sell - Türkçe İngilizce Sözlük

sell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sell — Definition

Anlamı ve Tanımı:
satmak
Okunuş (IPA):
(AmE /sɛl/ – BrE /sɛl/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: sell (sells – sold – sold - selling)
Bir ürünü veya hizmeti bedel karşılığında devretmeyi ifade eden fiildir. Eski İngilizce sellan kökünden evrilmiştir. Ticaret ve ikna bağlamlarında temel eylem olarak kullanılır.
Eş Anlamlılar:
vend, trade
Zıt Anlamlılar:
buy

"sell" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
sell f. satılmak
Capturing, buying, and selling slaves became a flourishing economic industry.
Kölelerin yakalanması, satın alınması ve satılması gelişen bir ekonomik endüstri haline geldi.

More Sentences
sell f. satmak
I sell hardware.
Hırdavat satıyorum.

More Sentences
Genel
sell f. kabul ettirmek
It is not easy to sell this message to the Swedish people.
Bu mesajı İsveç halkına kabul ettirmek kolay değildir.

More Sentences
sell f. beğendirmek
How can I sell myself?
Kendimi nasıl beğendirebilirim?

More Sentences
sell f. yutturmak
We cannot sell this to the people who work in the fishing industry.
Bunu balıkçılık sektöründe çalışan insanlara yutturamayız.

More Sentences
sell f. satış gerçekleştirmek
In this period, Porsche, which sold 63 thousand 500 cars, spent its most successful first quarter.
Bu dönemde 63 bin 500 adet otomobil satışı gerçekleştiren Porsche, en başarılı ilk çeyreğini geçirdi.

More Sentences
sell f. sattırmak
The article on the recent bombings will sell the newspapers.
Son patlamalarla ilgili makale gazeteleri sattıracak.

More Sentences
sell f. satmak
I sell hardware.
Hırdavat satıyorum.

More Sentences
sell f. beğenilmek
I don't think your idea will sell in Canada.
Fikrinizin Kanada'da beğenileceğini sanmıyorum.

More Sentences
sell f. satış yapmak
It is not competitive selling at a loss to weaken rival products, nor is it driving down the quality of those products.
Bu, rakip ürünleri zayıflatmak için zararına satış yapmak ya da bu ürünlerin kalitesini düşürmek değildir.

More Sentences
sell i. dolap
sell i. satış
sell i. satış yöntemi
sell i. hile
sell i. aldatma
sell i. dalavere
sell i. hayal kırıklığı
sell i. satışı yapılan şey
sell i. kakalanmaya çalışılan şey
sell i. sunulan şey
sell i. itelenen şey
sell i. satış yapılan kimse
sell i. alıcı
sell f. satışta rağbet görmek
sell f. ele vermek
sell f. kazıklamak
sell f. alıcı bulmak
sell f. aldatmak
sell f. vermek
sell f. elinden çıkarmak
sell f. köleliğe göndermek
sell f. sözleşmeyi göndermek
sell f. sözleşme içeriğini göndermek
sell f. belirli bir fiyatta olmak
sell f. belirli bir fiyata satılmak
sell f. kabul edilmek
sell f. kabul almak
sell f. onaylanmak
sell f. tasdiklenmek
Irregular Verb
sell f. sold - sold
Ticaret/Ekonomi
sell i. satışı yapılacak menkul kıymet
Spor
sell f. (güreşte) feyk atmak
sell f. (güreşte) rakibin hamlesinden etkilenmiş gibi yapmak
Eski Kullanım
sell i. eyer

"sell" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
promise to sell i. satış vaadi
sell-out i. kapalı gişe
expected sell-out rate i. beklenen yok satma miktarı
things to sell i. satılacak şeyler
sell-sword i. para karşılığı başkalarının yanından savaşan kişi
sell-out i. elde bulunanı satma
sell-out i. ele verme
sell-out i. ihanet
sell-out i. elden çıkarma
hard sell i. rağbet görmeyen şey
hard sell i. ısrarlı reklamcılık
hard sell i. bir şeyi almaya direnen kimse
hard sell i. onaylamamakta ısrar eden kimse
hard sell i. zor satan şey
buy and sell f. aksata etmek
sell wholesale f. toptan satmak
sell out f. elden çıkarmak
sell out f. bütün malını satmak
sell somebody on f. ikna etmek
sell like hot cakes f. kapanın elinde kalmak
sell like hot cakes f. kapışılmak
sell somebody down the river f. ihanet etmek
sell something at a loss f. bir şeyi zararına satmak
not to sell f. elinde tutmak
sell somebody a pup f. kandırmak
sell off f. hepsini satıp bitirmek
sell somebody a gold brick f. dolandırmak
buy and sell goods and services f. alım satım yapmak
sell tickets f. bilet kesmek
sell something off f. elden çıkarmak
sell like hot cakes f. yok satmak
sell somebody out f. satmak
sell oneself f. kendini beğendirmek
sell by auction f. haraç mezat satmak
sell off f. elden çıkarmak
sell somebody a packet f. aldatmak
sell at a loss f. zararına satış yapmak
sell off f. tasfiye etmek
sell the pass f. ihanet etmek
sell something at a profit f. bir şeyin satışından kar etmek
sell a drug over the counter f. ilacı reçetesiz satmak
sell by auction f. açık artırma ile satmak
sell on credit f. veresiye vermek
sell all one has f. satıp savmak
sell someone short f. birinin ismini deyip de geçmek
sell out f. satmak
sell short f. henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak
sell at auction f. açık artırma ile satmak
sell somebody a pup f. aldatmak
sell at loss f. zararına satmak
sell short f. küçümsemek
sell something under the counter f. bir şeyi el altından satmak
sell somebody on f. inandırmak
sell off f. tümünü satmak
sell at a premium f. kar getirmek
sell on the black market f. kara borsada satmak
sell like hot cakes f. çok satılmak
sell like hot cakes f. kapış kapış gitmek
sell out (of merchandise) quickly f. yok satmak
sell something at a loss f. zararına satmak
sell out f. bir şeyin sahipliğini satmak
sell as f. olarak satmak
sell meat f. et satmak
sell drug f. ilaç satmak
sell medicine f. ilaç satmak
sell off f. elinden çıkarmak
up-sell f. müşteriyi daha fazla ürün alması konusunda ikna etmek
sell online f. internet sitesi üzerinden satış yapmak
sell through a website f. internet sitesi üzerinden satış yapmak
sell out someone f. birini satmak
sell out someone f. birini ekmek
sell at a sacrifice f. zararla satmak
sell at a sacrifice f. zararına satmak
sell into slavery f. köle olarak satmak
sell by piece f. parça parça satmak
sell by measure f. ölçüyle satmak
sell under the price f. fiyatından aşağıya satmak
sell with the profit f. karla satmak
sell car f. araba satmak
sell into the domestic market f. iç piyasaya satmak
sell badly f. ucuza satılmak
sell badly f. ucuza gitmek
sell something for twice what he/she paid for it f. aldığının/ödediğinin iki katına satmak
sell copiers f. fotokopi makineleri satmak
sell out at weekends f. hafta sonları yok satmak
find somebody else to sell f. satışı yapacak başka birini bulmak
sell something at auction f. bir şeyi açık artırmada satmak
sell for ten dollars a share f. hisse başına on dolardan satış yapmak
sell on the internet f. internet ortamında satmak
sell on the internet f. internet yoluyla satmak
sell drugs to students f. öğrencilere uyuşturucu satmak
buy cheap sell dear f. ucuz alıp pahalı satmak
buy cheap sell high f. ucuz alıp pahalı satmak
find somebody else to sell f. başka bir alıcı bulmak
sell key chains f. anahtarlık satmak
sell something at 2 dollars f. bir şeyi iki dolara satmak
sell something for a big profit f. bir şeyi büyük bir karla ederek satmak
try to sell f. satmaya çalışmak
try to sell f. (hikaye vb) yutturmaya çalışmak
have a sell-out f. kapalı gişe oynamak
sell vegetables and fruits f. meyve sebze satmak
sell a home f. ev satmak
sell a house f. ev satmak
sell by weight f. kiloyla satmak
sell flowers f. çiçek satmak
sell one's life dearly f. canını pahalıya satmak
sell one's life dearly f. öldürülmeden önce düşmana maksimum zararı vermek
sell [uk] f. (para karşılığı rütbe uygulaması altında kurulan askeri heyeti) lağvetmek
Öbek Fiiller
sell someone down the river f. birini satmak/ortada bırakmak
sell someone out f. birini satmak/ortada bırakmak
sell something out f. elinden çıkarmak
sell someone on something f. (birini) (bir şey hakkında) ikna etmek
sell for f. -den satmak (fiyat)
sell short f. hafife almak
sell out f. borçları kapatmak için (borçlunun) mallarını satmak
sell out f. ihanet etmek
sell short f. itimat etmemek
sell short f. azımsamak
sell out f. sırtından vurmak
sell (someone, something, or oneself) as (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şey) olarak sergilemek
sell (someone, something, or oneself) as (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şey) olarak göstermek
sell someone or something as something f. birini/bir şeyi bir şey olarak sunmak
sell (someone, something, or oneself) as (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şey) olarak satmak
sell (someone, something, or oneself) as (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şey) olarak sunmak
sell someone or something as something f. birini/bir şeyi bir şey olarak göstermek
sell someone or something as something f. birini/bir şeyi bir şey olarak yansıtmak
sell someone or something as something f. birini/bir şeyi bir şey olarak satmak
sell (someone, something, or oneself) as (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şey) olarak yansıtmak
sell away f. kullanılmadığı için satmak
sell at (something) f. (bir şeyde/bir yerde) satmak
sell at f. -e satmak
sell someone on f. birini (bir şeyin değeriyle/çekiciliğiyle) ilgili ikna etmek
sell down f. satılarak azalmak
sell on f. (yeni aldığı/sahip olduğu) bir şeyi satmak
sell for (something) f. (bir fiyata) gitmek
sell away f. kaynak/gelir olsun diye satmak
sell for (something) f. (bir fiyata) satmak
sell for (something) f. (bir fiyata) satılmak
sell down f. satarak eritmek
sell away f. (yatırım borsacısı) finansal güvenceyi satmaya çalışmak
sell at (something) f. (bir fiyata) gitmek
sell at (something) f. (bir fiyata) satmak
sell away f. satıp paraya çevirmek
sell at (something) f. (bir fiyata) satılmak
sell at f. ile satmak
sell down f. satarak sayısını azaltmak
sell at f. -de satmak
sell through f. perakende olarak satılmak
sell in f. birinin çıkarını destekleyen sistemi kullanmak
sell in f. mevcut düzeni kabul etmek