save... - Turkish English Dictionary

save...

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "save..." with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
save n. kurtarma
save v. kurtarmak
save v. (para) biriktirmek
save v. biriktirmek
General
save n. sayıyı önleme
enforced save n. çalışanların tasarrufa teşvik edilmesi
save-all n. atık-önleyici
save the date n. düğüne davet etmek amacıyla gönderilen ön davetiye
power save mode n. güç tasarrufu modu
power save mode n. enerji tasarrufu modu
save-all [dialect] n. kumbara
save-all [dialect] n. önlük
save-all n. bir tür mumluk
save-all n. şamdan
save-all [dialect] n. iş tulumu
save-all [dialect] n. tulum
save-all [dialect] n. cimri kimse
save-all [dialect] n. paragöz kimse
save n. (kaleci) kurtarış
save life v. hayat kurtarmak
save one's life v. canını kurtarmak
save one's skin v. başını kurtarmak
save one's skin v. postu kurtarmak
save v. engellemek
save v. bağışlamak
save one's skin v. paçayı kurtarmak
save up v. biriktirmek
save oneself v. başının çaresine bakmak
save time v. zaman kazanmak
save on v. tasarruf etmek
save v. tasarruf etmek
save one's face v. itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak
save v. idareli harcamak
save v. tutmak
save face v. görünüşü kurtarmak
save money v. para biriktirmek
save money v. para tutmak
save face v. başını dik tutmak
save for v. para biriktirmek
save v. muhafaza etmek
save v. kusuruna bakmamak
save on v. idareli kullanmak
save one's skin v. sağ kurtulmak
save v. artırmak
save up v. para biriktirmek
save one's face v. yiğitliğe leke sürmemek
save v. kayda geçirmek
save v. ayırmak
save v. biriktirmek
save v. kurtarmak
save time v. zamandan kazanmak
save time v. zamandan tasarruf etmek
save the changes v. değişiklikleri kaydetmek
save the world v. dünyayı kurtarmak
save somebody from death v. ölmekten kurtarmak
save somebody from death v. ölümden kurtarmak
save the building from demolition v. binayı yıkımdan kurtarmak
save the house from demolition v. evi yıkımdan kurtarmak
save one's place v. yerini tutmak
save the day v. günü kurtarmak
save someone from the wreckage v. göçük altından kurtarmak
save someone from the wreckage v. enkaz altından kurtarmak
save someone from the wreckage v. enkazdan kurtarmak
save someone from the wreckage v. göçükten kurtarmak
save someone's life v. hayatını kurtarmak
save time v. zaman kazandırmak
save the situation v. hızır gibi yetişmek
save money v. tasarruf etmek
save one’s honor v. namusunu korumak
save one’s honour v. namusunu korumak
save v. (para) biriktirmek
save as v. yeni adla saklamak
save v. korumak
save on v. israfından kaçınmak
save v. kazandırmak
save v. saklamak
save v. idareli kullanmak
save one's breath v. boşuna soluk tüketmemek
save one's breath v. nefesini boşuna tüketmemek
save up v. tasarruf sağlamak
save one's life v. hayatını kurtarmak
save on energy v. enerjiden tasarruf etmek
save one’s life v. hayatını kurtarmak
save something for the right occasion v. bir şeyi uygun bir zamana saklamak
save someone the trouble v. birini zahmetten kurtarmak
save the cost v. maliyeti kurtarmak
save the lives of two men v. iki adamın hayatını kurtarmak
save money up v. para biriktirmek
save everybody's lives v. herkesin hayatını kurtarmak
save the marriage v. evliliği kurtarmak
save oneself v. kendini kurtarmak
save money for something v. bir şey için para biriktirmek
save a seat on the bus v. birine otobüste yer ayırmak
save someone from the attacker v. birini saldırgandan kurtarmak
save the photographs from the fire v. fotoğrafları yanmaktan kurtarmak
save space v. (telefonda vb) yer kazanmak
save the hostages v. rehineleri kurtarmak
save a seat v. yer tutmak
save appearances v. görüntüyü kurtarmak
save someone from drowning v. birini boğulmaktan kurtarmak
save v. para biriktirmek
save appearances v. nezih bir görüntü oluşturmak
save v. tasarruf ettirmek
save v. zamanında yetişmek
save v. yakalamak
save v. önlemek
save v. gereksiz hale getirmek
save v. yetişmek
save v. kaçındırmak
save v. korumak
save [obsolete] v. (hayatını) bağışlamak
save [obsolete] v. yaşamasına izin vermek
save [obsolete] v. öldürmemek
save-all adj. cebinde akrep olan
save-all adj. cimri
save-all adj. pinti
save-all adj. eli sıkı
save that adv. ancak
save prep. gayri
save prep. başka
save prep. dışında
save prep. yalnız
save for prep. hariç
save prep. hariç
save prep. ancak
save prep. haricinde
save prep. -den başka
save that conj. yalnız
save conj. '-mezse
save conj. fakat
save conj. haricinde
save conj. olmasaydı
save conj. '-mazsa
save conj. ama
save conj. -mediği sürece
save conj. yine de
save conj. şu var ki
god save us interj. tanrı bizi korusun
god save the king interj. tanrı kralı korusun
Phrasals
save up for something v. bir şey için para biriktirmek
save money toward something v. (bir şey almak/belli bir amaç/hedef için) para biriktirmek
save (money) on something v. bir şey için (belli bir miktar daha az para) harcamak
save (an amount of) (money) on (something) v. (bir şeyden belli bir miktar) tasarruf etmek
save (an amount of) (money) on (something) v. (bir şey) için (belli bir miktar daha az para) harcamak
save (money) on something v. bir şeyden (belli bir miktar) tasarruf etmek
save for (something) v. (bir şey) almak için para biriktirmek
save from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) kurtarmak/korumak
save (something) as (something else) v. (bir bilgisayar dosyasını bir isimle) kaydetmek
save for (someone or something) v. (biri/bir şey) dışında
save from (something) v. (iflastan) kurtarmak/döndürmek