uncertaining - Türkçe İngilizce Sözlük

uncertaining

uncertaining — Definition

Anlamı ve Tanımı:
belirsiz
Okunuş (IPA):
(AmE /ʌnˈsɜːrtən/ – BrE /ʌnˈsɜːtən/)
Terim Türü:
Sıfat
Kesinlikten yoksun olma durumu. Un- ve certain kökünden oluşur. Bilimsel ve gündelik karar süreçlerinde risk göstergesi olarak yer alır.
Eş Anlamlılar:
unsure, indeterminate
Zıt Anlamlılar:
certain, definite

"uncertaining" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
uncertain s. belirsiz
For essential products, our deficit, and hence our dependence on imports of uncertain quality, has become greater.
Temel ürünler için açığımız ve dolayısıyla kalitesi belirsiz ithalata olan bağımlılığımız daha da artmıştır.

More Sentences
Genel
uncertain s. kararsız
Tom looks uncertain.
Tom kararsız duruyor.

More Sentences
uncertain s. emin olmayan
We were uncertain of his reaction.
Tepkisinden emin değildik.

More Sentences
uncertain s. değişken
The weather is uncertain at this time of year.
Yılın bu zamanında hava değişkendir.

More Sentences
uncertain s. belirsiz
For essential products, our deficit, and hence our dependence on imports of uncertain quality, has become greater.
Temel ürünler için açığımız ve dolayısıyla kalitesi belirsiz ithalata olan bağımlılığımız daha da artmıştır.

More Sentences
uncertain s. kuşkulu
I felt uncertain whether she was telling the truth.
Doğruyu söyleyip söylemediğinden kuşkuluydum.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
uncertain s. belirsiz
For essential products, our deficit, and hence our dependence on imports of uncertain quality, has become greater.
Temel ürünler için açığımız ve dolayısıyla kalitesi belirsiz ithalata olan bağımlılığımız daha da artmıştır.

More Sentences
uncertain s. belli değil
It is uncertain when the flights will start.
Uçuşların ne zaman başlayacağı belli değil.

More Sentences
uncertain s. bilinmeyen
It is still unclear in what way the victims were killed.
Kurbanların nasıl öldürüldüğü henüz bilinmiyor.

More Sentences
uncertain s. kuşkulu
I felt uncertain whether she was telling the truth.
Doğruyu söyleyip söylemediğinden kuşkuluydum.

More Sentences
Teknik
uncertain s. belirsiz
For essential products, our deficit, and hence our dependence on imports of uncertain quality, has become greater.
Temel ürünler için açığımız ve dolayısıyla kalitesi belirsiz ithalata olan bağımlılığımız daha da artmıştır.

More Sentences
Genel
uncertain s. dönek
uncertain s. şüpheli
uncertain s. bellisiz
uncertain s. bilinmez
uncertain s. güvenilmez
uncertain s. tereddütlü
uncertain s. düzensiz yanıp sönen
uncertain s. tesadüfi
Ticaret/Ekonomi
uncertain s. belli olmayan
uncertain s. malum olmayan
uncertain s. şüphe uyandıran
Teknik
uncertain s. kesin olmayan
Coğrafya
uncertain i. teksas eyaletinde şehir

"uncertaining" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
an uncertain world i. belirsizliklerle dolu bir dünya
an uncertain world i. şüphelerle dolu bir dünya
uncertain environment i. harekat ortamı
uncertain environment i. ordunun işleyişini ve birlik komutanının kararlarını etkileyen koşullar ve durumlar
uncertain environment i. belirsiz ortam
be uncertain f. kararsız olmak
be uncertain f. kesin olmamak
become uncertain f. belirsizleşmek
become uncertain f. belirsiz bir hal almak
remain uncertain f. belirsizliğini korumak
İfadeler
in no uncertain manner expr. kesin bir şekilde
in no uncertain manner expr. kesin bir dille
in no uncertain terms expr. kesin bir şekilde
in no uncertain terms expr. kesin bir dille
Deyim
in no uncertain terms zf. hiçbir hususta tereddüte mahal vermeksizin
in no uncertain terms zf. hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın
in no uncertain terms expr. sert ve açık bir şekilde
in no uncertain terms expr. yanlış anlamaya meydan vermeden
in no uncertain terms expr. yanlış anlamaya mahal vermeden
in no uncertain terms expr. açıkça/çok net bir şekilde
Konuşma
it remains uncertain expr. belirsizliğini koruyor
Ticaret/Ekonomi
uncertain event i. kesin olmayan olay
uncertain event i. belirsiz olay