come in - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

come in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"come in" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
General
come in f. yükselmek
come in f. tutulmak
come in f. haline gelmek
come in f. olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada)
come in f. moda olmak
come in f. kabarmak (met halindeki deniz)
come in f. girmek
come in f. gelmek
come in f. yaygın olmak
come in f. gözde olmak
come in f. seçilmek
come in f. sağlamak
come in f. içeri girmek
come in f. içeriye girmek
come in f. başa geçmek
come in f. varmak
Slang
come in cevap ver

"come in" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

İngilizce Türkçe
General
(money) come in f. para girmek
cause (someone) to come down in the world f. sürüm sürüm süründürmek
come down in one's opinion f. birini eskisi kadar saymamak
come down in one's price f. kendi malının fiyatını düşürmek
come down in price f. bir şeyin fiyatı düşmek
come down in sheets f. bardaktan boşanırcasına yağmak
come down in the world f. biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek
come down in the world f. düşmek
come each way in different directions f. aynı yola farklı yönlerden gelmek
come in (in a competition) f. dereceye girmek
come in existence f. meydana gelmek
come in fifth f. beşinci gelmek
come in fifth f. beşinci olmak
come in first f. birinci olmak
come in first f. birinci gelmek
come in first f. birinci olmak (yarışta)
come in first in the race f. yarışta birinci olmak
come in first in the race f. yarışta birinci gelmek
come in for f. maruz kalmak
come in for criticism f. eleştirilere maruz kalmak
come in for criticism f. eleştiri almak
come in force f. yürürlüğe girmek
come in fourth f. dördüncü olmak
come in fourth f. dördüncü gelmek
come in fourth in the race f. yarışta dördüncü olmak
come in fourth in the race f. yarışta dördüncü gelmek
come in handy f. yararlı bir hal almak
come in handy f. işe yaramak
come in handy f. kullanışlı olmak
come in handy f. yararı dokunmak
come in handy f. elverişli olmak
come in on f. katılmak
come in on f. yer almak
come in out of the rain f. yağmurdan korunmak
come in possession of f. haline gelmek
come in second f. ikinci olmak (yarışta)
come in second f. ikinci olmak
come in second f. ikinci gelmek
come in second in the race f. yarışta ikinci olmak
come in second in the race f. yarışta ikinci gelmek
come in sight f. görünmek
come in sight f. ortaya çıkmak
come in succession f. ardışmak
come in suddenly f. damlamak
come in the door f. kapıdan girmek
come in the opposite direction f. karşı yönden seyretmek
come in the opposite direction f. karşı yönden gelmek
come in third f. üçüncü gelmek
come in third f. üçüncü olmak
come in third f. üçüncü olmak (yarışta)
come in third in the race f. yarışta üçüncü gelmek
come in third in the race f. yarışta üçüncü olmak
come in view f. görünmek
come in view f. ortaya çıkmak
come out (in a competition) f. dereceye girmek
come out in one's pajamas f. pijamalarıyla çıkmak
come to ask for the girl's hand in marriage f. (kız) istemeye gelmek
come together in heaps f. kümelenmek
come up in the business life f. iş hayatında yükselmek
come up in the world f. birinin para ve prestiji artmak
regret having come (at all/in the first place) f. geldiğine geleceğine pişman olmak
an immortal person believed to come in time of need i. hızır
in days to come zf. ileride
in days to come zf. istikbalde
in days to come zf. gelecek zamanlarda
in the months to come zf. sonraki aylarda
in the months to come zf. gelecek aylarda
in the time to come zf. gelecekte
in times to come zf. gelecekte
Phrasals
come in contact with rastlaşmak
come in contact with görüşmek
come in contact with buluşmak
come in on katılmak
come in on yer almak
Phrases
it'll all come out in the wash hiçbir şey gizli kalmaz
someday my ship will come in elbet şans birgün bize de gülecek
Proverb
best things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
best things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
good things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
good things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
Colloquial
come down in buckets bardaktan boşanırcasına yağmak
come down in sheets bardaktan boşanırcasına yağmak
come early in the morning sabah erken gel
come in and have a seat buyrun gelin oturun
come in handy işe yaramak
come in please içeri gelin lütfen
come on in içeri buyurun/buyurun içeriye (gelin)
come on in içeri girin
come on in içeri gelin
come right in buyurun gelin
doesn't have enough sense to come in out of the rain iki gıdım aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain hiç aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain akılsızın teki
in days to come gelecek günlerde
Idioms
come cap in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
come down in sheets bardaktan boşalırcasına yağmak
come down in the world düşmek
come down in the world daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak
come down in the world feleğin sillesini yemek
come down in the world yoksullaşmak
come down in the world attan inip eşeğe binmek
come down in the world hayatta başarısızlığa uğramak
come down in the world eskiyip yıkılmaya yüz tutmak
come hat in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
come in (a certain position) (birinci/ikinci vb) olarak bitirmek
come in and set a spell buyrun (gelin oturun)
come in and sit a spell buyrun (gelin oturun)
come in and sit down buyrun (gelin oturun)
come in and take a load off your feet buyrun (gelin oturun)
come in for hak etmek
come in for miras almak
come in for mirasa konmak
come in for a lot of stick eleştiri almak
come in for a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick eleştirilmek
come in for a lot of stick ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
come in for some stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for some stick eleştirilmek
come in for some stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for some stick eleştiri almak
come in from the cold daha önce kabul edilmedikleri bir grup veya aktivitenin parçası olmak/kabul edilmek
come in from the cold gruba kabul edilmek
come in from the cold topluluk/toplum/grup tarafından kabul edilmek
come in full force tam kadro gelmek
come in handy (ileride) faydalı olmak
come in heat kızışmak
come in heat çiftleşme dönemi gelmek
come in heat çiftleşme isteği uyanmak
come in mighty handy çok işe yaramak
come in on a wing and a prayer (uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek
come in on the ground floor bir işe en başından başlamak
come in on the ground floor bir işe en başından katılmak
come in out of the cold soğuk duş etkisi yapmak
come in out of the rain yağmurdan korunmak için sığınak aramak
come in out of the rain ayakları yere basmak
come in out of the rain hayal kurmaktan vazgeçmek
come in out of the rain gerçeği anlamak/görmek
come in season kızışmak
come in season çiftleşme isteği uyanmak
come in season çiftleşme dönemi gelmek
come in useful işe yaramak
come in useful yararlı olmak
come in useful (ileride) faydalı olmak
come in useful faydalı olmak
come out in droves çok sayıda gelmek
come out in droves sürüler halinde gelmek
come out in favor of someone birine desteğini açıklamak
come out in force güruh halinde gelmek
come out in large numbers çok sayıda gelmek
come out in large numbers sürüler halinde gelmek
come out in the open (gizlendiği yerden) açığa çıkmak
come out in the open ortaya çıkmak
come out in the open belirmek
come out in the open maskesi düşmek
come out in the wash zamanla bilinirlik kazanmak
come out in the wash temize çıkmak
come out in the wash açığa çıkmak
come out in the wash gerçek nedeni anlamak
come out in the wash zamanla tanınmak
come out in the wash gerçeği anlamak
come out in the wash olumlu bir sonuca ulaşmak
come up in the world terfi etmek
come up in the world yaşam standardını yükseltmek
come up in the world daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmak
come up in the world yükselmek
come/go cap in hand utana sıkıla istemek
come/go hat in hand utana sıkıla istemek
not know enough to come in out of the rain salak
not know enough to come in out of the rain bön
not know enough to come in out of the rain aptal
Speaking
can i come in? girebilir miyim?
come in and make yourself at home içeri gel ve kendini evindeymiş gibi hisset
come in and take a pew içeri gel otur
come on in grab a chair gir içeri bir sandalye çek
come on in the water's fine gel sen de yapmaya başla
come on in the water's fine gel su güzel
could I come in? girebilir miyim?
don't ever come in my spot like that bir daha benim mekanıma böyle gelmeyin
i didn't see you come in geldiğini görmedim
i'll come in a minute or two bir iki dakikaya kadar geleceğim
i'll come in a second şimdi gelirim
it just seemed to come up in the conversation muhabbet sırasında laf bir şekilde oraya geldi
it'll all come out in the wash gelip geçer
it'll all come out in the wash yoluna girer
may i come in? gelebilir miyim?
never come in here loaded again sarhoş bir şekilde gelme bir daha buraya
please come in içeri buyurun
tell him to come in içeri girmesini söyle
why don't you come in and get dry? neden içeri girip kurulanmıyorsun?
won't you come in? girmiyor musun?
won't you come in? girmez misin?
you can't just come in here buraya öylece giremezsiniz
you can't just come in here buraya öylece giremezsin
Slang
come in one’s face yüzüne boşalmak
come in one’s hand eline boşalmak
come in one's mouth ağzına boşalmak
Marine
come-in valve giriş valfi
Food Engineering
method of analysis for the official control of the vinyl chloride monomer level in materials and articles which are intended to come into contact with foodstuffs gıda maddeleri ile temas eden madde ve malzemelerdeki vinil klorür monomer miktarı analiz yöntemi
Agriculture
come in heat boğursamak