temkinli - Türkçe İngilizce Sözlük

temkinli

"temkinli" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 55 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
temkinli wary s.
Many companies are wary of communism.
Birçok şirket komünizm karşısında temkinli.

More Sentences
temkinli cautious s.
She was very cautious about giving people her phone number.
İnsanlara telefon numarasını verme konusunda çok temkinliydi.

More Sentences
temkinli sober s.
temkinli even s.
temkinli imperturbable s.
temkinli waiting s.
temkinli unflappable s.
temkinli gingerly s.
temkinli serious s.
temkinli poised s.
temkinli staid s.
temkinli dignified s.
temkinli leerier s.
temkinli chary s.
temkinli sedate s.
temkinli slow and sure s.
temkinli undemonstrative s.
temkinli leery s.
temkinli deliberate s.
temkinli self-possessed s.
temkinli sure-footed s.
temkinli solemn s.
temkinli tender s.
temkinli unabashed s.
temkinli equanimous s.
temkinli envious s.
temkinli facile s.
temkinli even s.
temkinli evenminded s.
temkinli even-tempered s.
temkinli untrustful s.
temkinli hoful [obsolete] s.
temkinli ginger [dialect] s.
temkinli demure s.
temkinli self-collected s.
temkinli shy s.
temkinli skittish s.
temkinli softly-softly s.
temkinli suent [dialect] s.
temkinli spareful s.
temkinli hovering s.
temkinli suspense s.
temkinli discreet s.
temkinli guarded s.
temkinli cagey s.
temkinli circumspect s.
temkinli warily zf.
Konuşma Dili
temkinli button-down s.
Deyim
temkinli on the safe side expr.
Teknik
temkinli wholesome s.
Eski Kullanım
temkinli cautelous s.
temkinli cautionary s.
temkinli considerate s.
temkinli curious s.
temkinli fearful s.

"temkinli" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 71 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
temkinli kimse old woman i.
temkinli kimse conservative i.
temkinli davranma pussyfooting i.
temkinli davranmak walk on eggshells f.
temkinli olmak deliberate f.
temkinli yaklaşmak act with deliberation f.
temkinli yaklaşmak approach cautiously f.
temkinli yaklaşmak approach with caution f.
temkinli yaklaşmak approach warily f.
temkinli olmamak be unwary f.
temkinli olmayı elden bırakmamak urge caution f.
temkinli bir şekilde ilerlemek toe f.
temkinli ve sinsice hareket etmek glide f.
temkinli davranmak fudge f.
en temkinli leeriest s.
her daim temkinli ever-cautious s.
aşırı temkinli hyperconscious s.
aşırı temkinli hypercautious s.
aşırı temkinli overwary s.
sonuçlar konusunda temkinli circumspective s.
temkinli yürüyen slithering s.
temkinli yürüyen slithery s.
temkinli davranan pussyfooting s.
temkinli bir şekilde poisedly zf.
temkinli bir biçimde self-possessedly zf.
temkinli biçimde unperturbably zf.
temkinli olarak proactively zf.
temkinli biçimde deliberately zf.
temkinli bir şekilde cautiously zf.
temkinli bir şekilde circumspectively zf.
temkinli davranarak suent [dialect] zf.
Öbek Fiiller
temkinli bir şekilde anlamaya çalışmak feel out f.
cesaret edip temkinli bir şekilde (bir yere) dalmak venture into (some place) f.
temkinli çıkmak venture out f.
(bir yerden) temkinli çıkmak venture out of (some place) f.
Atasözü
tanımadığın insanlara temkinli yaklaş you should know a man seven years before you stir his fire
düşman iyi davranıyorsa temkinli olmalı fear the greeks bearing gifts
düşman iyi davranıyorsa temkinli olmalı beware the greeks bearing gifts
düşman iyi davranıyorsa temkinli olmalı fear the greeks bearing gifts
Konuşma Dili
diplomatlara atfedilen karmaşık, temkinli veya muğlak dil diplomatese i.
temkinli olmak be on the safe side f.
temkinli davranmak play it safe f.
çok temkinli supercautious s.
temkinli ol watch your step expr.
temkinli ol mind your step expr.
Deyim
temkinli davranma walking on eggs i.
temkinli çıkmak venture out of (something) f.
temkinli davranmak walk on thin ice f.
temkinli davranmak walk on eggs f.
olayların gelişimine göre temkinli hareket etmek wait for the cat to jump f.
bir şeyi ağır ve temkinli biçimde yapmak take it slow f.
temkinli olmak tread water f.
daha temkinli davranmak take a reef f.
temkinli hareket etmek tread lightly f.
(biri veya bir şey hakkında) temkinli yaklaşmak have (one's) doubts (about someone or something) f.
tartışma/münakaşa esnasında temkinli konuşmak fire (one's) pistol in the air f.
temkinli konuşmak pull a punch f.
temkinli hareket etmek pull a punch f.
(birinin) söylediği bir şeye temkinli yaklaşmak take what (one) says with a pinch of salt f.
temkinli hareket etmek be walking a tightrope f.
(bir şey hakkında) temkinli yaklaşmak have your doubts (about something) f.
temkinli yaklaşmak pick (one's) spot f.
(bir şeyi) ağır ve temkinli biçimde yapmak take (something) slow f.
temkinli hareket etmek play it cozy f.
temkinli yaklaşan a little leery s.
temkinli bir şekilde bir şeyi dene dip your toe into something expr.
meseleyi temkinli bir şekilde çözme/halletme softly, softly, catchee monkey expr.
Ticaret/Ekonomi
temkinli para politikası duruşu cautious monetary policy stance i.
İskambil
yalnızca eli iyi olduğunda bahsi artıran temkinli poker oyuncusu milker i.
Argo
pokerde yalnızca en güçlü elleri oynayan temkinli oyuncu rock [us] i.
temkinli davranmak walk on eggshells f.