aramak - Turco Inglés Diccionario

aramak

Significados de "aramak" en diccionario inglés turco : 94 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
aramak look for v.
Nor will I conceal that I was looking for, perhaps, some ideas.
Belki de bazı fikirler aradığımı da gizlemeyeceğim.

More Sentences
aramak seek v.
New graduates seek jobs with decent pay.
Yeni mezunlar iyi maaş veren işler arıyor.

More Sentences
aramak search v.
We searched through the forest but couldn't find them.
Ormanın içinde aradık ama bulamadık.

More Sentences
aramak call v.
Sometimes it is more expedient to call specialists.
Bazen uzmanları aramak daha uygun olur.

More Sentences
aramak search for v.
People could go back and search for different reasons why there are numbers of people there.
İnsanlar geriye dönüp orada neden çok sayıda insan olduğuna dair farklı nedenler arayabilir.

More Sentences
General
aramak search v.
We searched through the forest but couldn't find them.
Ormanın içinde aradık ama bulamadık.

More Sentences
aramak pursue v.
He hoped to pursue a career in international relations.
Uluslararası ilişkilerde bir kariyer aramayı umuyordu.

More Sentences
aramak hunt v.
The group was hunting for gold particles in the Yukon River.
Grup Yukon Nehri'nde altın parçacıkları arıyordu.

More Sentences
aramak hunt for v.
There must be an intensification of the hunt for looted assets held overseas by Mugabe and his cronies.
Mugabe ve yandaşları tarafından yurtdışında tutulan yağmalanmış varlıkların aranması yoğunlaştırılmalıdır.

More Sentences
aramak look up v.
Use this action to look up a user's manager.
Bir kullanıcının yöneticisini aramak için bu eylemi kullanın.

More Sentences
aramak want v.
When they go shopping, they want answers to questions concerning ethical, ecological and social matters.
Tüketiciler alışverişe çıktıklarında etik, ekolojik ve sosyal konularla ilgili sorulara cevap ararlar.

More Sentences
aramak look v.
I was looking for a glass when she entered the room.
Odaya girdiğinde bir bardak arıyordum.

More Sentences
aramak scrabble v.
She scrabbled for the door's handle a bit.
Kapının kolunu bir müddet aradı.

More Sentences
aramak forage v.
Some people forage cheap oil in illegal groups.
Bazı insanlar, yasadışı gruplar halinde ucuz petrol arıyorlar.

More Sentences
aramak ask for v.
Sami phoned an escort service and asked for one of his regular girls.
Sami bir eskort servisini aradı ve her zamanki kızlarından birini istedi.

More Sentences
aramak dial v.
I dialed the CEO of my sponsor.
Sponsorumun CEO'sunu aradım.

More Sentences
aramak seek for v.
There once was a man seeking for a job.
Bir zamanlar iş arayan bir adam vardı.

More Sentences
aramak seek out v.
The fraudsters will seek out those countries that have the least protection.
Dolandırıcılar en az korumaya sahip olan ülkeleri arayacaklardır.

More Sentences
aramak call on v.
Should anyone call on me in my absence, tell him that I will be back soon.
Yokluğumda biri beni ararsa, ona birazdan döneceğimi söyleyin.

More Sentences
aramak try to find v.
Trying to find happiness only makes you unhappy.
Mutluluğu aramak seni sadece mutsuz eder.

More Sentences
aramak quest for v.
We impart skills in the quest for applicable outcomes.
Uygulanabilir sonuçlar arayışında beceriler kazandırıyoruz.

More Sentences
aramak miss v.
She didn’t miss her phone until she needed to call someone.
Birine ulaşması gerekinceye dek telefonunu hiç aramamıştı.

More Sentences
aramak find v.
That's like finding a needle in a haystack.
Bu samanlıkta iğne aramak gibi bir şey.

More Sentences
aramak ransack v.
Tom ransacked Mary's house.
Tom, Mary'nin evini aradı.

More Sentences
aramak troll v.
I can find enough information if you let me troll the internet for an hour.
Eğer internette bir saat aramama izin verirsen yeterince bilgi bulabilirim.

More Sentences
aramak explore v.
A company is exploring the Black Sea for oil.
Bir şirket Karadeniz'de petrol arıyor.

More Sentences
aramak ring v.
I rang to say I won't be coming to work today.
Bugün işe gelmeyeceğimi söylemek için aradım.

More Sentences
Phrasals
aramak look out v.
The garbage collector periodically looks out for reference cycles and removes them.
Çöp toplayıcı periyodik olarak referans döngülerini arar ve bunları kaldırır.

More Sentences
aramak seek to v.
This resolution draws attention to the fact and seeks to find ways in which these groups can be influenced.
Bu karar bu gerçeğe dikkat çekmekte ve bu grupları etkilemenin yollarını aramaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
aramak search v.
We searched through the forest but couldn't find them.
Ormanın içinde aradık ama bulamadık.

More Sentences
aramak hunt v.
The group was hunting for gold particles in the Yukon River.
Grup Yukon Nehri'nde altın parçacıkları arıyordu.

More Sentences
aramak look for v.
Nor will I conceal that I was looking for, perhaps, some ideas.
Belki de bazı fikirler aradığımı da gizlemeyeceğim.

More Sentences
aramak seek v.
New graduates seek jobs with decent pay.
Yeni mezunlar iyi maaş veren işler arıyor.

More Sentences
Technical
aramak look for v.
Nor will I conceal that I was looking for, perhaps, some ideas.
Belki de bazı fikirler aradığımı da gizlemeyeceğim.

More Sentences
Automotive
aramak seek v.
New graduates seek jobs with decent pay.
Yeni mezunlar iyi maaş veren işler arıyor.

More Sentences
General
aramak hunt up v.
aramak hunt after v.
aramak call somebody up v.
aramak inquire v.
aramak seek after v.
aramak hunt out v.
aramak frisk v.
aramak scout around v.
aramak comb out v.
aramak scout about v.
aramak go v.
aramak quest v.
aramak gun for v.
aramak rout v.
aramak court v.
aramak poke v.
aramak long for v.
aramak respite v.
aramak comb v.
aramak rummage v.
aramak go for v.
aramak be on the look-out for v.
aramak have a look-see v.
aramak research v.
aramak rancel v.
aramak ranshackle [obsolete] v.
aramak appete [obsolete] v.
aramak ensearch [obsolete] v.
aramak hont v.
aramak drag v.
aramak pick v.
aramak insearch [obsolete] v.
aramak preconizate v.
aramak scavenge v.
aramak seche v.
aramak spy v.
aramak respect v.
aramak spere v.
aramak pay v.
aramak phone v.
Phrasals
aramak feel after v.
aramak run after v.
aramak grub around v.
aramak grub around for (something) v.
aramak cast about for (something) v.
aramak cast about v.
aramak cast around v.
aramak cast about for v.
aramak cast about for (something) v.
aramak cast about v.
aramak cast around v.
aramak search after v.
aramak come after (someone or something) v.
aramak quest after v.
aramak see for [dialect] v.
Idioms
aramak lay hold v.
aramak be on the look out v.
Archaic
aramak look after v.
Slang
aramak hit up v.

Significados de "aramak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(telefonla) aramak call v.
el yordamıyla aramak fumble v.
General
silah aramak icin elle yapılan arama pat-down search n.
(kömür, demir, ip aramak için) çamuru kazan kimse mud lark n.
fırsat aramak seek an opportunity v.
çöpleri karıştırarak yiyecek vb aramak scavenge for v.
ağız aramak sound out somebody v.
macera aramak look for excitement v.
derman aramak seek a remedy v.
izini aramak track down v.
sokakta müşteri aramak (fahişe) solicit v.
sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe) cruise v.
saman yığınında iğne aramak look for a needle in a haystack v.
karıştırarak aramak forage v.
mumla aramak crave for v.
didik didik aramak rummage v.
aramak (telefon) dial v.
birini aramak be on someone's trail v.
çare aramak seek a remedy v.
çare aramak cast about v.
üstünü aramak search v.
ilanla aramak advertise v.
sıkı bir şekilde aramak scour v.
çare aramak cast around v.
mutluluk aramak seek for happiness v.
izini aramak track v.
aramak (maden) prospect for v.
altüst edip aramak rummage v.
av izini aramak quest v.
kaçacak delik aramak look for a place to hide v.
çare aramak look for a way to solve (a problem) v.
ağzını aramak pump v.
üstünü aramak search somebody for something v.
koklayarak izini aramak scent v.
ilan aracılığıyla eleman aramak advertise for someone v.
ağız aramak take a sounding v.
üstünü aramak frisk v.
mumla aramak hanker for v.
ağız aramak see how the wind blows v.
bir yerde bir şeyi aramak veya merakını gidermek için etrafı karıştırmak poke about v.
elle aramak grope v.
av aramak raven v.
el yordamıyla aramak grope about v.
çubukla yeraltı suyu aramak dowse v.
hakkını aramak demand justice v.
çözüm aramak look for a solution v.
bahane aramak seek a pretext v.
üzerini aramak search a person for v.
yiyecek aramak forage v.
gizlice aramak snoop v.
altını üstüne getirerek aramak ransack v.
hakkını aramak demand one's fair share v.
el yordamıyla aramak poke about v.
gelen çağrıyı görüp aramak ring back v.
polisi aramak call the police v.
aramak (altın) prospect v.
bela aramak look for trouble v.
el yordamıyla aramak grope v.
teselliyi bir şeyde aramak seek solace in v.
geri aramak ring back v.
bucak bucak aramak search every nook and cranny v.
bahane aramak cavil v.
el yordamıyla aramak feel v.
üzerini aramak search somebody for something v.
direkt aramak dial direct to v.
el yordamıyla aramak grabble v.
bir şeyi aramak be on something's trail v.
ağzını aramak sound somebody out v.
el yordamıyla aramak fumble around v.
telefonla aramak dial v.
maden aramak prospect v.
üstünü aramak search a person for v.
çağrı cihazını aramak page v.
bir yerde bir şeyi aramak veya merakını gidermek için etrafı karıştırmak poke around in v.
meydan aramak look for an opportunity v.
ağız aramak feel the pulse v.
ağız aramak pump v.
çare aramak find a way to (do something) v.
ağız aramak put out a feeler v.
kurt aramak worm v.
altın aramak prospect v.
ilanla aramak advertise for v.
daha sonra aramak call (somebody) back v.
daha sonra aramak phone (somebody) back v.
daha sonra aramak get back to someone v.
daha sonra aramak ring back v.
iş aramak look for a job v.
iş aramak seek work v.
iş aramak look for work v.
geri aramak call back v.
belasını aramak look for trouble v.
fellik fellik aramak search high and low (for) v.
ufak kusurlar aramak nitpick v.
çare aramak seek a way to solve (a problem) v.
çözüm aramak search for a solution v.
çözüm aramak search out a solution v.
çözüm aramak search for solution v.
çare aramak search for a remedy v.
çare aramak look for a remedy v.
elleriyle aramak fumble for v.
hakkını aramak seek one's right v.
çözüm yolu aramak search for a solution v.
cevap aramak look for an answer v.
macera aramak be looking for an adventure v.
yağmurdan korunacak yer aramak seek shelter from the rain v.
cevap aramak seek an answer v.
yardım aramak seek help v.
macera aramak want an adventure v.
gerçek aşkı aramak search for true love v.
gerçek aşkı aramak seek true love v.
tanıdık bir yüz aramak look around for a familiar face v.
tekrar aramak recall v.
tekrar aramak phone again v.
tekrar aramak call again v.
tekrar aramak call back v.
telefonla aramak make a phone call v.
huzur aramak seek peace v.
destek aramak whistle up v.
mayın aramak search for mine v.
yol aramak look for a way (to solve a problem) v.
çıkar yol aramak look for a way (to solve a problem) v.
çıkar yol aramak try to find a solution v.
yol aramak try to find a solution v.
destek aramak seek support v.
tekrar aramak redial v.
sözlükte aramak look up v.
birini aramak give somebody a ring v.
arkadaş aramak look for a friend v.
belasını aramak trail one's coat v.
öküz altında buzağı aramak view with a jaundiced eye v.
samanlıkta iğne aramak look for a needle in a haystack v.
çözüm aramak seek for solution v.
hal çaresi aramak see about the way v.
(maden vb) aramak prospect v.
formül aramak see about the way v.
çözüm yolu aramak see about the way v.
her yeri süratle aramak scour v.
taksi durağını aramak phone for taxi v.
taksiyi aramak phone for taxi v.
sıkıntıyla aramak cast around v.
sıkıntıyla aramak cast about v.
telefonla aramak call up v.
destek aramak appeal to v.
sıkıntıyla aramak cast round v.
hak aramak claim one's rights v.
zemin aramak seek ground v.
hakkını aramak claim one's rights v.
zemin aramak seek platform v.
şart aramak stipulate v.
ağzını aramak sound v.