smell - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

smell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"smell" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
smell f. koklamak
smell f. kokmak
smell i. koku
Irregular Verb
smell f. smelled/smelt - smelled/smelt
General
smell f. kokmak (kötü)
smell f. koku almak
smell f. eritmek
smell f. hissetmek
smell f. sezmek
smell f. koku vermek
smell f. kokusunu almak
smell f. kokusunda olmak
smell f. kötü kokmak
smell f. koklamak
smell f. kokmak
smell f. -in kokusundan (bir şeyi) anlamak
smell f. -in kokusunu almak
smell f. -in kokusunu duymak
smell f. burnuna koku gelmek
smell i. dem
smell i. ima
smell i. pis koku
smell i. koklama
smell i. koku alma duyusu
smell i. rayiha
Technical
smell f. kokmak
smell f. koklamak
smell i. koku duyma
Medical
smell i. koklama duyusu
smell i. koku alma

"smell" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 244 sonuç

İngilizce Türkçe
General
make a place smell f. kokutmak
smell the lamp f. sabahlamak
smell out f. koklayarak bulmak
smell each other f. koklaşmak
cause to smell f. kokmasına neden olmak
smell bad f. pis kokmak
smell out f. açığa çıkarmak
smell of burning f. yanık kokmak
be disturbed by a bad smell f. burnunun direği kırılmak
smell rotten f. kokuşmak
smell a rat f. kuşkulanmak
smell smoky f. is kokmak
smell a place up f. bir yeri kokutmak
make somebody smell something f. koklatmak
smell out f. kokusunu almak
smell out f. sezmek
smell of f. kokusu olmak (belirli bir şeyin)
perceive the smell of f. kokusunu almak
smell to high heaven f. pis kokmak
make somebody smell f. koklatmak
give off a smell f. kokutmak
smell the danger f. tehlike kokusu almak
catch a smell f. koku duymak
give off smell f. koku salmak
give off smell f. koku vermek
detect a smell f. koku duymak
give off smell f. koku yaymak
leave smell f. koku bırakmak
smell history f. tarih kokmak
smell familiar f. tanıdık gelmek
smell bad f. berbat kokmak
smell bad f. kötü kokmak
smell clean f. temiz kokmak
can't stand the smell f. kokuya tahammül edememek
a strange smell to emanate from the basement f. bodrumdan tuhaf bir koku gelmek
miss the smell of one’s hair f. saçının kokusunu özlemek
smell good f. güzel kokmak
smell good f. iyi kokmak
smell nice f. güzel kokmak
smell nice f. iyi kokmak
smell of onion f. soğan kokmak
smell better f. daha iyi kokmak
suppress the smell f. kokuyu bastırmak
foul smell i. ağır/kötü koku
the sense of smell i. koklama duyusu
organ of smell i. koku alma organı
smoky smell i. is kokusu
sense of smell i. koku duyusu
volatile smell i. uçucu koku
smell of sweat i. ter kokusu
dog smell i. köpek kokusu
burning smell i. yanık kokusu
smell of freshly-baked bread i. taze ekmek kokusu
a smell of coffee i. kahve kokusu
flower smell i. çiçek kokusu
smell of flowers i. çiçek kokuları
the smell of a baby i. bebek kokusu
baby smell i. bebek kokusu
animal smell i. hayvan kokusu
smell of animal i. hayvan kokusu
smell of lavender i. lavanta kokusu
smell of garlic i. sarımsak kokusu
keen sense of smell i. keskin koku alma özelliği
keen sense of smell i. keskin koku alma duyusu
the smell of money i. paranın kokusu
egg smell i. yumurta kokusu
fish smell i. balık kokusu
unpleasant smell i. kötü koku
sense of smell i. koku alma yeteneği
vaginal smell i. vajinal koku
smell of rain i. yağmur kokusu
sense of smell i. koku alma duyusu
smell of the sea i. denizin kokusu
smell of the sea i. deniz kokusu
offensive smell i. rahatsız edici koku
odious smell i. rahatsız edici koku
smell of strawberry i. çilek kokusu
strawberry smell i. çilek kokusu
armpit smell i. koltuk altı kokusu
underarm smell i. koltuk altı kokusu
hospital smell i. hastane kokusu
the smell of mint i. nane kokusu
the smell of mint i. nane kokusu
smell of chamomile i. papatya kokusu
new car smell i. yeni araba kokusu
new car smell i. sıfır araba kokusu
perfect sense of smell i. kusursuz koku alma duyusu
immaculate sense of smell i. kusursuz koku alma duyusu
having a smell s. kokulu
smell-alike s. benzer kokulu/kokusu benzeşen
there's a funny smell expr. (burada) garip bir koku var
Phrasals
smell of something f. bir şey kokmak
smell something up f. bir şeyi kokutmak
smell out f. zeka ile bulmak
smell out f. sezerek bulmak
Proverb
rose by any other name would smell as sweet latif kokusu gülün adında değil özundedir
rose by any other name would smell as sweet adına başka bir şey de deseydik gül yine aynı güzellikte kokacaktı
rose by any other name would smell as sweet güzel kokusu gülün adında değil özündedir
rose by any other name would smell as sweet altın yere düşmekle pul olmaz
rose by any other name would smell as sweet altın çamura düşmekle değer yitirmez
rose by any other name would smell as sweet altın yerde paslanmaz taş yağmurdan ıslanmaz
rose by any other name would smell as sweet altın çamura düşmekle değerini yitirmez
Colloquial
can't you smell it? expr. kokusunu alamıyor musun?
I smell a rat expr. bu işte bir bit yeniği var
I smell a rat expr. burnuma kötü kokular geliyor
(I'll) smell ya later expr. şimdilik güle güle
(I'll) smell ya later expr. şimdilik hoşça kal
(I'll) smell ya later expr. sonra görüşürüz
(I'll) smell you later expr. şimdilik güle güle
(I'll) smell you later expr. sonra görüşürüz
(I'll) smell ya later expr. yakında tekrar görüşürüz
(I'll) smell ya later expr. görüşürüz
(I'll) smell you later expr. şimdilik hoşça kal
(I'll) smell you later expr. yakında tekrar görüşürüz
(I'll) smell you later expr. görüşürüz
Idioms
smell a rat f. pirelenmek
smell to high heaven f. kokuşmak
smell a rat f. içine kurt düşmek
smell a rat f. bir bit yeniği sezmek
smell to high heaven f. ayyuka çıkmak
smell to high heaven f. iğrenç kokmak
smell to high heaven f. berbat kokmak
smell to high heaven f. leş gibi kokmak
smell to high heaven f. bok gibi kokmak
smell to high heaven f. kötü kokmak
smell like a rose f. suçsuz görünmek
smell like a rose f. masum görünmek
smell fishy f. burnuna kötü kokular gelmek
smell fishy f. şüpheli görünmek
smell blood f. saldırmaya hazır olmak
smell blood f. kan kokusu almak
pass the smell test f. ahlaken kabul edilebilir olmak
pass the smell test f. meşru/münasip/ uygun ve yerinde olmak
stop and smell the roses f. rahatlamak
stop to smell the roses f. rahatlamak
stop and smell the roses f. hayatın tadını çıkartmak
stop to smell the roses f. hayatın tadını çıkartmak
smell of the lamp f. çok emek sarf edilmiş gibi durmak
smell of the shop f. mesleğini fazlaca belli etmek
smell of the lamp f. çok uğraşılmışa benzemek
smell of the shop f. ne iş yaptığı hemen anlaşılmak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. tutumlu bir şekilde yaşamak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. minimumda yaşamak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. sade yaşamak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. ekonomik yaşamak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. ucu ucuna idare etmek
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. kıt/kısıtlı kaynaklarla idare etmek
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. idareli yaşamak
live on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. hesaplı yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. çok tutumlu yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. çok idareli yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. sinekten yağ çıkarmak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. kıt kanaat yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. yokluk içinde idare etmek
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. idareli yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. hesaplı yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. çok idareli yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. sinekten yağ çıkarmak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. kıt kanaat yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. minimumda yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. yokluk içinde idare etmek
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. ucu ucuna idare etmek
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. idareli yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. ekonomik yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. çok tutumlu yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. çok idareli yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. minimumda yaşamak
run off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. fazla yakıt harcamamak
run off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. yüksek yakıt verimliliğiyle çalışmak
run off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. yakıt tasarrufu çok iyi olmak
run on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. çok az yakıt harcamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. minimumda yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. sade yaşamak
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. ucu ucuna idare etmek
live off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. ekonomik yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. çok tutumlu yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. sade yaşamak
live on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. hesaplı yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. sinekten yağ çıkarmak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. kıt kanaat yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] f. yokluk içinde idare etmek
run off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. çok az yakıt harcamak
run off smell of an oily rag [australia/new zealand] f. benzini/yakıtı koklamak (araç)
run on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. benzini/yakıtı koklamak (araç)
run on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. fazla yakıt harcamamak
run on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. yüksek yakıt verimliliğiyle çalışmak
run on the smell of an oily rag [australia/new zealand] f. yakıt tasarrufu çok iyi olmak
smell of the lamp i. üzerinde çok emek sarfedilmiş olduğu belli olan
smell of the lamp i. üzerinde çok kafa yorulmuş olduğu belli olan
the sweet smell of success i. zafer sarhoşluğu
the sweet smell of success i. başarının verdiği sarhoşluk
the sweet smell of success i. zafer sevinci
the sweet smell of success i. başarının verdiği mutluluk
the sweet smell of success i. başarının verdiği keyif
the sweet smell of success i. başarıdan duyulan haz
the sweet smell of success i. başarının verdiği tatmin duygusu
the sweet smell of victory i. zafer sarhoşluğu
the sweet smell of victory i. başarının verdiği sarhoşluk
the sweet smell of victory i. zafer sevinci
the sweet smell of victory i. başarının verdiği mutluluk
I smell you expr. seni anlıyorum
a rose by any other name (would smell as sweet) expr. gülü tarife ne hacet ne çiçektir biliriz
Speaking
wake up and smell the coffee expr. uyan da balığa çıkalım
wake up and smell the coffee expr. uyan da balığa gidelim
you smell good expr. güzel kokuyorsun
does my breath smell? expr. nefesim mi kokuyor?
does my breath smell? expr. nefesim kokuyor mu?
you smell bad expr. kötü kokuyorsun
how do you bear that smell? expr. bu kokuya nasıl dayanıyorsun?
how do you stand that smell? expr. bu kokuya nasıl dayanıyorsun?
how do you deal with this smell? expr. bu kokuya nasıl katlanıyorsun?
how do you deal with that smell? expr. bu kokuya nasıl dayanıyorsun?
how do you deal with this smell? expr. bu kokuya nasıl dayanıyorsun?
how do you deal with that smell? expr. bu kokuya nasıl katlanıyorsun?
do you smell something? expr. bir koku alıyor musun?
how does it smell like? expr. kokusu nasıl?
how does it smell like? expr. nasıl kokuyor?
what does it smell like? expr. kokusu neye benziyor?
what does it smell like? expr. ne kokuyor?
Telecom
smell-o-phone i. koku algılayan telefon
Automotive
exhaust smell i. egzoz kokusu
fuel smell i. yakıt kokusu
fuel smell spillage i. yakıt sıçraması
car smell i. araba kokusu
Medical
sense of smell i. koku alma
sense of smell i. koklama duyusu
smell test i. koku testi
diminished taste and smell perception i. tat ve koku alma duyusunda azalma
smell identification test i. koku belirleme testi
taste and smell tests i. tat ve koku testleri
Gastronomy
dirty smell i. pis koku
Zoology
smell of carrion i. leş kokusu
Football
smell the goal f. golü koklamak
Slang
stop and smell the roses f. mola verip keyif yapmak
stop and smell the roses f. mola verip keyif çatmak
fail the smell test f. pis kokular yaymak
fail the smell test f. ahlaki yönden şüpheli/kabul edilemez olmak
fail the smell test f. güvenilmez olmak
smell it up f. burundan kokain çekmek
smell it up f. burundan toz halinde bir uyuşturucu çekmek
smell the stuff f. burundan kokain çekmek
smell the stuff f. burundan toz halinde bir uyuşturucu çekmek
same shit different smell expr. aynı bokun laciverti
British Slang
fish (gay derogatory usage alluding to an unsavoury vaginal smell) i. kadın