uygun nedensellik
Sigortacılık
proximate cause i. yakın sebep
proximate cause i. yakın sebep zararı doğuran sebep
Teknik
proximate analysis i. yaklaşık analiz
proximate analysis i. endüstriyel analiz
Psikoloji
proximate causation i. yakın nedensellik
Askeri
proximate analysis i. kısmi analiz
proximate analysis i. kısmi tahlil
Eski Kullanım
proximate principle i. dokularda kimyasal analizle ayrılabilen madde sınıfı