Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
agone
daños
rocket leaves
krill
vacuum-brake
antitrade wind
grub screw
bereitstellend
willensschwach
Hustenstiller
mikado
closure property
eteco
golf tee
search pattern
immaterial alteration
cyst-
mutual benefit
reputed
gazette
internal data verification
heading size
variable return to scale
port
third dimension
stick something
Geçmiş
Cümleler
"stick something"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
stick something out
f.
uzatmak
2
Genel
make something stick
f.
kanıtlamak
3
Genel
make something stick
f.
ispatlamak
4
Genel
stick out for (something)
f.
reddetmek
5
Genel
stick out for (something)
f.
geri çevirmek
6
Genel
stick out for (something)
f.
reddeylemek
7
Genel
stick out for (something)
f.
kabul etmemek
Öbek Fiiller
8
Öbek Fiiller
stick something down
f.
bir şeyi yapıştırmak/tutturmak
9
Öbek Fiiller
stick something up
f.
bir şeyi görünür bir yere yapıştırmak
10
Öbek Fiiller
stick something up
f.
bir şeyi havaya kaldırmak
11
Öbek Fiiller
stick something up
f.
bir şeyi görünür bir yere tutturmak/iliştirmek
12
Öbek Fiiller
stick something up
f.
bir şeyi görünür bir yere iğnelemek/zımbalamak
13
Öbek Fiiller
stick something up
f.
bir şeyi havada tutmak
14
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyi) denemeye devam etmek
15
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeyde takılı kalmak
16
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) arkasında durmak
17
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeye takılmak
18
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) not etmek
19
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) sokmak
20
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
(birini istemediği biriyle/bir şeyle) baş başa bırakmak
21
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
yuvasına sokmak
22
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) sıkıştırmak
23
Öbek Fiiller
stick someone or something up
f.
birini/bir şeyi soymak
24
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyi) bıçaklamak
25
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeyin içine oturmak
26
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi birinin) üstüne atmak
27
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyden) vazgeçmemek
28
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyi) delmek
29
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin)eklemek
30
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
hesaba para yatırmak
31
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyi) yapmaya devam etmek
32
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) yerleştirmek
33
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) desteklemek
34
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi birinin) sırtına yüklemek
35
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) saplanmak
36
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) iğnelemek
37
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeye) inancını sürdürmek
38
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin) içine atmak
39
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyde/yerde) tutmak
40
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeyin içinde durmak
41
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyi) kullanmaya devam etmek
42
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) gelişigüzel koymak
43
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(biriyle/bir şeyle) devam etmek
44
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) kapatmak
45
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) almak
46
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) yanında kalmak
47
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi birinin) üstüne yıkmak
48
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeye) bağlı kalmak
49
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
kendini (birine/bir şeye) adamak
50
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
hesaba para göndermek
51
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye/yere) hapsetmek
52
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi birine) yüklemek
53
Öbek Fiiller
stick (one) with (someone or something)
f.
birini/bir şeyi birinin başına sarmak
54
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) kaydetmek
55
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin) içine itmek
56
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyde) ısrarcı olmak
57
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) batmak
58
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin) içine tıkmak
59
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeyin içinde sabit kalmak
60
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) sadık kalmak
61
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) yanından ayrılmamak
62
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin) içine sokmak
63
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyin) üstüne gitmek
64
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeye) takmak
65
Öbek Fiiller
stick into (something)
f.
(bir şeyin) arasına/içine sıkıştırmak
66
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyi) yapmakta/kullanmakta ısrarcı olmak
67
Öbek Fiiller
stick with (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
68
Öbek Fiiller
stick in something
f.
bir şeye yerleşip kalmak
69
Öbek Fiiller
stick someone or something up
f.
birini/bir şeyi gasp etmek
70
Öbek Fiiller
stick with (something)
f.
(bir şeyi) inatla sürdürmek
71
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
bir şeyi birinin başına sarmak
72
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini/bir şeyi birine yüklemek
73
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
bir şeyi birine yüklemek
74
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
bir şeyi birinin üstüne atmak
75
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini istemediği biriyle/bir şeyle başbaşa bırakmak
76
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
birini istemediği bir şeyle baş başa bırakmak
77
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini/bir şeyi birinin üstüne yıkmak
78
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
bir şeyi birinin sırtına yüklemek
79
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini/bir şeyi birinin başına sarmak
80
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini/bir şeyi birinin üstüne atmak
81
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini birine/bir şeye esir etmek
82
Öbek Fiiller
stick someone with something
f.
bir şeyi birinin üstüne yıkmak
83
Öbek Fiiller
stick someone with someone or something
f.
birini/bir şeyi birinin sırtına yüklemek
84
Öbek Fiiller
stick through (something)
f.
(bir şeyin) sonuna kadar durmak
85
Öbek Fiiller
stick through (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bir şey sokmak
86
Öbek Fiiller
stick through (something)
f.
(bir şeyin) sonuna kadar devam etmek
87
Öbek Fiiller
stick through (something)
f.
(bir şeyi) sonuna kadar sürdürmek/devam ettirmek
88
Öbek Fiiller
stick through (something)
f.
(bir şeyin) sonuna kadar dayanmak
89
Öbek Fiiller
stick through (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bir şey batırmak
90
Öbek Fiiller
stick through (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bir şey saplamak
91
Öbek Fiiller
stick through (something)
f.
(bir şeyin) sonunu getirmek
92
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeyi) sürdürmek
93
Öbek Fiiller
stick by (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) sadık kalmak
94
Öbek Fiiller
stick out to (something)
f.
(bir yöne) doğru çıkıntı yapmak
95
Öbek Fiiller
stick by (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) arkasında durmak
96
Öbek Fiiller
stick out to (something)
f.
(bir şeyi) sürdürmek
97
Öbek Fiiller
stick up for (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) arkasında durmak
98
Öbek Fiiller
stick by (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) terk etmemek
99
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeyden) vazgeçmemek
100
Öbek Fiiller
stick out to (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) doğru uzatmak
101
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeye) bağlı kalmak
102
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeyle/bir şeye) devam etmek
103
Öbek Fiiller
stick out to (something)
f.
(bir yöne) doğru uzamak
104
Öbek Fiiller
stick out to (something)
f.
(bir şeye) tahammül etmek
105
Öbek Fiiller
stick by (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) desteklemek
106
Öbek Fiiller
stick up for (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) savunmak
107
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeyi) bırakmamak
108
Öbek Fiiller
stick out to (something)
f.
(bir şeye) dayanmak
109
Öbek Fiiller
stick to (something)
f.
(bir şeyin) arkasında durmak
Deyim
110
Deyim
a stick to beat someone or something with
i.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
111
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
söylenmek/eleştirmek için bahane
112
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
113
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
114
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
115
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
116
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
117
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
bahanesi/sebebi olma
118
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane
119
Deyim
stick to beat (someone or something) with
i.
bahane ederek azarlama/paylama
120
Deyim
a stick to beat someone or something with
i.
aba altından sopa gösterme
121
Deyim
stick one's nose into something
f.
(başkasının işine) burnunu sokmak
122
Deyim
stick one's nose in to something
f.
(başkasının işine) burnunu sokmak
123
Deyim
stick out against something
f.
bir şeyin önünde belirgin/görünür olmak
124
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) dilini çıkarmak
125
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) saygısızlık etmek
126
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) burun kıvırmak
127
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(birine/bir şeye karşı) küçümseyici/aşağılayıcı tavır sergilemek
128
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) dil çıkarmak
129
Deyim
stick out (one's) tongue at (someone or something)
f.
(biriyle/bir şeyle) açıkça dalga geçmek
130
Deyim
make (something) stick
f.
(bir şeyi) kalıcı hale getirmek
131
Deyim
make (something) stick
f.
(bir şeyi) sabit hale getirmek
132
Deyim
make (something) stick
f.
(bir şeyi) daimi hale getirmek
133
Deyim
make (something) stick
f.
(bir şeyi) yerleşik hale getirmek
134
Deyim
make (something) stick
f.
(bir şeyi) devamlı hale getirmek
135
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birinin canını sıkmak
136
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birinin sinirini bozmak
137
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birini rahatsız etmek
138
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birinin keyfini kaçırmak
139
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birini kızdırmak
140
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birini sinir etmek
141
Deyim
have (something) stick in one's craw
f.
(bir şey) birini gıcık etmek
142
Deyim
not hold a stick to (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
143
Deyim
not hold a stick to (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
144
Deyim
not hold a stick to (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) eline su dökememek
145
Deyim
stick your nose into something
f.
burnunu bir şeye sokmak
146
Deyim
stick your nose into something
f.
bir işe burnunu sokmak
147
Deyim
stick your nose into something
f.
bir şeye/işe karışmak
148
Deyim
stick your oar in (something) [uk]
f.
(bir şeye) salça/maydanoz olmak
149
Deyim
stick your oar in (something) [uk]
f.
(bir şeye) burnunu sokmak
150
Deyim
stick (one's) oar in (something) [uk]
f.
üstüne vazife olmayan işlere karışmak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of stick something
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy