bones - Türkisch Englisch Wörterbuch

bones

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "bones" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 20 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
bones n. iskelet
bones n. kitabın temel planı
bones n. eskiden abd'de komedyenler tarafından kullanılan kemik veya tahtadan yapılmış yassı tokmaklar
bones n. eskiden abd'de bir tür komedi gösterisinin komedyeni
bones n. öz
Colloquial
bones n. zar
bones n. gemi hekimi
bones n. gemi doktoru
bones n. çok zayıf kimse
bones n. bir deri bir kemik
bones n. kemik torbası
bones n. para
bones n. kağıt para
bones n. dolar
bones n. papel
bones n. mangır
bones n. vücut
Music
bones n. iki adet kemik veya ahşap çubuktan oluşan basit bir müzik aleti
Cinema
bones n. bay bones karakteri
Slang
bones n. (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma

Bedeutungen, die der Begriff "bones" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
rib bones of a large fish n. gelmiç
devil's bones n. zar oyunu
skin and bones n. bir deri bir kemik
bare bones n. basit ancak en hayati gerçekler ve ilkeler
all skin and bones n. bir deri bir kemik
bag of bones n. bir deri bir kemik kimse
oracle bones n. fal yazıtları
bicched bones n. çentikli zar
bicched bones n. çentikli kemik
skin and bones n. anoreksik olma
skin and bones n. aşırı zayıflık
be all skin and bones v. kaburgaları çıkmak
become skin and bones v. iğne ipliğe dönmek
penetrate right to one's bones v. kemiklerine kadar işlemek
feel in one's bones v. içine doğmak
pick the bones out of fish v. kılçığı ayıklamak
pick the bones v. kılçık ayıklamak
pick the bones v. kılçığı ayıklamak
pick the bones out of fish v. kılçık ayıklamak
pick the bones out of fish v. kılçığını çıkarmak
pick the bones out of fish v. kılçık çıkarmak
pick the bones v. kılçık çıkarmak
pick the bones v. kılçığını çıkarmak
make no bones about v. saklamamak
make no bones about v. açıkça söylemek
make no bones of v. saklamamak
make no bones of v. açıkça söylemek
make no bones of v. tereddütsüz bir şekilde hareket etmek
make no bones of v. gizlememek
make no bones of v. doğru ya da yanlış mı diye düşünmeden hareket etmek
make no bones of v. hiç çekinmeden hareket etmek
make no bones about v. doğru ya da yanlış mı diye düşünmeden hareket etmek
make no bones about v. gizlememek
make no bones about v. hiç çekinmeden hareket etmek
make no bones about v. tereddütsüz bir şekilde hareket etmek
be all skin and bones v. kadidi çıkmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
shape in flesh and bones v. ete kemiğe bürünmek
without bones adj. kemiksiz
nothing but skin and bones adj. bir deri bir kemik
having bones adj. kemikli
Proverb
hard words break no bones sert sözle insan incinmez
if a dog's prayers were answered, bones would rain from the sky köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı
sticks and stones will break my bones but words will never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones can break my bones but words can never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones may break my bones but hard words cannot hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
the tongue has no bones dilin kemiği yok
Colloquial
lazy bones n. tembel teneke
knuckle bones n. zarlar
roll the bones v. kaz gelecek yerden tavuk esirgememek
roll the bones v. tehlikeyi göze almak
roll the bones v. riske girmek
made of bones adj. kemikten
make no bones about it! expr. şüphesiz!
make no bones about it! expr. emin olabilirsin!
Idioms
a bag of bones n. canlı cenaze
bag of bones n. bir deri bir kemik
bag of bones n. kemik torbası
a bag of bones n. çok sıska
a bag of bones n. bir deri bir kemik
a bag of bones n. kemik torbası
a bag of bones n. uçacak gibi
a bag of bones n. çok zayıf
bare bones n. bir şeyin temelleri
bare-bones n. sınırlı
bare-bones n. sade
prayer bones n. dizler
bare bones n. temel hatları
bare bones n. çıplak iskeleti
lazy-bones n. tembel teneke
meat on (one's) bones n. et
meat on (one's) bones n. yağ
meat on (one's) bones n. kilo
feel in one's bones v. içine doğmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
become skin and bones v. iğne ipliğe dönmek
not make old bones v. yaşlanmadan ölmek
not make old bones v. ömrünün baharında ölmek
not make old bones v. genç yaşta ölmek
feel it in one's bones v. içinde duymak
feel it in one's bones v. çok emin olmak
feel it in one's bones v. çok derinden hissetmek
feel it in one's bones v. derinden duymak
make no bones about v. dobra dobra anlatmak
make no bones about v. çekinmeden söylemek
make no bones about v. her şeyi açık açık söylemek
make no bones about v. hiçbir şeyi gizlemeden açıklamak
make no bones about v. cesurca söylemek
make no bones about v. açık açık konuşmak
make no bones about v. dobra dobra söylemek
make no bones about v. dilinin kemiği olmamak
make no bones about v. lafını esirgememek
make no bones of v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlatmak
make no bones about v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlatmak
make no bones about v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtmek
make no bones of v. açıkça söylemek
make no bones of v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtmek
make no bones of v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde söylemek
make no bones about v. açıkça söylemek
make no bones about v. şüpheye yer bırakmayacak şekilde söylemek
feel something in one's bones v. (bir şeyin olacağından) emin olmak
be skin and bones v. bir deri bir kemik olmak/kalmak
know something in one's bones v. içine doğmak
feel something in one's bones v. içine doğmak
put flesh on the bones of something v. daha elle tutulur/anlaşılır şekle getirmek
put flesh on the bones of something v. ayrıntılandırmak
put flesh on the bones of something v. detaylandırmak
put flesh on the bones of something v. ete kemiğe büründürmek
flesh out the bare bones v. teferruta inmek ayrıntılı bilgi edinmek
be upon the bones of v. saldırmak
make no bones v. tereddütsüz bir şekilde hareket etmek
make no bones v. hiç çekinmeden hareket etmek
make no bones v. dobra dobra söylemek
make (one's) bones v. öldürmek
make (one's) bones v. mafyaya kabul edilmek için birini öldürmek
make (one's) bones v. (birini) harcamak
make (one's) bones v. (birini) temizlemek
make bones v. ikircikli konuşmak
make bones v. kem küm etmek
make bones v. ikircikli davranmak
put (some) meat on (one's) bones v. kilo almak
put (some) meat on (one's) bones v. zayıflıktan çıkmak
be just skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be just skin and bones v. kemik torbası olmak
be nothing but skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be just skin and bones v. kaburgaları çıkmak
be nothing but skin and bones v. kemik torbası olmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be nothing but skin and bones v. kaburgaları çıkmak
be all skin and bones v. kemik torbası olmak
be nothing but skin and bones v. kemikleri sayılmak
be all skin and bones v. kemikleri sayılmak
be just skin and bones v. kemikleri sayılmak
be all skin and bones v. kaburgaları çıkmak
be nothing but skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be all skin and bones v. çöpe dönmek
be all skin and bones v. aşırı zayıf olmak
be just skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be nothing but skin and bones v. kemikleri sayılmak
be just skin and bones v. çöpe dönmek
be just skin and bones v. kaburgaları çıkmak
be nothing but skin and bones v. aşırı zayıf olmak
be nothing but skin and bones v. kemik torbası olmak
be all skin and bones v. kemikleri sayılmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
be all skin and bones v. kemik torbası olmak
be nothing but skin and bones v. çöpe dönmek
be all skin and bones v. kaburgaları çıkmak
be just skin and bones v. kemik torbası olmak
be nothing but skin and bones v. bir deri bir kemik kalmak