Bounds - Turco Inglés Diccionario

Bounds

Significados de "Bounds" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
General
bounds n. sınır
bounds n. sınırlar
bounds n. sınır hatları
bounds n. sınır çizgileri
bounds n. sınır

Significados de "Bounds" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
butts and bounds n. arazi sınırları
butts and bounds n. arsa sınırları
know no bounds v. sınır tanımamak
know no bounds v. ölçüyü kaçırmak
know no bounds v. dozunu kaçırmak
set bounds to v. sınır koymak
be within the bounds of possibility v. imkan dahilinde olmak
know no bounds v. eğlencede sınır tanımamak
know no bounds v. ayarını bilmemek
know no bounds v. ayarı olmamak
know no bounds v. nerde duracağını bilememek
go beyond bounds v. aşırı gitmek
overstep the bounds of v. -in sınırlarını aşmak
keep within bounds v. belli bir sınırda tutmak
keep within bounds v. aşırıya kaçmamak
exceed the bounds v. ölçüyü aşmak
keep within bounds v. sınırı aşmamak
keep within bounds v. gizlilik içinde hareket etmek
out of bounds adj. yasak
out of bounds adj. girilmez
out-of-bounds adj. kabul edilebilir kural veya standartları ihlal eden
out-of-bounds adj. belirlenen sınırların dışında olan
out of bounds adj. mantıksız
out-of-bounds adj. kuralları çiğneyen
out of bounds adj. medeniyete sığmayan
out-of-bounds adj. kuralları ihlal eden
out of bounds adj. sınırı aşan
out-of-bounds adj. standartlara aykırı
out of bounds adj. çizgiyi aşan
out of bounds adj. ahlak kurallarına aykırı olan
by leaps and bounds adv. büyük bir hızla
by leaps and bounds adv. şaşırtıcı bir süratle
by leaps and bounds adv. hızla
by leaps and bounds adv. çabucak
out-of-bounds adv. sahanın dışında
out of bounds adv. oyun alanı dışında
out of bounds adv. saha çizgisi dışında
Phrasals
stay within bounds v. medeniliğini/kibarlığını korumak
stay within bounds v. aşırıya kaçmamak
stay within bounds v. haddini aşmamak
stay within bounds v. belli kurallara/yasalara uymak
stay within bounds v. belli sınırlar içerisinde hareket etmek
stay within bounds v. sınırlarını bilmek
stay within bounds v. belli kurallar/sınırlar/yasalar dahilinde hareket etmek
Phrases
within the bounds of possibility adv. imkanları el verdiği ölçüde
within the bounds of possibility adv. imkanlar dahilinde
within the bounds of possibility adv. imkanların el verdiği ölçüde
within the bounds of possibility adv. olasılık dahilinde
within the bounds of expr. şümulü dahilinde
within the bounds of expr. sınırı dahilinde
out of bounds expr. yasal yer dışında
out of bounds expr. yasak bölge
love knows no bounds expr. aşk engel tanımaz
love knows no bounds expr. aşk sınır tanımaz
Colloquial
know no bounds v. sınır tanımamak
within bounds expr. akla uygun
within bounds expr. sınırlamalar çerçevesinde
within bounds expr. kabul edilebilir
within reasonable bounds expr. makul limitler içinde
within reasonable bounds expr. makul sınırlar çerçevesinde
within reasonable bounds expr. makul sınırlar içinde
in leaps and bounds expr. çok çabuk
by leaps and bounds expr. çok çabuk
in leaps and bounds expr. bir solukta
in leaps and bounds expr. göz açıp kapatıncaya kadar
by leaps and bounds expr. göz açıp kapatıncaya kadar
by leaps and bounds expr. bir solukta
education knows no bounds expr. eğitimin sınırı yoktur
education knows no bounds expr. eğitim sınır tanımaz
Idioms
leaps and bounds n. şaşırtıcı bir sürat
leaps and bounds n. büyük hız
leaps and bounds n. büyük oran/derece
increase by leaps and bounds v. hızla artmak
gain by leaps and bounds v. hızla artmak
know no bounds v. sınır tanımamak
overstep its bounds v. çizgiyi/sınırını aşmak
overstep the bounds v. çizgiyi/sınırını aşmak
overstep one's bounds v. çizgiyi/sınırını aşmak
grow by leaps and bounds v. hızla büyümek/gelişmek
get out-of-bounds v. sahayı sınırlayan çizgilerin dışına çıkmak
go out-of-bounds v. sahayı sınırlayan çizgilerin dışına çıkmak
be out of bounds v. çizginin dışında olmak
be out of bounds v. izin verilmiyor olmak
be out of bounds v. uygunsuz olmak
be out of bounds v. hudutların dışında olmak
be out of bounds v. yasak olmak
be out of bounds v. sınırların dışında olmak
be out of bounds v. sınırları aşmak
be out of bounds v. kabul edilemez olmak
be out of bounds v. sınırını aşmak
keep (something) within bounds v. (bir şeyde) aşırıya kaçmamak
keep (someone) within bounds v. (birini) sınırlar içerisinde tutmak
keep (someone) within bounds v. (birinin) belli kurallara uymasını sağlamak
keep (someone) within bounds v. (birinin) aşırıya kaçmasını engellemek
keep (someone) within bounds v. (birini) belli kurallara uymaya zorlamak
keep (something) within bounds v. (bir şeyin) sınırı aşmamasını sağlamak
keep (someone) within bounds v. (birine) sınırlar koymak
keep (something) within bounds v. (bir şeyi) belli bir sınırda tutmak
keep (something) within bounds v. (bir şeyi) belli sınırlar içerisinde tutmak
keep (someone) within bounds v. (birinin) sınırlarını belirlemek
keep (someone) within bounds v. (birini) belli kurallar içerisinde tutmak
overstep the bounds (of something) v. (bir şeyin) sırını aşmak
overstep the bounds (of something) v. (bir şeyde) çok ileri gitmek
overstep the bounds (of something) v. (bir şeyde) haddini aşmak
overstep the bounds (of something) v. (bir şeyde) çizmeyi aşmak
beat the bounds [uk] v. ingiliz bölge kilisesinin sınırlarını yürüyüş törenleri ve çubuklarla işaretlemek
beat the bounds v. ingiliz bölge kilisesinin sınırlarını yürüyüş törenleri ve çubuklarla işaretlemek
out-of-bounds adj. yasak bölge
out-of-bounds adj. sınırların dışı
out-of-bounds adj. çizginin dışı
out-of-bounds adj. yasak
out-of-bounds adj. hudutların dışı
out-of-bounds adj. sahayı sınırlayan çizgilerin dışı
out-of-bounds adj. yasaklı
out of bounds adv. kabul edilebilir kuralların dışında
out of bounds adv. kabul edilebilir standartların dışında
leaps and bounds adv. şaşırtıcı bir süratle
leaps and bounds adv. çok büyük oranda/derecede
leaps and bounds adv. hızla
leaps and bounds adv. büyük ölçüde
leaps and bounds adv. çabucak
leaps and bounds adv. büyük bir hızla
by leaps and bounds expr. çarçabuk
by leaps and bounds expr. şipşak
out of bounds expr. istenen sınırın altında
out of bounds expr. yetersiz
within the bounds of possibility expr. imkanlar dahilinde
within the bounds of possibility expr. olanaklar çerçevesinde
within the bounds of possibility expr. ihtimaller dahilinde
beyond the bounds of expr. olanaklarının dışında
beyond the bounds of expr. sınırlarının dışında
by leaps and bounds expr. hızla
in leaps and bounds expr. hızla
within bounds expr. belli bir dereceye kadar
by leaps and bounds expr. çok büyük oranda/derecede
by/in leaps and bounds expr. bir solukta
by/in leaps and bounds expr. şaşırtıcı bir süratle
by/in leaps and bounds expr. göz açıp kapayıncaya kadar
by/in leaps and bounds expr. çabucak
by/in leaps and bounds expr. şipşak
by/in leaps and bounds expr. büyük ölçüde
by/in leaps and bounds expr. çok çabuk
by/in leaps and bounds expr. büyük bir hızla
by/in leaps and bounds expr. hızla
by/in leaps and bounds expr. büyük/yüksek miktarlarda
Speaking
my love for you knows no bounds expr. sana olan aşkım sınır tanımaz
I don't want to overstep my bounds expr. haddimi aşmak istemem
Law
metes and bounds n. arazi sınırları
metes and bounds n. arazi hudutları
metes and bounds n. arsanın sınırları