sell - Turkish English Dictionary
History

sell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "sell" in Turkish English Dictionary : 25 result(s)

English Turkish
Common Usage
sell v. satılmak
sell v. satmak
Irregular Verb
sell v. sold - sold
General
sell v. sattırmak
sell v. kazıklamak
sell v. ele vermek
sell v. beğendirmek
sell v. kabul ettirmek
sell v. yutturmak
sell v. alıcı bulmak
sell v. beğenilmek
sell v. satmak
sell v. aldatmak
sell v. satışta rağbet görmek
sell v. satış gerçekleştirmek
sell v. vermek
sell v. satış yapmak
sell v. elinden çıkarmak
sell n. dolap
sell n. satış yöntemi
sell n. satış
sell n. aldatma
sell n. dalavere
sell n. hile
sell n. hayal kırıklığı

Meanings of "sell" with other terms in English Turkish Dictionary : 278 result(s)

English Turkish
General
sell somebody out v. satmak
sell somebody down the river v. ihanet etmek
sell short v. henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak
buy and sell goods and services v. alım satım yapmak
sell off v. hepsini satıp bitirmek
sell by auction v. haraç mezat satmak
sell somebody a pup v. aldatmak
sell somebody a packet v. aldatmak
sell somebody on v. inandırmak
sell by auction v. açık artırma ile satmak
sell tickets v. bilet kesmek
sell a drug over the counter v. ilacı reçetesiz satmak
sell somebody a gold brick v. dolandırmak
sell oneself v. kendini beğendirmek
sell off v. tümünü satmak
sell somebody on v. ikna etmek
sell someone short v. birinin ismini deyip de geçmek
sell all one has v. satıp savmak
sell out v. satmak
sell something at a profit v. bir şeyin satışından kar etmek
sell somebody a pup v. kandırmak
sell out v. elden çıkarmak
buy and sell v. aksata etmek
sell at a loss v. zararına satış yapmak
sell short v. küçümsemek
sell out v. bütün malını satmak
sell like hot cakes v. kapanın elinde kalmak
sell at auction v. açık artırma ile satmak
sell something off v. elden çıkarmak
sell something at a loss v. bir şeyi zararına satmak
sell off v. tasfiye etmek
sell off v. elden çıkarmak
sell something under the counter v. bir şeyi el altından satmak
sell on credit v. veresiye vermek
sell at a premium v. kar getirmek
sell like hot cakes v. kapışılmak
sell at loss v. zararına satmak
sell wholesale v. toptan satmak
sell like hot cakes v. yok satmak
not to sell v. elinde tutmak
sell the pass v. ihanet etmek
sell on the black market v. kara borsada satmak
sell like hot cakes v. çok satılmak
sell like hot cakes v. kapış kapış gitmek
sell something at a loss v. zararına satmak
sell out (of merchandise) quickly v. yok satmak
sell out v. bir şeyin sahipliğini satmak
sell as v. olarak satmak
sell meat v. et satmak
sell medicine v. ilaç satmak
sell drug v. ilaç satmak
sell off v. elinden çıkarmak
up-sell v. müşteriyi daha fazla ürün alması konusunda ikna etmek
sell online v. internet sitesi üzerinden satış yapmak
sell through a website v. internet sitesi üzerinden satış yapmak
sell out someone v. birini ekmek
sell out someone v. birini satmak
sell at a sacrifice v. zararına satmak
sell at a sacrifice v. zararla satmak
sell into slavery v. köle olarak satmak
sell by measure v. ölçüyle satmak
sell by piece v. parça parça satmak
sell under the price v. fiyatından aşağıya satmak
sell with the profit v. karla satmak
sell car v. araba satmak
sell into the domestic market v. iç piyasaya satmak
sell badly v. ucuza gitmek
sell badly v. ucuza satılmak
sell something for twice what he/she paid for it v. aldığının/ödediğinin iki katına satmak
sell copiers v. fotokopi makineleri satmak
sell out at weekends v. hafta sonları yok satmak
find somebody else to sell v. satışı yapacak başka birini bulmak
sell something at auction v. bir şeyi açık artırmada satmak
sell for ten dollars a share v. hisse başına on dolardan satış yapmak
sell on the internet v. internet ortamında satmak
sell on the internet v. internet yoluyla satmak
sell drugs to students v. öğrencilere uyuşturucu satmak
buy cheap sell high v. ucuz alıp pahalı satmak
buy cheap sell dear v. ucuz alıp pahalı satmak
find somebody else to sell v. başka bir alıcı bulmak
sell key chains v. anahtarlık satmak
sell something at 2 dollars v. bir şeyi iki dolara satmak
sell something for a big profit v. bir şeyi büyük bir karla ederek satmak
try to sell v. (hikaye vb) yutturmaya çalışmak
try to sell v. satmaya çalışmak
have a sell-out v. kapalı gişe oynamak
sell vegetables and fruits v. meyve sebze satmak
sell a home v. ev satmak
sell a house v. ev satmak
sell by weight v. kiloyla satmak
sell flowers v. çiçek satmak
promise to sell n. satış vaadi
sell-out n. kapalı gişe
expected sell-out rate n. beklenen yok satma miktarı
things to sell n. satılacak şeyler
sell-sword n. para karşılığı başkalarının yanından savaşan kişi
sell-out n. elde bulunanı satma
sell-out n. ele verme
sell-out n. ihanet
sell-out n. elden çıkarma
Phrasals
sell someone down the river birini satmak/ortada bırakmak
sell someone out birini satmak/ortada bırakmak
sell something out elinden çıkarmak
sell someone on something (birini) (bir şey hakkında) ikna etmek
Colloquial
sell one's soul to the devil ruhunu şeytana satmak
sell out someone birisini satışa getirmek/satmak
Idioms
sell someone a bill of goods birine külah giydirmek
sell someone short birini hafife almak
sell someone down the river birini arkadan vurmak
sell like hotcakes peynir ekmek gibi satılmak
sell off elden çıkarmak
sell somebody a pup birini kafese koymak
sell refrigerators to the eskimos müslüman mahallesinde salyangoz satmak
sell one down the river öperken ısırmak
sell refrigerators to eskimos körler mahallesinde ayna satmak
sell off elinden çıkarmak
sell like hot cakes peynir ekmek gibi gitmek
sell like hot cakes su gibi satılmak
sell the pass hainlik etmek
sell the pass ihanet etmek
sell the pass aldatmak
sell the pass bırakıp kaçmak
sell the farm varını yoğunu bir işe vb. yatırmak
sell snow to the eskimos tereciye tere satmak
sell down the river güvenini zedelemek
sell something to beat the band peynir ekmek gibi
sell someone a bill of goods dolandırmak
sell someone a bill of goods yalan söylemek
sell someone a bill of goods kandırmak
sell like hot cakes peynir ekmek gibi satılmak
sell something for a certain price (liradan/dolardan) satmak
sell something for a certain price belli bir fiyata satmak
pile it high and sell it cheap yüksek miktardaki ürünü ucuza satmak
pile them high sell them cheap yüksek miktardaki ürünü ucuza satmak
pile them high sell them cheap sürümden kazanmak
pile it high and sell it cheap sürümden kazanmak
be past your sell-by date günü geçmiş/miadı dolmuş olmak
give someone the hard sell (satıcı/tezgahtar) satın alması için zorlamak
sell fear and panic korku ve panik satmak
sell like gangbusters çok/peynir ekmek gibi satmak
sell like hot cakes peynir ekmek gibi satmak
sell (someone) a pup birini kazıklamak
sell (someone) a pup birine bir şeyi ucuza kakalamak
sell hope umut dağıtmak
sell hope umut vermek
sell somebody the brooklyn bridge birini üçkağıta getirmek
sell somebody the brooklyn bridge birini kazıklamak
sell somebody the brooklyn bridge birini dolandırmak
sell out kendini paraya satmak
sell out to someone her şeyini satmak
sell something for a song çok ucuza satmak
sell something for a song yok pahasına satmak
soft sell yumuşak satış
sell like hot cakes kapış kapış gitmek
sell like hot cakes kapış kapış satmak
sell somebody/something short hak ettiği değeri vermemek
sell somebody/something short hafife almak
sell oneself short mütevazi olmak
sell somebody/something short hor görmek
sell somebody/something short küçümsemek
Speaking
the day you buy it and the day you sell it satın aldığın gün ve sattığın gün
do you want to sell this? bunu satmak ister misin?
do you want to sell this? buna satmak istiyor musun?
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
don't sell yourself short like that kendini böyle ucuza satma
i don't know how to sell this bunu nasıl satacağımı bilmiyorum
Slang
sell out birisini satmak
sell lull uyuşturucu satmak
sell out kişisel çıkar için ele vermek
sell out satmak (arkadaş vb)
sell out ruhunu satmak
sell drugs torba tutmak
sell drugs uyuşturucu satmak
sell weed ot satmak
sell someone for money birini para için satmak
sell someone for money birisini para için satmak
sell someone out for money birini para için satmak
sell someone out for money birisini para için satmak
sell wolf ticket etrafına tehditler savurmak
don't sell me a dog bana yalan söyleme
Trade/Economic
amortization of commitment to sell leaserrights kiracı hakları satma taahhüdü amortismanı
sell by auction açık artırma
sell short kar etmek amacıyla elde bulunmayan malı ilerde teslim etmek üzere satmak
sell on account kredili satmak
stocks and fixed assets sell elden çıkarılacak stoklar ve m.d.v.
promise to sell satış taahhüdü
sell out temerrüt satışı
hard sell agresif satış
sell out hisselerini elden çıkartmak
sell out hepsini satmak
sell off elden çıkartmak
sell retail perakende satmak
sell on account veresiye satmak
sell up borçlunun mallarını satmak
sell order borsada satış emri
sell long fiyat yükselmesi beklentisinde satış
issue, sell, pledge, dispose of, grant, transfer, lease, license, guarantee, encumber ihracı, satışı, rehine verilmesi, elden çıkarılması, devredilmesi, kiralanması, lisansının verilmesi, teminat gösterilmesi, ipotek edilmesi
buy in sell out temerrüt alış satışı
retail sell of motor vehicles and fuel oil motorlu araçlar ve yakıtlarının perakende satışı
sell short alivre satmak
sell short açıktan satmak
sell out of something bir maldan elde kalmamak
sell cut price başkalarından daha ucuza satmak
sell somebody up borçlunun mallarını satıp parasını almak
sell at an option çift opsiyon satışı
sell by the bulk götürü satmak
sell seconds defolu mal satmak
sell under price fiyatının altında satmak
hard sell ısrarla satış usulü
sell on commission komisyon ile satmak
sell something off malın elde kalanını ucuza satmak
sell on instalments taksitle satmak
sell by measure ölçüyle satmak
prohibition to sell satma yasağı
sell cheap ucuz satmak
sell for the settlement vadeli olarak satmak
soft sell zorlamadan ikna ederek satış usulü
preliminary agreement to sell satış vaadi sözleşmesi
after-sell service satış sonrası hizmet
cross-sell çapraz satış
outright buy and sell direkt alım-satım
sell-off period indirimli satış süresi
up-sell müşteriyi teşvik etme
up-sell müşteriyi daha fazla ürün alması için ikna etmek
sell on easy terms taksitle satmak
agreement to sell satış sözleşmesi
sell by measure ölçü ile satmak
sell on trust vadeli satmak
sell by private contract özel sözleşme ile satmak
sell by the piece parça parça satmak
sell with a loss zararına satmak
sell in gross toptan satmak
sell on credit krediyle satmak
sell for account vadeli satmak
sell with a loss zararla satmak
sell by the piece parça olarak satmak
sell by retail perakende satmak
sell wholesale toptan satmak
sell on credit vadeli satmak
sell short kefaletsiz satmak
sell short tek imzalı satmak
sell upon credit krediyle satmak
sell on commission komisyonla satmak
sell by bulk toplu olarak satmak
sell off tasfiye etmek
sell off stokunu likide etmek
sell with discount indirimli satmak
sell publicly alenen satmak
to sell by auction aleni müzayede ile satmak
sell a block of securities blok tahvilat satışı yapmak
agreement to sell future goods alivre satış anlaşması
sell retail perakende satış yapmak
sell on the spot derhal satmak
sell on the spot hemen satmak
a sell order satış talimatı
order to sell satış talimatı
license to sell alcoholic beverages alkollü içki satış ruhsatı
license to sell alcoholic beverages alkollü içki satış izni
down-sell aşağı satış
sell-by date (ürünün üzerinde yazan) son kullanma tarihi
sell-by-date son satışı yapılabilir tarih
sell-by-date son kullanım tarihi
sell-by-date son tüketim tarihi
up-sell items yukarı satış kalemleri
up-sell yukarı satış
build-and-sell loan yap-sat kredisi
sell-out hissesini satma
fair value less cost to sell satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değer
sell in may and go away mayısta sat ve git
sell in may and go away (mayıs ayında genelde belirsizlik hakim olduğundan) hazır seviye yüksekken hisse senetlerinin satılması
the products we sell satışını yaptığımız ürünler
contract to sell satış vaadi sözleşmesi
Law
sell for future delivery teslim şartıyla satmak
sell on account veresiye satmak
possession with intent to sell satmak amacıyla bulundurma
Politics
right of sell out satma hakkı
Computer
sell through a website internet sitesi üzerinden satış yapmak
a sell sheet tanıtım sayfası/kağıdı