need - Türkisch Englisch Wörterbuch

need

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

need — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /niːd/ – BrE /niːd/)
Wortart:
İsim: need (needs); Fiil: need (needs – needed – needing)
Synonyme:
require, necessity
Antonyme:
surplus

Bedeutungen von dem Begriff "need" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 51 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
need n. gerek
There is no need for us to bring Parliament into the discussion on the Commission.
Parlamentoyu Komisyon tartışmasına dahil etmemize gerek yok.

More Sentences
need n. gereksinim
It is all about the need for modernisation and the future viability of the European competition policy.
Tüm mesele modernizasyon gereksinimi ve Avrupa rekabet politikasının gelecekteki uygulanabilirliği ile ilgilidir.

More Sentences
need n. ihtiyaç
They both work pretty hard to meet the need of their baby.
Her ikisi de bebeklerinin ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça sıkı çalışıyorlar.

More Sentences
need v. ihtiyaç duymak
Children and disabled people are fragile people who need maximum protection.
Çocuklar ve engelliler, azami korumaya ihtiyaç duyan kırılgan insanlardır.

More Sentences
General
need n. gereklilik
The events of 11 September only reinforced the urgency and the need for such a decision.
11 Eylül olayları böyle bir kararın aciliyetini ve gerekliliğini daha da pekiştirmiştir.

More Sentences
need n. ihtiyaç
They both work pretty hard to meet the need of their baby.
Her ikisi de bebeklerinin ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça sıkı çalışıyorlar.

More Sentences
need n. lüzum
There's really no need for you to leave.
Gerçekten gitmene lüzum yok.

More Sentences
need n. muhtaç olma
Helping people in need is a noble action.
Muhtaç durumda olan insanlara yardım etmek asil bir eylemdir.

More Sentences
need v. gerektirmek
Being a soldier needs a lot of discipline.
Asker olmak çok fazla disiplin gerektirir.

More Sentences
need v. gerekli olmak
We must do what is needed and leave out what is not needed.
Gerekli olanı yapmalı ve gerekli olmayanı dışarıda bırakmalıyız.

More Sentences
need v. gerekmek
You needn't buy a new car; yours works just fine.
Yeni bir araba alman gerekmez; seninki gayet iyi çalışıyor.

More Sentences
need v. gereksinim duymak
You might need those.
Bunlara gereksinim duyabilirsiniz.

More Sentences
need v. ihtiyacı olmak
I need a new phone as the previous one has broken.
Önceki telefonum bozulduğu için yeni bir telefona ihtiyacım var.

More Sentences
need v. istemek
I'll be on the balcony; I need to get some fresh air.
Balkonda olacağım; biraz temiz hava almak istiyorum.

More Sentences
need v. gerek duymak
I hope Tom won't need to do that.
Umarım Tom bunu yapmaya gerek duymaz.

More Sentences
need v. -e ihtiyacı olmak
This car needs a good wash.
Bu arabanın iyi bir yıkanmaya ihtiyacı var.

More Sentences
need v. ihtiyaç hissetmek
Tom felt the need to explain.
Tom açıklama yapma ihtiyacı hissetti.

More Sentences
need v. lazım olmak
You need to live like a Muslim.
Müslüman gibi yaşamak lazım.

More Sentences
Trade/Economic
need n. ihtiyaç
They both work pretty hard to meet the need of their baby.
Her ikisi de bebeklerinin ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça sıkı çalışıyorlar.

More Sentences
Technical
need v. ihtiyacı olmak
I need a new phone as the previous one has broken.
Önceki telefonum bozulduğu için yeni bir telefona ihtiyacım var.

More Sentences
General
need n. gerekseme
need n. yoksulluk
need n. gereklik
need n. iktiza
need n. yolsuzluk
need n. eksiklik
need n. darlık
need n. zaruret
need n. hacet
need n. ihtiyaç duyma
need n. aciliyet
need n. zor durum
need n. zorunluk
need n. zorunluluk
need n. yokluk
need n. fakirlik
need n. gerekme
need v. gereksemek
need v. muhtaç olmak
need v. gereksinmek
need v. -e ihtiyaç duymak
need v. -e muhtaç olmak
need v. şart olmak
need v. lazım gelmek
need v. icap etmek
need v. ihtiyaç olmak
Trade/Economic
need n. gereksinme
need n. tüketilecek mal ve hizmetlere duyulan istek
Psychology
need n. organizmayı bir hedefe yönelmeye iten psikolojik etken
Physiology
need n. organizmada homeostazinin sürdürülmesi için gereken fizyolojik koşul
Archaic
need v. mecburiyet belirten yardımcı fiil

Bedeutungen, die der Begriff "need" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
deference need n. saygı gereksinimi
dependency need n. bağımlılık ihtiyacı
handicapped person in need of nursing n. bakıma muhtaç özürlü
person in need of nursing n. bakıma muhtaç kimse
an immortal person believed to come in time of need n. hızır
handicapped children who need special education n. özel eğitime muhtaç özürlü çocuklar
elder in need of nursing n. bakıma muhtaç yaşlı
family in need of protection n. korunmaya muhtaç aile
mission need statement n. görev ihtiyacı beyanı
vital need n. zorunlu ihtiyaç
persons in need of help n. muhtacin
lack of need n. gereksizlik
principle factors in need of strengthening n. güçlendirilmesi gereken temel noktalar
a friend in need n. kara gün dostu
energy need n. enerji ihtiyacı
the need of success n. başarı ihtiyacı
urgent need n. acil ihtiyaç
person in need of nursing n. bakıma muhtaç insan
achievement need n. başarı ihtiyacı
persons in need of help n. muhtaçlar
material need n. malzeme gereksinimi
material need n. maddi gereksinim
basic need n. temel ihtiyaç
sexual need n. cinsel ihtiyaç
poverty and need n. fakru-zaruret
funding need n. fon ihtiyacı
need to use the toilet n. tuvalet ihtiyacı
need to use the bathroom n. tuvalet ihtiyacı
need to use the loo n. tuvalet ihtiyacı
need satisfying products n. ihtiyaç gidermeye yönelik ürünler
educational need n. eğitim ihtiyacı
need for education n. eğitim ihtiyacı
personal need n. zati ihtiyaç
personal need n. kişisel ihtiyaç
an unmet need n. karşılanmamış ihtiyaç
fresh air need n. taze hava ihtiyacı
food need n. yiyecek gereksinimi
food need n. gıda ihtiyacı
social need n. sosyal ihtiyaç
social need n. sosyal gereksinim
primary need n. öncelikli ihtiyaç
great need n. büyük ihtiyaç
historic need n. tarihsel ihtiyaç
internal need n. iç ihtiyaç
domestic need n. iç ihtiyaç
daily water need n. günlük su ihtiyacı
need-to-know n. gizli bilgi
long-felt need n. uzun süredir duyulan ihtiyaç
long-felt need n. uzun süredir ihtiyaç duyulan şey
financial need n. parasal ihtiyaç
financial need n. mali ihtiyaç
financial need n. finansal ihtiyaç
need for shelter n. barınma ihtiyacı
critical need n. kritik ihtiyaç
need recognition n. ihtiyaç belirleme
need to change n. değişiklik ihtiyacı
pressing need n. acil ihtiyaç
special need n. özel ihtiyaç
special need n. özel gereksinim
fulfill the need v. ihtiyacı gidermek
be in need of v. muhtaç olmak
satisfy a need v. ihtiyacı karşılamak
meet the need v. ihtiyacı gidermek
be in need of v. istemek
be in need v. gereksinmek
be in need of v. gereksinmek
need help v. yardıma ihtiyacı olmak
need to v. zorunda olmak
meet a need v. ihtiyacı karşılamak
need to peepee v. çişi gelmek
be in need of v. gereksinim duymak
dispense with the need for v. gereksiz kılmak
be in need v. muhtaç olmak
need to v. lazım olmak
be in need of v. gereksemek
need to v. gerekmek
be badly in need of v. kıvranmak
be in need v. gereksemek
need to urinate v. sıkışmak
need somebody's help v. birine işi düşmek
not feel the need (to do something) v. gerek görmemek
not have a need for something v. gerek görmemek
not need v. gerek duymamak
not feel the need (to do something) v. gerek duymamak
not need v. gerek görmemek
not to have a need for something v. gerek duymamak
need more sources v. daha fazla kaynağa ihtiyaç duymak
meet one's need v. ihtiyaç karşılamak
need one's testimony v. tanıklığına gerek duymak
need one's testimony v. tanıklığına gerek duyulmak
need one's testimony v. tanıklığına ihtiyaç duymak
be in need of restoration v. restorasyona gerek duymak
be in need of restoration v. restore edilmeye gerek duymak
for there to be no longer any need for v. mahal kalmamak
be urgently in need of v. acil ihtiyacı olmak
need a pee v. çişi gelmek
create a need v. ihtiyaç oluşturmak
address the need v. ihtiyaç karşılamak
fulfil the need v. ihtiyaç karşılamak
meet the need v. ihtiyaç karşılamak
not need to v. esprisi kalmamak
no need to v. bir esprisi kalmamak
not need to v. bir esprisi kalmamak
no need to v. esprisi kalmamak
fulfil one's need v. ihtiyacını gidermek
satisfy one's need v. ihtiyacını gidermek
meet one's need v. ihtiyacını gidermek
satisfy the need v. ihtiyaç karşılamak
have need for v. gerek duymak
need to v. gerek görmek
create need v. ihtiyaç doğurmak
need expertise v. uzmanlık istemek
need attention v. ilgiye muhtaç olmak
need attention v. ilgi istemek
need expertise v. uzmanlık gerektirmek
fulfil a need v. gereksinim karşılamak
address a need v. gereksinim karşılamak
be in need of v. gereksinim içinde olmak
meet a need v. gereksinim karşılamak
satisfy a need v. eksiklik gidermek
fulfil a need v. eksiklik gidermek
be in need of v. -e ihtiyacı olmak
fail the final exam and need to sit for the make-up exam v. bütünlemeye kalmak
need to v. -e mecbur olmak
need time v. zamana ihtiyacı olmak
need to do v. gereği hissetmek
feel the need v. gereği hissetmek
need toilet v. çok sıkışmak
need toilet v. tuvaleti gelmek
need toilet v. tuvalete gitmek istemek
feel the need of v. ihtiyaç hissetmek
need to sleep v. uykusu gelmek
need to sleep v. uykusu olmak
be in need of v. ihtiyacı olmak
feel the need of v. ihtiyacını duymak
feel the need of v. ihtiyacını hissetmek
meet a need v. ihtiyaç gidermek
satisfy a need v. ihtiyaç gidermek
need a heck of a knack to do v. ustalık gerektirmek
need immediately v. acilen ihtiyaç duymak
need new blood v. taze kana ihtiyaç duymak
meet the need v. ihtiyaca cevap vermek
satisfy the need v. ihtiyaca cevap vermek
fulfill the need v. ihtiyaca cevap vermek
respond the need v. ihtiyaca cevap vermek
need to arise v. gereksinim doğmak
need to arise v. ihtiyaç doğmak
be in need of v. ihtiyacında olmak
be in need of v. ihtiyaç duymak
need cash v. nakite sıkışmak