French - Turco Inglés Diccionario

French

Significados de "French" en diccionario turco inglés : 46 resultado(s)

Inglés Turco
General
french n. fransız
french n. fransızca
french n. fransa halkı
french n. fransız toplumu
french n. fransızlar
french n. fransız kökenli kimseler
french v. sebzeleri veya eti pişirmek için ince ince dilimlemek
french v. etten kemiği ayırmak
french v. şeklen fransızlaştırmak
french v. fransız usulü ile hazırlamak
french v. fransızlaşmak
french adj. fransızca ile ilgili
french adj. fransa ile ilgili
french adj. fransa'ya ait
french adj. fransa'ya özgü
french adj. fransızlara ait veya ilişkin
french adj. fransızlara özgü
french adj. fransız kültürüne ait veya ilişkin
french adj. fransız kültürüne özgü
french adj. fransızlara yakışan
french adj. fransız kökenli
french adj. fransızları andıran
french adj. fransız kültürüne yakışan
french adj. kökenini fransız kültüründen alan
french adj. fransız kültürünü andıran
french adj. fransa'da üretilmiş
french adj. fransa'da tasarlanmış
french adj. fransız eşyalardan kopyalanmış
french adj. fransızlarca yerleşilmiş
french adj. fransızlardan oluşan
french adj. fransa dışındaki fransızlara ait veya ilişkin
french adj. Fransız
french N. Fransızca
Colloquial
french n. kaba dil
french n. sokak ağzı
french n. küfürlü ve argo dil
Gastronomy
french n. sek vermut
french n. fransız vermutu
french n. aromatik sek beyaz şarap
french v. (taze fasulyeleri) pişirmeden önce ince dilimler halinde kesmek
french v. (pirzoladan) yağı veya kemiği almak
french v. (bonfileyi) pişirmeden önce dilimleyip iyice dövmek
Linguistics
french adj. fransızcaya ait
Slang
french v. fransız öpücüğü vermek
french v. (yatağı) girilemez hale getirmek için çarşafını ayak ucundan kendi üzerine katlamak
Offensive Slang
french v. bir kişiye oral seks yapmak

Significados de "French" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
french fries n. patates kızartması
french-fried potatoes n. patates kızartması
french wine n. fransız şarabı
General
french art n. fransız sanatı
french press n. kahve demleme aparatı
french doors n. camlı ve çift kanatlı kapının kanatları
french horn n. korno
french horn n. daire şeklinde çalgı borusu
french lavender n. karabaş
french bean n. taze fasulye
french window n. balkon kapısı
french fiction n. fransız romanı
french fries n. patates tava
french pancake n. fransız keki
french bed n. büyük yatak
french fries n. patates kızartması
french people n. fransız insanı
french capital n. fransa'nın başkenti
french windows n. teras veya bahçeye açılan camlı ve çift kanatlı kapının kanatları
french leave n. sıvışma
french historical fiction n. fransız tarihi roman
french fried potatoes n. cips
french omelet n. fransız omleti
french bed n. çift kişilik yatak
french cookery n. fransız mutfağı
french fries n. cips
french person n. fransız kişi
french toast n. yumurtaya batırılıp tavada kızartılmış ekmek
french literature n. fransız edebiyatı
french fries n. kızarmış patates
french bread n. francala
french fried potatoes n. patates kızartması
french teacher n. fransızca öğretmeni
french guiana n. fransız guyanası
french form n. fransızca formu
french patina n. fransız patina
french francs n. fransız frangı
swiss french n. isviçre fransızcası
french guiana n. fransız ginesi
french antilles n. fransız antilleri
french franc n. fransız frankı
french language n. fransızca
french canadian n. kanada fransızcası
belgian french n. belçika fransızcası
canadian french n. kanada fransızcası
french polynesia n. fransız polinezyası
the french n. fransızlar
french cultural center n. fransız kültür merkezi
french barley n. frenkarpası
french leave n. izinsiz ayrılma
french-speaking west n. fransızca konuşulan batı
french and indian war n. fransız-kızılderili savaşı
french twist n. muz topuz
french pleat n. muz topuz
the french southern and antarctic lands n. fransız güney ve antarktik bölgesi
french southern and antarctic lands n. fransız güney ve antarktik bölgesi
french polynesian n. fransız polinezyalı
french kiss n. fransız öpücüğü
french braid hair n. balıksırtı saç
french braid hair n. örgülü saç
french dictionary n. fransızca sözlük
french beans n. taze fasulye
french cuisine n. fransız mutfağı
french people n. fransız halkı
french translator n. fransızca tercüman
french translator n. fransızca çevirmen
élixir de jeunesse (french) n. gençlik iksiri
à bientôt [french] n. görüşürüz
c. g. t. (confédération générale du travai) [french] n. fransız işçi sendikası konfederasyonu
cacolet [french dialect] n. hasta ya da yaralı taşımak için katıra yerleştirilmiş oturma alanı ya da yatak
café au lait [french] n. açık kahverengi
cadeau [french] n. hediye
café au lait [french] n. sütlü kahve
café au lait [french] n. sıcak süt ile kahve karışımı
caféfiltre [french] n. filtre kahve
cadeau [french] n. armağan
calembour [french] n. sözcük oyunu
calembour [french] n. cinas
cameroun [french] n. kamerun
cameroun [french] n. kamerun'un fransız sömürgesi (eski)
actualité [french] n. hakikat
afars and issas french territory of n. cibuti
actualité [french] n. gerçek
actualité [french] n. doğruluk
actualité [french] n. aktüalite
actualité [french] n. 1
cantine [french] n. kantin
cantine [french] n. büfe
cauchemar [french] n. karabasan
cauchemar [french] n. kabus
cauchemar [french] n. korkulu rüya
laissez aller [french] n. özgürlük
laisser aller [french] n. özgürlük
laisser aller [french] n. kural tanımazlık
laissez aller [french] n. kural tanımazlık
laissez aller [french] n. sınırsızlık
laisser aller [french] n. sınırsızlık
tout le monde [french] n. tüm dünya
tout le monde [french] n. herkes
traiteur [french] n. lokantacı
traineau [french] n. kızak
traineau [french] n. atlı kızak
âme damnée [french] n. kendi arzusuyla köle olan kimse
ami [french] n. erkek arkadaş
amie [french] n. kız arkadaş
french goodbye n. (toplantıdan veda etmeden ayrılma
french roll n. muz topuz
french leave n. mekandan borcunu ödemeden ayrılma
french blue n. azurit mavisi
french roll n. fransız topuzu
french canadian n. anadili fransızca olan kanadalı
french red n. allık
french blue n. fransız mavisi
french blue n. yapay ultramarin rengi
french canadian n. kanada'ya yerleşen fransız
french canada n. fransız kökenli kanadalılar
french-canadian n. fransız kökenli kanadalı
french morocco n. koyun derisinden üretilen maroken
french guianese n. fransız guyanası'nda yaşayan kimse
french blue n. parlak mavi yapay bir pigment
french canadian n. fransız kökenli kanadalı
french-canadian n. anadili fransızca olan kanadalı
french braid n. fransız örgüsü
french canadian n. new france kolonisindeki fransızların soyundan gelen kimse
french red n. ruj
chateaux [french] n. mâlikaneler
chateaux [french] n. şatolar
take french leave v. sıvışmak
make french in appearance v. görünüşte fransızlaştırmak
take french leave v. veda etmeden gitmek
take french leave v. izinsiz gitmek
take french leave v. izinsiz ayrılmak
french-fry v. bol yağda kızartmak
french-fry v. yağda kızartmak
french-fry v. fritözde pişirmek
remue [french] v. yerinden etmek
remue [french] v. çıkarmak
remue [french] v. kaldırmak
remue [french] v. gidermek
remue [french] v. ortadan kaldırmak
remue [french] v. sökmek
french fried adj. yağda kızartılmış
french-speaking adj. fransızca konuşulan
french-speaking adj. fransızca konuşan
à la française [french] adj. fransız tarzında
à pied [french] adj. ayakta
à pied [french] adj. yaya
à langlaise [french] adj. ingiliz tarzında
cabré [french] adj. şahlanan at imgesi
raisonné [french] adj. dikkatlice düşünülmüş