plenty - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

plenty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "plenty" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 17 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
plenty n. bolluk
plenty n. bereket
plenty n. mebzuliyet
plenty n. ganilik
plenty n. çokluk
plenty adj. pek çok
plenty adj. bir yığın
plenty adj. bereketli
plenty adj. (pek) bol
plenty adj. (pek) çok
plenty adv. tamamen
plenty adv. gayet
plenty adv. çok bol
plenty adv. bol bol
Technical
plenty çokluk
plenty bol
plenty çok

Bedeutungen, die der Begriff "plenty" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 50 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
get plenty of rest v. bol bol dinlenmek
get plenty of rest v. bir hayli dinlenmek
wash with plenty of water v. bol suyla yıkamak
wash with plenty of water v. bol su ile yıkamak
drink plenty of water v. bol su içmek
horn of plenty n. bereket boynuzu
horn of plenty n. bolluk
plenty of time n. bir hayli zaman
plenty of time n. çok zaman
plenty of times n. çok kereler
plenty of time n. yeterli zaman
plenty of time n. fazla zaman
plenty of water n. bol miktarda su
plenty of water n. bol miktar su
plenty of water n. bol su
plenty of time n. bol zaman
plenty of evidence n. birçok delil
land of plenty n. bolluk ülkesi
world of plenty n. bolluk dünyası
plenty of adj. yığınla
plenty of adj. bir dolu
plenty of adj. çok
plenty of adj. bol
plenty of adj. bol miktarda
plenty of adj. bolca
plenty of adj. hayli
plenty of adj. pek çok
Phrases
rinse immediately with plenty of water derhal bol su ile durulayınız
plenty of time çok fazla zaman
hunger amidst plenty bolluk içinde yokluk
hunger amidst plenty varlık içinde yokluk
Colloquial
have plenty of time bolca vakti olmak
Idioms
there are plenty of other fish in the sea elini sallasan ellisi
there are plenty of other fish in the sea sana göre eş mi yok
there are plenty more fish in the sea denizde daha çok balık var
there are plenty more fish in the sea sana göre eş mi yok
a gracious plenty yeterli miktarda (yiyecek)
there are plenty more fish in the sea elini sallasan ellisi
Speaking
there are plenty of fish in the sea sana göre eş mi yok
there are plenty of fish in the sea elini sallasan ellisi
there are plenty more where they came from geldiği yerde bundan daha çok var
i got plenty of time zamanım bol
there will be plenty more where that came from geldiği yerde bundan bir sürü daha var
luckily there were plenty of buses şansıma bir sürü otobüs vardı
we have plenty of space bir hayli bol/boş yerimiz var
Trade/Economic
paradox of plenty kaynakların laneti
paradox of plenty kaynak laneti
paradox of plenty bolluk paradoksu/ikilemi
Architecture
horn of plenty bereket boyunuzu
Botanic
horn of plenty karaborazan mantarı