slow - Turco Inglés Diccionario

slow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

slow — Definition

Significado:
yavaş
Pronunciación (IPA):
(AmE /sloʊ/ – BrE /sləʊ/)
Categoría gramatical:
Sıfat: slow
Sinónimo:
sluggish
Antónimos:
fast

Significados de "slow" en diccionario turco inglés : 53 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
slow v. yavaşlatmak
Let us hope, ladies and gentlemen, that the calling of elections does not slow the process down.
Hanımefendiler ve beyefendiler, seçim çağrısının süreci yavaşlatmamasını umalım.

More Sentences
slow adj. yavaş
Working with slow films isn't suitable for newbies.
Yavaş filmlerle çalışmak yeni başlayanlar için uygun değildir.

More Sentences
slow adj. ağır
The paperwork was extremely slow.
Evrak işleri son derece ağır ilerliyordu.

More Sentences
General
slow v. yavaşlamak
Please slow down.
Lütfen yavaşlayın.

More Sentences
slow adj. durgun
The sales are slow in the middle of the week.
Hafta ortasında satışlar durgunlaşıyor.

More Sentences
slow adj. uzun süren
This bus probably has a slow route.
Bu otobüsün muhtemelen uzun süren bir rotası var.

More Sentences
slow adj. ağır
The paperwork was extremely slow.
Evrak işleri son derece ağır ilerliyordu.

More Sentences
slow adj. geri kalmış
My clock must be five minutes slow.
Saatim beş dakika geri kalmış herhalde.

More Sentences
slow adj. geç
The company was slow to take reaction.
Şirket tepki vermekte geç kalıyordu.

More Sentences
slow adj. geç anlayan
He was always a slow learner.
O hep geç anlayan bir öğrenci olmuştur.

More Sentences
slow adj. geri (saat)
Your watch is five minutes slow.
Saatin beş dakika geri.

More Sentences
slow adj. kesat
My business is slow right now.
İşlerim şu an kesat.

More Sentences
slow adj. yavaş
Working with slow films isn't suitable for newbies.
Yavaş filmlerle çalışmak yeni başlayanlar için uygun değildir.

More Sentences
slow adv. yavaşça
You should hold the rope slower.
Halatı az daha yavaşça tutmalısın.

More Sentences
Technical
slow adj. yavaş
Working with slow films isn't suitable for newbies.
Yavaş filmlerle çalışmak yeni başlayanlar için uygun değildir.

More Sentences
General
slow n. yavaş kimse
slow n. ağır hareket eden şey
slow v. ağırlaşmak
slow adj. acelesiz
slow adj. geç olan
slow adj. yavaş giden
slow adj. ağırkanlı
slow adj. yavaş yavaş etkileyen
slow adj. bıktırıcı
slow adj. kaplumbağa gibi
slow adj. sıkıcı
slow adj. bati
slow adj. geri
slow adj. zor anlayan
slow adj. eli ağır
slow adj. aheste
slow adj. ağır hareket eden
slow adj. yavaş ilerleyen
slow adj. yavaş hareket eden
slow adj. nazik
slow adj. hafif
slow adj. (hamur kağıt) ıslak
slow adj. (hamur kağıt) sıvıyı akıtan
slow adj. kademeli
slow adj. aşamalı
slow adj. evreli
slow adv. yavaş bir şekilde
slow adv. yavaş yavaş
Gastronomy
slow adj. düşük sıcaklıkta pişirilen
slow adj. yavaş yavaş pişen
Sport
slow adj. (kriket kalesi) atılan topun hızla geri sıçrayamayacağı durumda olan
slow adj. (yarış pisti yüzeyi) ıslak ve yapış yapış
Photography
slow adj. ağır çekim yapabilen
Slang
slow adj. mankafa
slow adj. alık
slow adj. aval
slow adj. laf anlamaz
slow adj. kalın kafalı

Significados de "slow" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
slow down v. yavaşlatmak
slow down v. yavaşlamak
General
slow flowing water n. ağır akan su
slow wipe n. yavaş silme
slow train n. posta treni
slow coach n. ağırkanlı kimse
go-slow n. işi yavaşlatma grevi
go-slow n. işi yavaşlatma
slow movement n. yavaş hareket
slow movement n. ağır hareket
citta slow n. yavaş şehir
slow city n. yavaş şehir
slow city n. yavaş şehir (akımı)
a slow moving river n. yavaş akan bir nehir
a slow dance n. yavaş bir dans
slow start n. yavaş başlangıç
slow-mo n. ağır çekim
slow wave n. yavaş dalga
slow music n. sakin müzik
a slow learner n. ağır öğrenen kimse
a slow learner n. yavaş öğrenen kimse
slow build up n. yavaş yavaş gelişme
slow build up n. ağır ağır gelişme
slow cooker n. yavaş pişirici
slow response n. gecikmeli tepki
slow response n. yavaş tepki
slow-cooking n. yavaş pişirme
slow lane n. görece daha yavaş ilerleme kaydedilen durum
slow-wittedness n. yavaş idrak etme
slow-wittedness n. durgun zekalılık
slow lane n. yavaş gelişim
slow lane n. ağır ilerleme
slow gait n. dört vuruşlu tırıs yürüyüş
smv (slow-moving vehicle) n. yavaş hareket eden araç
slow the growth v. büyümesini yavaşlatmak
slow down v. ağırlaşmak
slow down v. ağırlaştırmak
go slow v. yavaşlatmak
be slow v. geri kalmak
go slow v. ağırdan almak
slow up v. yavaşlatmak
be unable to slow down v. hızını alamamak
slow down v. hafiflemek
slow down v. hızını almak
slow up v. hızını eksiltmek
be slow v. geri kalmak (saat)
slow up v. yavaşlamak
slow something down v. ağırlaştırmak
slow down v. hızını eksiltmek
(for a time piece) be slow v. geri kalmak
become slow v. yavaşlamış olmak
slow (down) the tempo v. tempoyu düşürmek
become slow-witted v. hımbıllaşmak
one's tempo slow down v. temposu düşmek
slow down the aging process v. yaşlanmayı geciktirici etkisi olmak
slow down the aging process v. yaşlanmayı geciktirmek
speak slow v. yavaş konuşmak
run at a slow pace v. yavaş tempoda koşmak
slow down the speed v. hızı düşürmek
slow down the speed v. hızı azaltmak
slow down the time v. zamanı yavaşlatmak
slow-handclap v. yavaş alkışlarla eşlik etmek
slow gait v. yavaş yavaş yürümek
slow-handclap v. ağır ağır alkışlamak
slow gait v. yavaş yavaş hareket etmek
slow moving adj. ağır
slow and sure adj. temkinli
slow moving adj. yavaş hareket eden
very slow adj. çok yavaş
too slow adj. çok yavaş
dead slow adj. çok yavaş
dead slow adj. nerdeyse durmuş
dead slow adj. nerdeyse hiç hareket etmeyen
slow-witted adj. geç anlayan
slow-gaited adj. yavaş yürüyen
slow-witted adj. kalın kafalı
slow-working adj. eli ağır
slow-witted adj. mankafa
rather slow adj. oldukça yavaş
quite slow adj. oldukça yavaş
slow-going adj. yavaş ilerleyen
slow-going adj. ağır hareket eden
slow-footed adj. yavaş hareket eden
slow-going adj. yavaş hareket eden
slow-footed adj. yavaş ilerleyen
slow-footed adj. ağır hareket eden
slow-to-materialize adj. yavaş ilerleyen/gerçekleşen/ortaya çıkan
slow-to-warm-up adj. yavaş alışan
slow-to-warm-up adj. (bir yere) yavaş ısınan
slow-paced adj. ağır (hareket eden)
slow-paced adj. yavaş
slow-paced adj. ağır hareket eden
slow-footed adj. yavaş
slow-footed adj. ağır (hareket eden)
slow-footed adj. ağır hareket eden
go-slow adj. incelikli ve dikkatli (davranış, bakış açısı)
slow-motion adj. yavaş işleyen
slow-acting adj. hızlı olmayan
slow-moving adj. yavaş ilerleyen
slow-speaking adj. yavaş konuşan
slow-motion adj. yavaş ilerleyen
slow motion adj. yavaş işleyen
slow-moving adj. ağır hareket eden
slow-acting adj. yavaş etki eden
slow-moving adj. yavaş satan
slow-spoken adj. yavaş konuşan
slow motion adj. ağır çalışan
slow-moving adj. yavaş işleyen
slow motion adj. yavaş hareket eden
slow-acting adj. yavaş çalışan
at a slow rate adv. yavaş bir hızla
by slow degrees adv. yavaş yavaş
in slow motion adv. ağır çekimde
Phrasals
slow someone down v. birinin hızını kesmek
slow in v. (animasyonda) hızını azaltmak/düşürmek
slow out v. (animasyonda kareler arasındaki boşluğu artırarak) hızlandırmak
slow in v. (animasyonda kareler arasındaki boşluğu azaltarak) yavaşlatmak
slow out v. (animasyonda) hızını artırmak
Phrases
be swift to hear, slow to speak expr. konuşmadan önce dikkatlice dinle
Proverb
slow and steady wins the race yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır
slow and steady always wins the race yavaş ve istikrarlı olan daima kazanır
be swift to hear, slow to speak iki dinle bir söyle
be swift to hear, slow to speak iki dinle bir konuş
Colloquial
a slow news day n. sıradan/sakin/olaysız bir gün
slow-in n. (animasyonda) hızını azaltma/düşürme
slow-out n. (animasyonda kareler arasındaki boşluğu artırarak) hızlandırma
slow-in n. (animasyonda kareler arasındaki boşluğu azaltarak) yavaşlatma
slow-out n. (animasyonda) hızını artırma
slow time n. standart süre
slow time n. standart zaman
be a slow burn v. sakinken yavaş yavaş aşırı derecede sinirlenmek
a slow burn v. tepesi atmak
a slow burn v. kafası kızmak
go slow (on something) v. (bir şeyi) ağırdan almak
slow going adj. yavaş hareket eden
slow going adj. yavaş ilerleyen
slow going adj. ağır hareket eden
slow-mo adj. normalden yavaş çalışan
slow-mo adj. yavaş işleyen
slow-mo adj. yavaş hareket eden
slow-mo adj. ağır çekimde çalışan
nice and slow expr. yavaşça
Idioms
slow study n. ağır kavrayan
slow study n. ağır öğrenen
slow motion train wreck n. yavaş yavaş gelen ve durdurulamayan afet
slow motion train wreck n. izlenen fakat durdurulamayan felaket
slow burn n. ağır ağır/adım adım/yavaş yavaş ilerleme
a slow burn n. ağır ağır/adım adım/yavaş yavaş gelişen şey
slow burn n. zamanla büyüme/gelişme
a slow burn n. ağır ağır/adım adım/yavaş yavaş artan şey