Hunt - Turco Inglés Diccionario

Hunt

Significados de "Hunt" en diccionario turco inglés : 39 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hunt n. av
hunt v. avlanmak
hunt v. avlamak
General
hunt n. av bölgesi
hunt n. avcılık
hunt n. arama
hunt n. avlak
hunt n. avlanma
hunt n. ısrarlı takip
hunt n. ısrarlı arama
hunt n. (mekanik alet) salınma
hunt n. (çan) ileri geri salınma
hunt n. bir soyisim
hunt v. avlanmak
hunt v. kovalamak
hunt v. aramak
hunt v. araştırmak
hunt v. avlamak
hunt v. silah ve av hayvanlarıyla izini sürmek
hunt v. elde etmek
hunt v. av izi sürerken bir yerden bir yere geçmek
hunt v. (çan) yukarı aşağı sallanmak
hunt v. çanın yerini belirli kurallara göre değiştirmek
hunt v. soruşturmak
hunt v. titizlikle arayarak ortaya çıkarmak
Trade/Economic
hunt v. aramak
Telecom
hunt v. telefon hattı meşgul olduğunda diğerine geçiş yapmak
Electric
hunt n. (anahtar, cihaz) bağlantıyı tamamlamak için devre arama
Aeronautic
hunt n. salınma
hunt n. takip etme
hunt v. (uçak, gemi) ileri geri yalpalamak
hunt v. pilot müdahalesi olmadan yukarı aşağı veya ileri geri gitmek
Gastronomy
hunt n. av
Hunting
hunt n. (hayvanın) av mevsimi
hunt n. avcılar derneği
hunt v. av aramak
hunt v. köpekle av aramak
Engineering
hunt v. (makine, enstrüman, sistem) seçili değer etrafında salınmak
hunt v. (gösterge) salınım yapmak

Significados de "Hunt" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
treasure hunt n. saklanmış bir şeyi bulma oyunu
canned hunt n. kapalı arazi avı
witch-hunt n. karalama ve sindirme kampanyası
witch-hunt n. iktidardakinin yandaşı olmayanlara karşı yürüttüğü karalama ve sindirme kampanyası
witch-hunt n. karalama ve sindirme kampanyası (iktidardakilerin farklı düşünenlere karşı yürüttüğü)
treasure hunt n. hazine avı oyunu
wild goose hunt n. yaban kazı avı
shark hunt n. köpek balığı avı
intense hunt n. yoğun arama
intense hunt n. sıkı takip/kovalamaca
duck hunt n. ördek avı
boar hunt n. domuz avı
deer hunt n. geyik avı
scavenger hunt n. çöpçü avı oyunu
scavenger hunt n. yarışmacıların kendilerine verilen görev listesindeki görevleri yaparak puan kazandığı bir oyun
witch-hunt n. cadı avı
witch-hunt n. büyücülükle suçlanan kimselerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması
hunt the slipper n. çocukların terlik gibi nesneleri bulmaya çalıştıkları bir oyun
hunt's-up n. noel bandosunun çaldığı ezgi
hunt-counter n. beceriksiz kimse
hunt-counter n. değersiz av köpeği
hunt's-up n. sabah erken saatte avcıları çağırmak için çalınan ezgi
hunt's-up n. uyarıcı çağrı
hunt's-up n. uyarıcı ses
slave hunt n. köleleştirme amacıyla insan avı
hunt birds v. kuş tutmak
hunt up v. araştırmak
hunt down v. peşine düşmek
hunt out v. aramak
hunt out v. araştırmak
hunt down v. yakalayıncaya kadar peşini bırakmamak
hunt up v. aramak
hunt after v. aramak
hunt after v. araştırmak
hunt for v. aramak
hunt out of season v. av mevsimi dışında avlanmak
hunt out v. bulmak
hunt down v. ele geçirmek
hunt up v. bulmak
hunt together v. birlikte avlanmak
hunt an animal v. hayvan avlamak
hunt for food v. yiyecek için avlanmak
hunt counter v. (av köpekleri) kokuyu takip etmek
house-hunt v. (satın almak, kiralamak için) ev aramak
Phrasals
hunt for v. izini sürmek
hunt after v. izini sürmek
hunt through something v. bir şeyin içinde/arasında aramak
hunt down v. güç bela bulmak
hunt down v. zar zor bulmak
hunt through (something) (for something) v. (bir şey bulmak için bir şeyin) içini karıştırmak
hunt for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) aramak
hunt up v. (yakınlardaki biriyle) iletişime geçmek/görüşmek
hunt through v. içinde/arasında aramak
hunt up v. birinin yaşadığı yerin yakınlarına gittiğinde onu aramak/ona haber vermek
hunt after (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) izini sürmek
hunt through (something) (for something) v. (bir şeyin) içinde/arasında (bir şey) aramak
hunt through v. içini karıştırmak
hunt after (someone or something) v. (birini/bir şeyi) aramak/araştırmak
hunt for (something) v. (bir şey) avına çıkmak
Proverb
hunt where the ducks are ördeği/kuşu/balığı yuvasında ara
you can't run with the hare and hunt with the hounds ne şiş yansın ne kebap demek olmaz
you can't run with the hare and hunt with the hounds tavşana kaç tazıya tut demek olmaz
Colloquial
still hunt n. pusuya yatma
still hunt n. gizli takip
job-hunt v. iş aramak
Idioms
a witch-hunt n. cadı avı
tall enough to hunt geese with a rake n. ortalamanın çok üzerinde boylu olan kimse
snipe hunt n. uydurma hayvan avı
snipe hunt n. kurbanın uydurma bir hayvanı avlamaya gönderildiği bir eşek şakası
snipe hunt n. hayali bir şeyin peşinden gitme
snipe hunt n. olmadık macera peşinde olma
snipe hunt n. olmadık arayış içinde olma
snipe hunt n. olmayacak/hayali işler kovalama
run with the hares and hunt with the hounds v. tavşana kaç, tazıya tut demek
run with the hare and hunt with the hounds v. tavşana kaç tazıya tut demek
hunt high and low (for someone or something) v. didik didik aramak
hunt high and low (for someone or something) v. bakmadık yer bırakmamak
hunt where the ducks are v. bir hedef belirleyip ona yönelik hareket etmek
hunt where the ducks are v. amaçlarına uygun hareket etmek
hunt where the ducks are v. neyi nerede arayacağını bilmek
have a dog in the hunt v. menfaati olmak
have a dog in the hunt v. işine yaramak
have a dog in the hunt v. çıkarı olmak
run with the hare, hunt with the hounds v. ikili oynamak
run with the hare, hunt with the hounds v. iki karşıt görüşü aynı anda desteklemek
have a dog in this hunt v. kişisel çıkarı olmak
have a dog in this hunt v. işine yaramak
have a dog in this hunt v. (bu meselede) kişisel menfaati olmak
head hunt v. yeni eleman avına çıkmak
head hunt v. işe alacak birini bulmak
hunt high and low v. didik didik aramak
hunt high and low v. bakmadık yer bırakmamak
run with the hare and hunt with the hounds expr. tavşana kaç tazıya tut
tall enough to hunt geese with a rake expr. sırık gibi uzun
tall enough to hunt geese with a rake expr. tırmıkla kaz avlayacak kadar uzun
that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu fikir işe yaramaz/çalışmaz
that dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddianın bir temeli yok
that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddia doğru değil
that dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddia asılsız
that dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddia doğru değil
that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddia asılsız
that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu iddianın bir temeli yok
that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr. bu öneri işe yaramaz
Speaking
the hunt went well expr. av iyi geçti
best time to hunt expr. avlanmak için en iyi zaman
Politics
witch hunt n. sindirme harekatı
stag hunt n. geyik avı
witch hunt n. karalama kampanyası
Technical
control hunt n. denetim avı
Computer
x 25 hunt group n. x 25 arama grubu
bug hunt n. böcek avı
hunt-and-peck n. klavye tuşlarına tek tek basma
hunt and peck n. klavye tuşlarına tek tek basma
hunt and peck adj. klavye tuşlarına tek tek basmayla ilgili
hunt-and-peck adj. klavye tuşlarına tek tek basmayla ilgili
Telecom
hunt group (HG) n. çağrı yakalama grubu
rotary hunt n. döner yazıcı kafası
Marine
hunt’s formula n. hunt formülü
Medical
ramsay hunt syndrome n. ramsay hunt sendromu
tolosa-hunt syndrome n. tolosa hunt sendromu
Psychology
tolosa hunt syndrome n. tolosa hunt sendromu
Pathology
ramsay hunt syndrome n. vertigo, kulak ağrısı, yüz felci ve bazen işitme kaybı ile kendini gösteren, herpes virüsünün neden olduğu enfeksiyondan kaynaklanan rahatsızlık
hunt's neuralgia n. hunt sendromu
Statistics
hunt-stein theorem n. hunt-stein teoremi
Zoology
hunt in packs v. sürüler halinde avlanmak
History
witch hunt n. cadı avı
Environment
hunt saboteur [uk] n. av sabotajcısı
Hunting
hunt ball n. britanya ve abd'de bir avcı derneği tarafından her yıl düzenlenen bir organizasyon
hunt club n. avcı derneği
drag hunt n. tazıların avı yapay koku yardımıyla takip ettiği avlanma
drag hunt n. tazıların yapay oluşturulmuş koku izini takip ettiği av
drag hunt n. tazıların yapay oluşturulmuş koku izini takip ettiği avları düzenleyen topluluk
still hunt n. pusuya yatarak avlama
still hunt n. pusu tekniği ile av
still hunt n. gizlenerek avlanma
still hunt n. pusuya yatarak gerçekleştirilen av
hunt down v. öldürmek
hunt down v. avlamak
drag hunt v. (at sırtında) av köpeklerini takip etmek
drag hunt v. (av köpeklerine) yapay olarak yerleştirilmiş kokuyu izletmek
still-hunt v. av hayvanını izleyip pusuya düşürmek
still-hunt v. pusuya yatmak
still-hunt v. gizlice takip etmek
still-hunt v. pusuya düşürmek
still hunt v. (av hayvanını) pusuda gizlenerek avlamak
Sport
national hunt racing n. engelli koşu
national hunt n. engelli at yarışı
Music
hunt up v. (çan) değişikliklere uygun şekilde aşamalı çalınmak
hunt down v. (çan) değişikliklere uygun şekilde aşamalı olarak çalınmak
Slang
elephant hunt n. şirketin ekonomik gelişimini destekleyecek büyük bir ortak bulmaya çalışma