AMA - Turco Inglés Diccionario

AMA

Significados de "AMA" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
General
ama n. inci toplamak veya avlanmak gibi amaçlarla dalan japon dalgıç
ama n. dalış takımı olmadan dalan japon kadın dalgıç
Marine
ama n. kürekli hawaii kanosunda şamandıra
Botanic
ama n. kukui ağacı
Religious
ama n. eski hristiyan kiliselerinde kutsal şarabın sunulduğu kap
Abbreviation
ama n. amerikan tıp derneği
ama n. avustralya tıp derneği

Significados de "AMA" en diccionario inglés turco : 23 resultado(s)

Turco Inglés
General
ama but n.
ama blind adj.
ama sightless adj.
ama yet adv.
ama still adv.
ama however adv.
ama but conj.
ama only conj.
ama and conj.
ama bit [scotland] conj.
ama save conj.
ama except conj.
ama yet conj.
Phrases
ama but hey expr.
Colloquial
ama tho exclam.
ama though exclam.
Speaking
ama howeer adv.
ama howe'er adv.
Trade/Economic
ama but conj.
Ottoman Turkish
âmâ eyeless adj.
Archaic
ama howsoever adv.
Slang
ama anyhoo adv.
ama anywho adv.

Significados de "AMA" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
büyük çaba gerektiren ama sonuçta az kar getiren iş hardscrabble n.
şehir ve kasabalardan küçük ama kalıcı yerleşim birimi village n.
gösterişli ama değersiz şey gaud n.
kurallara uygun ama haksız kazanma gamesmanship n.
emekli olmuş ama onursal olarak titrini sürdüren emeriti n.
mantıkla çelişen ama doğru olan söz paradox n.
gösterişli ama değersiz şey brummagem n.
üniversite şehrinde yaşayan ama üniversiteyle bağlantısı olmayan towny n.
üniversite şehrinde yaşayan ama üniversiteyle bağlantısı olmayan townie n.
mutfak eşyası gibi markette satılan ama yiyecek olmayan her bir şey nonfood n.
küçük ama değerli olan şey nugget n.
modern ama yine de klişe olmuş yeni kelime buzzword n.
küçük ama nihayetinde istenmeyen sonuçlar doğuracak bir durum camel's nose n.
iyi niyetli ama gerçekçi olmayan sosyal reformcu do-gooder n.
zeki ama anti-sosyal geek n.
saldırgan görünen ama aslında zararsız olan (ordu) paper tiger n.
acı ama gerçek home truth n.
suçu olmayan ama suçun cezasını çeken kimse innocent victim n.
güzel ama kafasız kız doll n.
üniversite şehrinde yaşayan ama üniversiteyle bağlantısı olmayan townee n.
bir zamanlar aşık olunan ama artık olunmayan birini görünce oluşan tuhaf duygu razbliuto [russian] n.
zeki ama asosyal olma nerdiness n.
bir süre istikrarlı sürme ama kalıcı olmama semipermanence n.
üniversite şehrinde yaşayan ama üniversiteyle bağlantısı olmayan kimse townier n.
deneyimli ve yetkin ama sıradan kadın işçi journeywoman n.
deneyimli ve yetkin ama sıradan atlet journeyman n.
deneyimli ve yetkin ama sıradan kadın atlet journeywoman n.
deneyimli ve yetkin ama sıradan işçi journeyman n.
tumturaklı ama boş konuşma verboseness n.
herkes tarafından benimsenmiş ama resmi olmayan kural unwritten rule n.
genellikle cerrahi dikişlerde kullanılan ince ama dayanıklı ip gutstring n.
etkili ama basit mantık bludgeon n.
etkili ama basit kimse bludgeon n.
acı ama gerçek olan şeyler home truths n.
tatlı ama boş sözler honeyed words n.
hareketli ama anlamsız aktivite busyness n.
kabuğu kırılmış ama parçalanmamış onbacaklı hayvan buster n.
hoş ama boş şey cotton candy n.
seksi ama tehlikeli kadın femme fatale n.
zeki ama anti-sosyal insanlara özgü olma geekiness n.
zeki ama anti-sosyal insanlar geekdom n.
zeki ama anti-sosyal olma geekiness n.
hoş ama boş konuşan kimse phrasemaker n.
hoş ama boş jest beau geste n.
hoş ama boş jestler beaux gestes n.
zeki ama asosyal öğrenci geek n.
soylu ama yoksul kimse [ireland] downstart n.
varlıklı aile kökenli ama maddi durumu zayıf kişi [ireland] downstart n.
kötü ama hasarsız atlatmak come off badly v.
henüz gerçekleşmemiş ama ileride gerçekleşebilecek eylem have yet to (do something) v.
küçük ama mükemmel bijou adj.
gösterişli ama değersiz brummagem adj.
kısa ama sağlam yapılı stocky adj.
bazı bankacılık hizmetlerini sunan ama resmi olarak banka olmayan nonbank adj.
yaşını çoktan geçmiş ama hala gençler gibi giyinip onlar gibi takılan kimse adultescent adj.
az ama öz compendious adj.
az ama öz concise adj.
az ama öz succinct adj.
zorlu ama ulaşılabilir challenging yet attainable adj.
heyecan veren ama hoş olmayan (duygu) soul-stirring adj.
yumuşak ama aynı zamanda sakız kıvamında olan fudgy adj.
vasat ama iş görür tousy [scottish] adj.
az ama güçlü (nabız) wiry adj.
kısa ama sağlam vücutlu blocky adj.
yetkin ama isteksiz businesslike adj.
verimli ama gayri kişisel businesslike adj.
hoş ama boş glittering adj.
güzel ama aldatıcı bir görünüş sergileyen gilded adj.
güzel ama aldatıcı bir görünüşü olan gilded adj.
görünen ama gerçek olmayan ghost adj.
gösterişsiz ama rahat olan old-shoe adj.
hoş ama boş olan dollish adj.
güzel ama aptal olan dollish adj.
zeki ama anti-sosyal insanlara özgü geeky adj.
zeki ama anti-sosyal insanlara benzeyen geeky adj.
okuyabilen ama yazamayan semiliterate adj.
az ama öz short adj.
hoş ama boş olan pretty adj.
yapmacık ama güzel konuşan smooth-talking adj.
atak ama kaba brash adj.
esnek ama sert rubbery adj.
övünmek gibi olmasın ama without wishing to boast adv.
ama yine de nevertheless adv.
ama sonra but then adv.
garip belki ama strangely enough adv.
ama neden? but why? adv.
övünmek gibi olmasın ama though I say so myself adv.
övünmek gibi olmasın ama even though I say it myself adv.
ama özellikle more particularly adv.
sonuncu ama son derece önemli olarak last but not least adv.
…değil ama not that adv.
yavaşça ama istikrarlı bir şekilde slowly but surely adv.
ama yine de regardless adv.
kusura bakmayın ama pace prep.
değil ama such pron.
...değil ama... not but conj.
ama öyle ama böyle one way or another conj.
ama yine de but yet conj.
kusura bakmayın ama sir-reverence interj.
öyle ama well interj.
sonuncusu ama önem sıralamasında sonuncu değil the last but not the least expr.
emekli ama unvanı koruyan emeritus N.
Phrasals
(bir konu üzerinde) güçlükle ama sebatla çalışmaya devam etmek slug away (at something) v.
Phrases
yazması kolay, ama tanımlaması zor easy to spell, difficult to define adj.
övünmek gibi olmasın ama with all due modesty adv.
saygısızlık etmek istemem ama with all due respect expr.
önemli değil ama ... not that it matters but ... expr.
kusura bakmayın ama with all due respect expr.
iyi hoş ama well and good expr.
benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım one small step for a man one giant leap for mankind expr.
ama öyle ama böyle one way or the other expr.
ama öyle ama böyle one way or another expr.
ama öyle ama böyle either this or that way expr.
iyi ama all very well but expr.
pek bir şey fark ettirmez ama not that it matters but expr.
kusura bakma ama with all due respect expr.
az ama öz short but to the point expr.
ama -den önce değil but not before expr.
benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım that's one small step for man one giant leap for mankind expr.
haddimi aşmak istemem ama if I may be so bold expr.
haddimi aşmak istemiyorum ama if I may be so bold expr.
sonuncu ama diğerleriyle eşit öneme sahip olarak last but not least expr.
az ama öz concise yet complete expr.
yetmez ama evet not enough but yes expr.
ama aslında but in fact expr.
yetmez ama evet yes, but not enough expr.
ama yine de yet still expr.
olabilir ama şart değil possible but not necessarily expr.
kazanmak her şey değildir ama kazanmayı istemek her şeydir winning isn't everything, but wanting to win is expr.
evet ama yetmez yes, but not enough expr.
ne zamanlama ama? how's that for timing? expr.
ama ne yazık ki but sadly expr.
yanlış bir şey yok ama doğru bir şey de yok nothing's wrong but nothing's true expr.
bana arkadaş de ama beni yakın tut call me friend but keep me closer expr.
kusuruma bakma ama gitmeliyim I must love you and leave you expr.
işine yarar mı bilmiyorum ama for what it is worth expr.
yapmak istiyorum ama hep sözde kalıyor the spirit is willing, but the body is weak expr.
yapmak istiyorum ama hep sözde kalıyor the spirit is willing, but one's body is weak expr.
bu kadarı da fazla ama that took the biscuit expr.
müzakereye açık ol ama gardını düşürme walk softly and carry a big stick expr.
iyi hoş ama yeter artık toujours perdrix [french] expr.
ayıp oluyor ama there ought to be a law! (tobal) expr.
yetti ama artık leave it be expr.
nedenini anlamadım ama for reasons best known to himself (or herself) expr.
nedenini anlamadım ama for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr.
iyi güzel ama all very fine expr.
ama olsun but hey expr.
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr.
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr.
ama yine de but hey expr.