| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | sparkling s. | ışıl ışıl | ||
|
The sky became sparkling with stars after the sunset. Gün batımından sonra gökyüzü yıldızlarla ışıl ışıl oldu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | sparkling s. | ışıltılı | ||
| Genel | ||||
| Genel | sparkling s. | zeki | ||
|
Having a sparkling personality, he takes a genuine interest in people. Zeki bir kişiliğe sahip biri olup, insanlarla içtenlikle ilgileniyor. More Sentences |
||||
| Genel | sparkling s. | köpüklü (şarap) | ||
|
The guests were served sparkling champagne. Konuklara köpüklü şampanya ikram edildi. More Sentences |
||||
| Genel | sparkling s. | pırıl pırıl | ||
|
The living room was sparkling clean when she was done. İşi bittiğinde oturma odası pırıl pırıl olmuştu. More Sentences |
||||
| Genel | sparkling i. | kıvılcım saçma | ||
| Genel | sparkling i. | parlama | ||
| Genel | sparkling i. | köpürme (içecek) | ||
| Genel | sparkling s. | parlak zekalı | ||
| Genel | sparkling s. | akıllı | ||
| Genel | sparkling s. | canlı | ||
| Genel | sparkling s. | pırıldayan | ||
| Genel | sparkling s. | köpüren | ||
| Genel | sparkling s. | parlak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | sparkling s. | (girişim) iyi giden | ||
| Ticaret/Ekonomi | sparkling s. | (girişim) yolunda giden | ||
| Ticaret/Ekonomi | sparkling s. | (girişim) gelecek vadeden | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | sparkling i. | ışıldama | ||
| Teknik | sparkling s. | köpükler çıkaran | ||
| Teknik | sparkling s. | parıldayan | ||
| Teknik | sparkling s. | parlayan | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | sparkling s. | köpüklü | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | sparkling i. | köpüklü şarap | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||
| Yaygın Kullanım | sparkling water i. | maden suyu |
| Yaygın Kullanım | sparkling water i. | soda |
| Konuşma | ||
| Konuşma | still or sparkling? expr. | köpüksüz mü köpüklü mü? |
| Konuşma | still or sparkling? expr. | su mu soda mı? |
| Konuşma | still or sparkling? expr. | asitli mi asitsiz mi? |
| Konuşma | your eyes are sparkling expr. | gözlerinin içi parlıyor |
| Patoloji | ||
| Patoloji | sparkling synchysis i. | jel yapılı vitreous humor sıvısının yumuşaması ile ortaya çıkan bir göz rahatsızlığı |
| Gıda | ||
| Gıda | sparkling wine i. | köpüren şarap |
| Gıda | sparkling mineral water i. | doğal zengin mineralli su |
| Mutfak | ||
| Mutfak | sparkling wine i. | köpüklü şarap |
| Mutfak | sparkling mineral water i. | maden sodası |
| Deniz Biyolojisi | ||
| Deniz Biyolojisi | sparkling enope squid i. | ateşböceği mürekkep balığı |