| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | ruminate f. | uzun uzadıya düşünmek | ||
|
He ruminated over his misfortunes. Talihsizlikleri hakkında uzun uzadıya düşündü. More Sentences |
||||
| Genel | ruminate f. | geviş getirmek | ||
|
Sacrificing an animal able to ruminate is halal in Islamic tradition. İslam geleneğine göre geviş getiren hayvanları kurban etmek helaldir. More Sentences |
||||
| Genel | ruminate f. | kafa patlatmak | ||
|
I spent years ruminating on gender inequality. Cinsiyet eşitliği konusunda yıllarca kafa patlattım. More Sentences |
||||
| Genel | ruminate f. | kafa yormak | ||
|
He ruminated over his misfortunes. Talihsizlikleri üzerine kafa yordu. More Sentences |
||||
| Genel | ruminate f. | tasarlamak | ||
| Genel | ruminate f. | kurmak | ||
| Genel | ruminate f. | düşünmek | ||
| Genel | ruminate f. | düşünüp taşınmak | ||
| Genel | ruminate f. | dalıp gitmek | ||
| Genel | ruminate f. | uzun uzun düşünmek | ||
| Genel | ruminate f. | üzerinde düşünmek | ||
| Genel | ruminate f. | ...'yı bir düşünce almak | ||
| Genel | ruminate f. | derin düşünmek | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | ruminate s. | alacalı görünen (tohum endospermi) | ||