yapabilen - Türkçe İngilizce Sözlük

yapabilen

"yapabilen" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
yapabilen able s.
We must also be able to undertake an evaluation of these results.
Ayrıca bu sonuçların bir değerlendirmesini de yapabilmeliyiz.

More Sentences
yapabilen able snk.
We must also be able to undertake an evaluation of these results.
Ayrıca bu sonuçların bir değerlendirmesini de yapabilmeliyiz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
yapabilen able s.
We must also be able to undertake an evaluation of these results.
Ayrıca bu sonuçların bir değerlendirmesini de yapabilmeliyiz.

More Sentences
Genel
yapabilen possible [obsolete] s.

"yapabilen" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 74 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
birçok iş yapabilen versatile s.
Genel
atmosfere dönüş safhasında önceden planlanmış uçuş manevralarını yapabilen atmosfere dönüş aracı maneuverable reentry vehicle i.
altındaki borudan boşaltma yapabilen sıvı tankı hopper i.
atları çalıştıran ve bazen jokeylik de yapabilen küçük ölçekli yarış atı sahibi gipsy i.
hızlı hesaplamalar yapabilen askeri cihaz computor i.
tabancayla iyi atış yapabilen kimse pistol shot i.
yayılım yapabilen sürgün propagulum i.
birçok iş yapabilen versatile s.
kanser yapabilen carcinogenic s.
hata yapabilen error-prone s.
saatte yüz mil hız yapabilen ton-up s.
iyi analiz yapabilen analytic s.
birçok iş yapabilen many-minded s.
basit tamir işleri yapabilen handy s.
fisyon yapabilen fissile s.
yapabilen kimse anlamına gelen son ek -er snk.
Konuşma Dili
(bir şeyi) yapabilen up to (something) expr.
Deyim
keskin ayrımlar yapabilen kimse acute observer i.
Teknik
kitap şeklindeki baskılarda ortadan zımbalama işlemi yapabilen araç saddle stitch stapler i.
kitap şeklindeki baskılarda ortadan zımbalama işlemi yapabilen araç saddle stitch finisher i.
güç akışlı vites değişimi yapabilen şanzıman powershift transmission i.
bir şeyi yeniden yapabilen teknolojik alet remaker i.
yağlama yapabilen lubricative s.
bir dizi frekansta çalışan veya üretim yapabilen (elektronik aksam) multifrequency s.
Bilişim
internette tekrarlı aramalar yapabilen bilgisayar programı crawler i.
Havacılık
kısa mesafede iniş-kalkış yapabilen uçak short take off and landing aircraft i.
kısa mesafede iniş-kalkış yapabilen uçak short-distance take off and landing aircraft i.
dikine ve kısa mesafede iniş veya kalkış yapabilen hava aracı vertical/short takeoff and landing aircraft i.
dikine ve kısa mesafede iniş veya kalkış yapabilen hava aracının denize indirilmesi ve/veya kurtarılması için yük ve çıkarma gemilerinin üzerindeki alanlar vertical takeoff and landing aircraft transport area i.
buz üzerinde uçuş yapabilen pilot ice master i.
buz üzerinde uçuş yapabilen pilot ice pilot i.
dünya atmosferinin ötesinde navigasyon yapabilen roketli araç rocket ship i.
zorlu/ıssız arazilere iniş-kalkış yapabilen küçük uçak bush plane i.
Denizcilik
kendiliğinden kayıt yapabilen gel-git ölçer self registering tide gage i.
Medikal
sinir uçlarında oluşan ve nörotransmiter olarak görev yapabilen bir endorfin türü encephalin i.
sinir uçlarında oluşan ve nörotransmiter olarak görev yapabilen bir endorfin türü enkephalin i.
sinir uçlarında oluşan ve nörotransmiter olarak görev yapabilen bir endorfin türü enkephaline i.
sinir uçlarında oluşan ve nörotransmiter olarak görev yapabilen bir endorfin türü encephaline i.
Baskı Teknikleri
iki renkte baskı yapabilen two-color s.
Fizik
çevresiyle hem madde hem enerji alışverişi yapabilen sistem open system i.
Kimya
kıskaçlama yapabilen chelatable s.
Biyoloji
eşeysiz üreme yapabilen üçüncü nesil zooit tritozooid i.
holoblastik eşitsiz hücre bölünmesi yapabilen zigottan meydana gelmiş gastrula amphigastrula i.
holoblastik eşitsiz hücre bölünmesi yapabilen zigot amphicytula i.
kromozomda bulunmayıp otonom replikasyon yapabilen dna halkasından oluşan küçük bir hücresel cisimcik plasmid dna i.
klorofil içeren ve fotosentez yapabilen flagellat hücresi phytoflagellate i.
yayılım yapabilen sürgün propagule i.
oksijensiz solunum yapabilen nonaerobiotic s.
Gökbilim
çekirdek füzyonu yapabilen gök cismi fusor i.
Botanik
güney amerika'ya özgü, hayvanlarda zehirlenme yapabilen yaprak dökmeyen bir çalı mustard tree (nicotiana glauca) i.
güney amerika'ya özgü, hayvanlarda zehirlenme yapabilen yaprak dökmeyen bir çalı tree tobacco i.
biraz klorofil içerdiği için fotosentez yapabilen parazitik bir bitki hemiparasite i.
biraz klorofil içerdiği için fotosentez yapabilen parazitik bir bitki semiparasite i.
fotosentez yapabilen organizmalara dair autophytic s.
fotosentez yapabilen organizmalara ait autophytic s.
Coğrafya
kendiliğinden kayıt yapabilen bir gel-git ölçer marigraph i.
kendiliğinden kayıt yapabilen bir gel-git ölçer mareograph i.
Meteoroloji
kendiliğinden kayıt yapabilen yağmur ölçer udomograph i.
Jeoloji
fotosentez yapabilen bakteriler cyanobacteria i.
Askeri
her yönden uzaklık ölçüsü yapabilen istasyon omnirange i.
tekrar doldurmaya gerek kalmadan aynı anda birden fazla atış yapabilen bir tabanca battery gun i.
belirli bir hedefe yönelik ani saldırı veya hedefi engelleyici deniz harekatı yapabilen donanma birimi marker i.
emrinde bulunmamasına karşın nato ile iş birliği yapabilen kuvvetler other forces for nato i.
Spor
çok uzak mesafelere vuruş yapabilen beysbol oyuncusu power hitter i.
Beysbol
her iki eli ile atış yapabilen oyuncu switch hitter i.
her iki eli ile atış yapabilen oyuncu switch-hitter i.
çok hızlı atış yapabilen atıcı fireballer i.
Müzik
kontrbas, arp gibi enstrümanların eklenmesiyle senfonik müzik yapabilen bando symphony band f.
Fotoğrafçılık
ağır çekim yapabilen slow s.
Mitoloji
insan formunda olup büyü yapabilen, zeki ve fesat olarak betimlenen hayali yaratık fairies i.
Matbaa
tek seferde önlü arkalı baskı yapabilen baskı aleti perfector i.
Argo
karmaşık ve uzun hesaplamalar yapabilen bilgisayar number cruncher i.
çok yüksek hızlar yapabilen araba haulier i.
çok yüksek hızlar yapabilen araba hauler i.