trickle - Türkçe İngilizce Sözlük

trickle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

trickle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
damlamak, yavaşça akmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈtrɪkəl/ – BrE /ˈtrɪkəl/)
Terim Türü:
Fiil/İsim: trickle (trickles – trickled – trickling)
Az miktarda ve kesintili biçimde ilerleyen akış. Orta İngilizce trikelen kökünden evrilmiştir. Fiziksel akıştan ekonomik yayılma metaforlarına uzanan kullanım alanı vardır.
Eş Anlamlılar:
drip, seep
Zıt Anlamlılar:
gush, surge

"trickle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
trickle i. damla damla akan şey
The flow of the lava was just a trickle, but it still was enough to burn a whole village!
Lav damla damla akıyor olsa da yine de tüm köyü yakmaya yetti.

More Sentences
trickle f. sızmak
Blood trickled from his wound.
Yarasından kan sızıyordu.

More Sentences
trickle f. damlamak
A big portion of honey was trickling down the bee hive.
Arı kovanından bol miktarda bal damlıyordu.

More Sentences
trickle f. yavaş yavaş çıkmak
The fans started to trickle away from the stadium when their opponents scored the third goal.
Taraftarlar, karşı takım üçüncü golü attıktan sonra gruplar halinde stadyumdan yavaş yavaş çıkmaya başladılar.

More Sentences
trickle i. damlama
trickle i. sızma
trickle i. damla
trickle i. bir gıdım
trickle i. azıcık bir miktar
trickle f. akmak
trickle f. damla damla akıtmak
trickle f. süzülmek
trickle f. yuvarlanmak (top vb)
trickle f. azar azar gelmek
trickle f. damlatmak
trickle f. damla damla akmak
trickle f. (göz) yaşartmak
trickle f. azar azar gelmek/gitmek
trickle f. yavaşça azalmak
trickle f. azar azar göndermek/dağıtmak
trickle f. yavaşça akmak
Teknik
trickle f. damla damla akmak
Havacılık
trickle f. akıtmak

"trickle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 60 sonuç

İngilizce Türkçe
Öbek Fiiller
trickle away f. damlaya damlaya gitmek
trickle away f. damlaya damlaya akmak
trickle through (something) f. bir yerden damlamak
trickle down (to something) f. bir şeye damlamak
trickle out (of something) f. bir şeyin dışına damlamak
trickle in (to something) f. bir şeyin içeriye damlamak
trickle through (something) f. bir yerden (kapıdan vb) çıkmak
trickle out (of something) f. bir yerden çıkmak
trickle in (to something) f. bir yere girmek
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) dışarı sızmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) yayılmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) yavaş yavaş tükenmek (para, kaynak)
trickle through f. yavaş yavaş yayılmak
trickle in f. içeri akmak
trickle down f. damlamak
trickle out (of something) f. dışarı sızmak
trickle down f. sızmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) dışarı akmak
trickle down f. alt tabakadaki kişilere yayılmak/geçmek
trickle out (of something) f. birer ikişer çıkmak/ayrılmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) zamanla erimek (para, kaynak)
trickle in f. içeri sızmak
trickle out (of something) f. dışarı damlamak
trickle down f. akmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) sızmak
trickle down f. alt tabakadaki kişilere dağılmak
trickle through f. '-den damlamak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) yavaşça çıkmak
trickle out (of something) f. yavaşça çıkmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) zamanla akıp gitmek (para, kaynak)
trickle in f. içeri süzülmek
trickle in f. mevcut/kullanılabilir hale gelmek
trickle through f. -den sızmak
trickle in f. birer ikişer girmek
trickle out (of something) f. dışarı akmak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) yavaş yavaş gelmek/akmak
trickle through f. -den birer ikişer geçmek/girmek/çıkmak
trickle through f. '-den akmak
trickle in f. içeri damlamak
trickle in f. yavaşça girmek
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) dışarı damlamak
trickle out (of something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) birer ikişer çıkmak/ayrılmak
Ticaret/Ekonomi
trickle down theory of development i. kalkınmanın damlama teorisi
trickle-down effect i. aşağıya sızma etkisi
trickle-down effect i. insibağ etkisi
trickle-down theory i. zenginlere vergi indirimi gibi tavizler vermenin ekonomiyi canlandırarak toplumun her seviyesine fayda sağlayacağına ilişkin teori
trickle-up s. alt gelir grubuna yapılacak vergi indirimi gibi tavizlerin ekonomiyi canlandırarak zenginlere fayda sağlayacağı teorisiyle ilgili
trickle-up s. alt gelir grubuna yapılacak vergi indirimi gibi tavizlerin ekonomiyi canlandırarak zenginlere fayda sağlayacağı teorisine ait
trickle-down s. zenginlere vergi indirimi gibi tavizler vermenin ekonomiyi canlandırarak toplumun her seviyesine fayda sağlayacağı teorisiyle ilgili/ait
Teknik
trickle irrigation i. damla sulaması
trickle charging i. minimum oranda şarj etme
trickle charging i. düşük oranda şarj etme
trickle charging i. tampon şarj
trickle charged s. dengeleme şarjlı
trickle-charged s. dengeleme şarjlı
Elektrik
trickle charge i. şarjı hep dolu tutacak şekilde az az verilen akım
trickle charger i. elektrik şebekesinden güç çeken ufak şarj aleti
Otomotiv
trickle charge i. bakım şarjı
Deniz Biyolojisi
trickle filter i. yararlı bakteriler sayesinde zehirli amonyak ve nitritin atılması
Tarım
trickle irrigation i. damla sulama