slow - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

slow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"slow" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
slow f. yavaşlatmak
slow s. yavaş
slow s. ağır
General
slow f. yavaşlamak
slow f. ağırlaşmak
slow s. geri (saat)
slow s. zor anlayan
slow s. bati
slow s. kaplumbağa gibi
slow s. geç
slow s. yavaş yavaş etkileyen
slow s. yavaş giden
slow s. geç anlayan
slow s. durgun
slow s. eli ağır
slow s. acelesiz
slow s. kesat
slow s. geri kalmış
slow s. geç olan
slow s. sıkıcı
slow s. uzun süren
slow s. ağır
slow s. geri
slow s. ağırkanlı
slow s. bıktırıcı
slow s. aheste
slow s. yavaş
slow s. yavaş hareket eden
slow s. ağır hareket eden
slow s. yavaş ilerleyen
Technical
slow yavaş

"slow" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 241 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
slow down f. yavaşlatmak
slow down f. yavaşlamak
General
be slow f. geri kalmak (saat)
slow up f. yavaşlatmak
slow down f. ağırlaşmak
slow down f. ağırlaştırmak
go slow f. ağırdan almak
slow up f. yavaşlamak
slow the growth f. büyümesini yavaşlatmak
slow something down f. ağırlaştırmak
slow down f. hızını eksiltmek
go slow f. yavaşlatmak
be unable to slow down f. hızını alamamak
slow down f. hızını almak
be slow f. geri kalmak
slow up f. hızını eksiltmek
slow down f. hafiflemek
(for a time piece) be slow f. geri kalmak
become slow f. yavaşlamış olmak
slow (down) the tempo f. tempoyu düşürmek
become slow-witted f. hımbıllaşmak
one's tempo slow down f. temposu düşmek
slow down the aging process f. yaşlanmayı geciktirmek
slow down the aging process f. yaşlanmayı geciktirici etkisi olmak
speak slow f. yavaş konuşmak
run at a slow pace f. yavaş tempoda koşmak
slow down the speed f. hızı azaltmak
slow down the speed f. hızı düşürmek
slow down the time f. zamanı yavaşlatmak
slow flowing water i. ağır akan su
slow wipe i. yavaş silme
slow train i. posta treni
slow coach i. ağırkanlı kimse
go-slow i. işi yavaşlatma grevi
go-slow i. işi yavaşlatma
slow movement i. ağır hareket
slow movement i. yavaş hareket
citta slow i. yavaş şehir
slow city i. yavaş şehir
slow city i. yavaş şehir (akımı)
a slow dance i. yavaş bir dans
slow start i. yavaş başlangıç
slow-mo i. ağır çekim
slow wave i. yavaş dalga
slow music i. sakin müzik
a slow learner i. yavaş öğrenen kimse
a slow learner i. ağır öğrenen kimse
slow build up i. yavaş yavaş gelişme
slow build up i. ağır ağır gelişme
slow cooker i. yavaş pişirici
slow moving s. yavaş hareket eden
slow moving s. ağır
slow and sure s. temkinli
very slow s. çok yavaş
too slow s. çok yavaş
dead slow s. çok yavaş
dead slow s. nerdeyse hiç hareket etmeyen
dead slow s. nerdeyse durmuş
slow-gaited s. yavaş yürüyen
slow-witted s. geç anlayan
slow-witted s. mankafa
slow-witted s. kalın kafalı
slow-working s. eli ağır
rather slow s. oldukça yavaş
quite slow s. oldukça yavaş
slow-footed s. yavaş hareket eden
slow-footed s. yavaş ilerleyen
slow-going s. yavaş ilerleyen
slow-going s. ağır hareket eden
slow-footed s. ağır hareket eden
slow-going s. yavaş hareket eden
slow-to-materialize s. yavaş ilerleyen/gerçekleşen/ortaya çıkan
slow-to-warm-up s. yavaş alışan
slow-to-warm-up s. (bir yere) yavaş ısınan
slow-paced s. yavaş
slow-paced s. ağır hareket eden
slow-paced s. ağır (hareket eden)
slow-footed s. yavaş
slow-footed s. ağır hareket eden
slow-footed s. ağır (hareket eden)
by slow degrees zf. yavaş yavaş
at a slow rate zf. yavaş bir hızla
in slow motion zf. ağır çekimde
Phrasals
slow someone down birinin hızını kesmek
Phrases
be swift to hear, slow to speak konuşmadan önce dikkatlice dinle
Proverb
slow and steady wins the race yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır
slow and steady always wins the race yavaş ve istikrarlı olan daima kazanır
Colloquial
a slow burn sakinken yavaş yavaş aşırı derecede sinirlenmek
a slow burn tepesi atmak
a slow burn kafası kızmak
a slow moving river yavaş akan bir nehir
a slow news day sıradan/sakin/olaysız bir gün
Idioms
slow as molasses in January kağnı gibi yavaş
slow as molasses in January kaplumbağa gibi yavaş
slow off the mark kalın kafalı
slow on the uptake kalın kafalı
slow on the draw algılama sorunlu
slow on the draw kalın kafalı
slow on the uptake jetonu geç düşen
slow on the uptake algılama sorunlu
slow on the draw jetonu geç düşen
do a slow burn sinirlenmeye başlamak
do a slow burn yavaş yavaş sinirlenmek
slow but sure yavaş ama emin adımlarla
be a bit on the slow side biraz yavaş anlamak
as slow as molasses in january kağnı gibi yavaş
as slow as molasses in january kaplumbağa gibi yavaş
be slow off the mark (müdahale etmede) ağır kalmak
slow study ağır kavrayan
slow study ağır öğrenen
take it slow bir şeyi ağır ve temkinli biçimde yapmak
take it slow ağırdan almak
be slow on the uptake ağır kavramak/adapte olmak
slow-walk geciktirmek
slow-walk ağırdan almak
slow-walk bir işi yavaş yavaş yapmak
slow motion train wreck izlenen fakat durdurulamayan felaket
slow motion train wreck yavaş yavaş gelen ve durdurulamayan afet
slow to catch on jeton köşeli olmak
slow to catch on (durumun/olayın) farkına geç/zor varmak
slow as molasses kaplumbağa gibi yavaş
slow as molasses kağnı gibi yavaş
as slow as molasses kaplumbağa gibi yavaş
as slow as molasses kağnı gibi yavaş
Speaking
slow down! ağır ol
he is a bit slow kafası pek basmıyor
how slow ne kadar yavaş
please slow down! lütfen yavaşla!
Slang
slow-witted kalın kafalı
the go slow tecrit hücresi
slow blow yavaş sakso/oral seks
Trade/Economic
slow assets hareketsiz varlıklar
slow asset kolaylıkla paraya dönüştürülemeyen varlıklar
slow assets sabit değerler
slow defaulting borcunu geç ödeyen
slow goods sürümü zor mallar
slow growth recovery yavaş büyüme canlanması
medium-slow moving items orta-yavaş sarf parçaları
be on a go slow işi yavaşlatmak
slow asset sabit kıymet
obsolete or slow-moving goods demode veya yavaş giden mallar
Politics
slow movement yavaş hareketi
Technical
slow reactor yavaş reaktör
slow ahead ağıryol ileri komutu
slow pressure rise kontrollü yanma
slow moving machine plate yavaş hareketli makine plakası
slow neutron yavaş nötron
slow shear test yavaş kesme testi
slow sand filter yavaş kum filtresi
slow speed connection düşük hızlı bağlantı
slow running rölanti
slow down hızı azaltmak
slow-setting cement geç sertleşen çimento
slow-break switch yavaş kapamalı anahtar
slow-release relay yavaş işletme rölesi
slow-match yavaş yanan kibrit
slow-motion yavaşlatılmış hareket
slow-acting relay geciktirme rölesi
slow-make switch yavaş açmalı anahtar
slow down hızını düşürmek
slow down yavaşlamak
slow down yavaşlatmak
slow and regular wear yavaş ve düzenli aşınma
slow strain rate test yavaş gerinme hız deneyi
slow-settling glass uzun cam
slow-settling glass yavaş sertleşen cam
slow axis yavaş eksen
slow crack growth yavaş çatlak büyümesi
slow setting cement geç katılaşan çimento
slow crack growth on notched pipes çentikli borular üzerindeki yavaş çatlak ilerlemesi
resistance to slow crack growth yavaş çatlak büyümesine direnç
slow-release fertilizer yavaş salımlı gübre
slow-burning yavaş yanan
slow bending test yavaş eğme deneyi
slow deformation yavaş deformasyon
slow wearing yavaş eskime
slow wearing yavaş yıpranma
slow wearing yavaş aşınma
Computer
slow link yavaş bağlantı
slow tracking yavaş iniş
slow pages yavaş sayfalar
slow motion ağır çekim
slow keys yavaş tuşlar
slow press yavaş basma
cursor blink slow imlecin yanıp sönmesi yavaş
flash once, slow parla (yavaş)
Informatics
slow motion ağır çekim
slow fading uzun dönemli sönümlenme
Telecom
slow motion ağır çekim
slow channel yavaş kanal
reverse slow motion tersine ağır çekim
slow associated control channel yavaş ilişkilendirilmiş kontrol kanalı
Electric
slow blow geciktirmeli sigorta
slow blow gecikmeli sigorta
Automotive
carburettor slow idle adjusting screw karbüratör düşük rölanti ayar vidası
slow-moving vehicles yavaş hareket eden taşıtlar
slow lane yavaş geçiş şeridi
slow leak yavaş hava kaçırma
slow passer yavaş sollayan
slow charge yavaş şarj
slow down indicator yavaşla lambası
slow cut solenoid valve düşük hız solenoyit valfı
Traffic
slow lane yavaş gidilen şerit
Railway
slow freight train yavaş yük treni
Marine
slow drift oscillation yavaş sürüklemeli salınım
slow down yol kesmek
slow ahead ağır yol ileri komutu
be slow in stays kolay orsaya gelmek
Medical
slow virus disease yavaş virüs hastalığı
slow-release yavaş salınımlı
slow-growing tumor yavaş büyüyen tümör
a slow-growing painless mass yavaş büyüyen ağrısız bir kitle
slow drug release yavaş ilaç salınışı
slow-growing tumor with low malignant potential düşük malignite potansiyeli taşıyan yavaş büyüyen tümör
slow-twitch muscles yavaş kasılan kaslar
slow accumulation of the blood through the epidural space kanın epidural mesafedeki yavaş birikimi
coronary slow flow koroner yavaş akım
Pathology
slow feeding of newborn yenidoğanın yavaş beslenmesi
Gastronomy
slow cooker yiyeceklerin uzun sürede ve yavaş pişmesini sağlayan elektrikli tencere
Chemistry
slow combustion yavaş yanma
Zoology
slow loris lemur ailesi
slow worm kör kertenkele
slow-worm kör kertenkele
slow worm yılanımsı kertenkele
slow-worm yılanımsı kertenkele
slow worm kör yılan
slow-worm babaköş
slow worm babaköş
slow-worm kör yılan
Social Sciences
slow food ayaküstü yemek alışkanlığına (fast food) karşı oluşturulmuş geleneksel yeme biçimlerinin korunmasını teşvik eden hareket
slow food yavaş gıda
Geology
slow spreading ridges yavaş yayılan sırtlar
slow-spreading mid-ocean ridges yavaş yayılan okyanus ortası sırtlar
Military
slow fire yavaş ateş
slow march ağır adımlarla yürüyüş
Sport
slow down the tempo tempoyu düşürmek
long slow distance (l.s.d) düşük tempolu uzun mesafe
Basketball
slow break hücuma yavaş yavaş gelip set hücumuna başlama
Football
slow down the tempo oyunu soğutmak
Cinema
slow motion yavaşlatılmış hareket
Printery
slow/quick setting yavaş/hızlı kuruma