kötülük - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

kötülük



Bedeutungen von dem Begriff "kötülük" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 47 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kötülük evil n.
General
kötülük malignancy n.
kötülük disservice n.
kötülük misdeed n.
kötülük malignment n.
kötülük misdoing n.
kötülük malignity n.
kötülük ill n.
kötülük wickedness n.
kötülük bad action n.
kötülük malignite n.
kötülük perversity n.
kötülük malfeasance n.
kötülük beastliness n.
kötülük iniquity n.
kötülük wrongdoing n.
kötülük evilness n.
kötülük a bad turn n.
kötülük darkness n.
kötülük enormity n.
kötülük egregiousness n.
kötülük miserableness n.
kötülük villainy n.
kötülük vice n.
kötülük grievousness n.
kötülük harm n.
kötülük deviltry n.
kötülük belial n.
kötülük badness n.
kötülük wrong n.
kötülük iniquitousness n.
kötülük venom n.
kötülük diskindness n.
kötülük mischief n.
kötülük seaminess n.
kötülük bad n.
kötülük malice n.
kötülük nefariousness n.
kötülük bane n.
kötülük devilry n.
kötülük egregious adj.
Trade/Economic
kötülük malice
Law
kötülük mischief
kötülük malfeasance
kötülük malice
Medical
kötülük malignance
kötülük malignancy

Bedeutungen, die der Begriff "kötülük" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 66 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
birinden kötülük gelmek get injured by v.
birinden kötülük gelmek be harmed v.
birinden kötülük gelmek be damaged by v.
hakkından gelmek (kötülük yapan birinin) pay someone back v.
intikam almak (kötülük yapan birinden) pay someone back v.
kötülük beslemek wish harm on another v.
kötülük etmek do somebody harm v.
kötülük etmek wrong v.
kötülük etmek harm v.
kötülük etmek get at v.
kötülük getirmek bring evil v.
kötülük görmek suffer evil v.
kötülük yapmak misdo v.
kötülük yapmak do evil v.
kötülük yapmak harm v.
kötülük yapmak do wrong v.
büyük kötülük enormity n.
çok kötülük awfulness n.
kaynak (fesat/kötülük/huzursuzluk) hotbed n.
kökleşmiş kötülük malignity n.
kötülük alameti harbinger of doom n.
kötülük belirtisi portent n.
kötülük dolu balefulness n.
kötülük eden evildoer n.
kötülük eden kimse evildoer n.
kötülük eden kimse rascal n.
kötülük eden kimse mischiefmaker n.
kötülük eden kimse malefactor n.
kötülük eden kimse wrongdoer n.
kötülük etme malefaction n.
kötülük habercisi cassandra n.
kötülük isteyen kimse ill-wisher n.
kötülük yuvası hotbed n.
yatak (fesat/kötülük/huzursuzluk) hotbed n.
yuva (fesat/kötülük/huzursuzluk) hotbed n.
kötülük dolu baleful adj.
kötülük habercisi ominous adj.
kötülük peşinde olan wicked adj.
ruhunda kötülük besleyen wicked adj.
Phrasals
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over
ödeşmek (kötülük yapan biriyle) pay someone back
Proverb
kötülük cezasız kalmaz mills of god grind slowly yet they grind exceeding small
kötülük eninde sonunda cezasını bulur mills of god grind slowly yet they grind exceeding small
Colloquial
kötülük dehası evil genius
kötülük yapmayı seven kimse sinnerman
kötülük yuvası sink of corruption
kötülük yuvası sink of iniquity
Idioms
birisine kötülük etmek do one an ill turn
içi kötülük dolu bad to the bone
içinde hiç kötülük olmamak pure in heart
iyilikten çok kötülük yapmak do more harm than good
karşılığında kötülük yapmak do evil in return
kızgınlıkla kendi kendine kötülük etmek cut off one's nose to spite one's face
kötülük etmek screw up
kötülük iliklerine işlemiş kişi bad to the bone
kötülük okunan bakış the evil eye
kötülük yapana iyilik ederek onun suçluluk duymasını sağlamak heap coals of fire on someone's head
Law
açık kötülük malice in fact
bariz kötülük malice in fact
bariz kötülük niyeti express malice
fiilen kötülük express malice
kötülük eden malefactor
kötülük etme malefaction
Psychology
kötülük görme sanrısı delusion of persecution
Religious
hindu inanışına göre kötülük tanrıları asura
Religion
zerdüştlük dininde karanlık ve kötülük tanrısı ahriman n.