pick - Turco Inglés Diccionario

pick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pick — Definition

Significado:
seçmek, toplamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /pɪk/ – BrE /pɪk/)
Categoría gramatical:
İsim: pick (picks); Fiil: pick (picks – picked – picking)
Sinónimo:
choose, select
Antónimos:
reject

Significados de "pick" en diccionario turco inglés : 128 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
pick n. pena
She gave him a hand-made guitar pick for his birthday.
Doğum günü için ona el yapımı bir gitar penası hediye etti.

More Sentences
pick v. seçmek
She was picked for the softball team.
Softbol takımına seçilmişti.

More Sentences
pick n. gitar penası
General
pick n. kazma
Danny pecked at the ground with a pick.
Danny elindeki kazmayla toprağı eşeledi.

More Sentences
pick n. mızrap
She bought three new picks.
O üç yeni mızrap satın aldı.

More Sentences
pick n. seçme
Whoever finishes first gets first pick of the prizes.
Önce bitiren ödülleri ilk seçme hakkına sahip olur.

More Sentences
pick n. ilk tercih
She was his pick for the lead role.
Başrol için ilk tercihi oydu.

More Sentences
pick v. kazmak
I have a pick, two shovels and a wheelbarrow.
Bir kazmam, iki küreğim ve bir el arabam var.

More Sentences
pick v. toplanmak
The apples are not ready to pick yet.
Elmalar henüz toplanmaya hazır değil.

More Sentences
pick v. toplamak
She picked sunflowers from the field.
Tarladan ayçiçeği topladı.

More Sentences
pick v. çalmak
He had his pocket picked in the crowd.
Kalabalığın içinde cebindekileri çaldırdı.

More Sentences
pick v. koparmak
She picked me an apple.
O bana bir elma kopardı.

More Sentences
pick v. karıştırmak
Don’t pick your teeth at the table.
Masada dişlerinizi karıştırmayın.

More Sentences
pick v. ayırmak
The IGC must not unravel the Convention, must not pick it apart.
Hükûmetlerarası Konferans, Sözleşmeyi çözmemeli, parçalara ayırmamalıdır.

More Sentences
pick v. almak
He tried his best to pick the cat hair off his trousers.
Pantolonundaki kedi tüylerini almak için elinden geleni yaptı.

More Sentences
pick v. atmak
Let's pick up a chick.
Arabaya bir piliç atalım.

More Sentences
Music
pick n. pena
She gave him a hand-made guitar pick for his birthday.
Doğum günü için ona el yapımı bir gitar penası hediye etti.

More Sentences
pick v. parmaklarla çalmak (telli çalgıyı)
He picked the guitar string so hard it snapped.
Gitarın telini parmaklarıyla öyle sert çaldı ki tel koptu.

More Sentences
General
pick n. kürdan
pick n. toplanan ürün miktarı
pick n. güzide şey
pick n. hasat
pick n. seçenek
pick n. kazma (sivri)
pick n. dürtme
pick n. külünk
pick n. ilk seçilen şey
pick n. en iyi bölüm
pick n. en iyi üye
pick n. sivri uç ile çalışılabilen kısım
pick n. sivri uçla yapılan gölgelendirme
pick n. maymuncuk
pick n. açmak, tutmak için kullanılan sivri uçlu alet
pick n. dişleri uzun ve geniş aralıklı tarak
pick n. seçme hakkı
pick n. çapa
pick v. yolmak
pick v. anahtarsız açmak (kilidi)
pick v. tavuklamak
pick v. kemirmek
pick v. çıkartmak (sivri aletle/tırnaklarla)
pick v. çapalamak
pick v. aşırmak
pick v. küçük küçük yemek
pick v. ilerlemek
pick v. ayıklamak
pick v. gagası ile toplamak
pick v. dermek
pick v. yankesicilik yapmak
pick v. didiklemek
pick v. toplamak (meyve/çiçek vb'ni)
pick v. devşirmek
pick v. gelişmek
pick v. çekiştirmek
pick v. gagalamak
pick v. çıkartmak
pick v. delmek
pick v. burun karıştırmak
pick v. sivri bir şeyle açmak
pick v. sivri bir aletle kazmak/delmek/açmak/kırmak
pick v. seçip ayırmak
pick v. sıyırmak
pick v. seçip almak
pick v. (kilidi) maymuncukla/telle açmak
pick v. tek tek toplamak
pick v. tek tek çıkarmak
pick v. tüylerini yolmak
pick v. tüylerini toplamak
pick v. bilgi edinmek için didiklemek
pick v. kışkırtmak
pick v. (mecazen) kuyruğuna basmak
pick v. kavga çıkarmak
pick v. aranmak
pick v. az yemek
pick v. azar azar yemek
pick v. beceriksizce yemek
pick v. iştahsız yemek
pick v. çekinerek yemek
pick v. fırlatmak
pick v. aramak
pick v. araştırmak
pick v. bulmaya çalışmak
pick v. içeriğini çalmak
pick v. içeriğini araklamak
pick v. sağduyu ile karar vermek
pick v. özenle karar vermek
pick v. kılı kırk yarmak
pick v. hata bulmak
pick v. önemsiz eleştiride bulunmak
pick v. seviyesiz eleştiri yapmak
pick v. (iplik, lif) ayırmak
pick v. (iplik, lif) ayıklamak
pick adj. en iyisi
pick adj. en çok tercih edilen
pick adj. seçilmiş
Technical
pick n. argaç
pick n. mekik atma
pick v. seçip almak
pick v. temizlemek
Textile
pick n. mekik geçme
pick n. mekiği geçirme
pick n. bir tel argaç ipi
pick v. (kumaş kenarını) düz dikiş atarak tamamlamak
pick v. (mekiği) dokuma tezgahına geçirmek
pick v. dokuma tezgahına mekik geçmek
Printing
pick n. (kurumuş mürekkep, kir veya kağıt) harf boşluğuna yerleşen partikül
pick n. baskı kağıdındaki leke
pick n. plaka yüzeyindeki pürüz
pick n. levha yüzeyindeki pürüz
pick n. yeni dökülmüş hurufat yüzeyindeki pürüz
pick n. baskı makinesinde mürekkebin yapışkan dokusu kaynaklı kağıt yüzeyinde meydana gelen toplanma
pick v. (kağıt uçlarını) baskı bloğuna yapıştırarak üzerine mürekkep dökmek
pick v. (baskı sırasında) kağıdın kenarlarını mürekkebe bulaştırarak kaybetmek
Agriculture
pick v. hasat kaldırmak
pick v. tarladan kaldırmak
pick v. mamul toplamak
pick v. ürün toplamak
Sport
pick n. buz pateni bıçağının ön bölümündeki sivri çıkıntı
pick n. (lakros) savunmacının takım arkadaşına ulaşmasını engellemek için arada durma taktiği
pick v. (kriket) topun atış türünü anlamak
Basketball
pick n. perdeleme
pick v. perdelemek
Football
pick n. (amerikan futbolu) atılan pas
pick n. (amerikan futbolu) pası tutarak kontrol etme
Art
pick n. (resimdeki kusurun giderilmesi için) sivri uçlu kalemle tamamlanabilen kısım
Music
pick n. çalgıç
pick v. mızrapla çalmak (telli çalgıyı)
Slang
pick n. tüyo

Significados de "pick" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
guitar pick n. gitar penası
guitar pick n. pena
pick up v. toplamak
pick up v. almak (bir yere gelip/gidip birini)
pick up v. radyoda duymak
pick up v. yerden kaldırmak
General
pick hammer n. martopikör
crystal pick up n. pikap iğnesi
water pick n. basınçlı su ile dişleri temizleme aygıtı
pick pocketing n. kapkaç
ice pick n. buz kıracağı
a bone to pick n. çözülmesi gereken sorun
a bone to pick n. kafasını kurcalayan
a bone to pick n. sıkıntı yaratan konu
a bone to pick n. kafasını meşgul eden şey
pick up line n. karşı cinsi tavlama sözleri
pick up line n. karşı cinsi ayartma sözleri
pick-up n. plakçalar
pick-me-up n. canlandırıcı içki
pick-up n. kamyonet
pick-up n. pikap
hatchet pick n. baltalı kazma
navvy pick n. ağır kazma
drop-off and pick-up area n. yolcu indirme/bindirme alanı
pick-up service n. götürme-getirme servisi/hizmeti
lock pick n. her kilidi açabilen özel anahtar
lock pick n. maymuncuk
pick-me-up n. enerji deposu şey
pick-me-up n. enerji veren şey
parent pick up n. çocuğu okuldan ebeveyinlerinin alması
finger pick n. parmak penası
obvious pick n. bariz seçim
pick vision n. akıllı gözlük ile sipariş toplama
hoof-pick n. toynaktan taş çıkaran alet
hoof-pick n. toynak temizleyici
nut pick n. kabuklu yemişlerin içini çıkarmada kullanılan küçük, sivri uçlu alet
pick packer n. paketleyici
hair pick n. saç açma tarağı
hair pick n. perma tarağı
pick [dialect] [uk] n. atılan şey
pick [dialect] n. bir gıdımlık yemek
pick [dialect] n. pike
pick-up stick n. argacın arıştan geçirilmesi için kullanılan sivri uçlu alet
pick [dialect] [uk] n. atma
pick [dialect] [uk] n. dirgen
pick [dialect] n. bir parça yiyecek alma
pick-fault n. hata arayan kimse
pick [dialect] n. bir parça
pick [dialect] [uk] n. fırlatılan şey
pick [dialect] [uk] n. çatallı alet
pick-up sticks n. mikado oyunu
pick [dialect] [uk] n. yaba
pick [dialect] [uk] n. fırlatma
pick-up dinner n. artan yemeklerden hazırlanan öğün
pick [obsolete] n. sivri uç
pick [dialect] [uk] n. sivri uçlu alet
pick [dialect] [uk] n. atma
pick [dialect] n. azar azar alma
pick [dialect] n. az miktardaki yemek
pick-up stick n. mikado oyun çubuğu
pick [dialect] n. ufak parça
pick-fault n. kusur arayan kimse
pick-up dinner n. eldeki ürünlerle hazırlanan yemek
pick [obsolete] n. diken
pick [dialect] n. gagalama
pick [dialect] n. kırıntı
pick [dialect] [uk] n. zıpkın
crow to pick n. bulunacak hata
crow to pick n. kapatılmak istenen konu
pick and choose v. titizlikle seçmek
try and pick up v. tavlamak
pick up v. toparlanmak
pick over v. ince eleyip sık dokumak
pick up v. şans eseri edinmek
pick up v. ödül kazanmak
pick up the tab for v. parasını ödemek
pick out v. seçmek
pick up v. tutuklamak (polis birini)
pick up v. kapmak (yer)
pick apart v. çürütmek (savı)
pick at v. çekelemek
pick up the scene of v. kokusunu almak
pick over v. ayıklamak
pick one's brains about something v. tavsiye almak
pick a quarrel v. kavga çıkarmak
pick out v. ortaya çıkarmak
pick to pieces v. didiklemek
pick one's way through v. arasından dikkatle ve yavaş yavaş ilerlemek
pick one's brain v. birinden fikir almak
pick one's brain v. bir kişinin görüş ve düşüncelerini sormak
pick up speed v. hızlanmak
pick one's teeth v. kürdan vb'yle dişlerini temizlemek
pick up v. kazmak
pick up v. gelişmek
pick up v. düzeltmek
pick on v. kusur bulmak
pick up v. almak (radyo/televizyon istasyonunu/telsiz sinyalini)
pick on v. eleştirmek
pick on v. sataşmak
pick out v. anlamak
pick up v. toparlamak
pick out v. çıkarmak
pick at one's food v. tabağındaki yemekten pek az yemek
pick up the tab v. ödemek
pick up v. ilerlemek
pick off v. kaldırmak
pick up v. karakola götürmek (polis birini)
pick oneself up v. toparlanmak
pick on v. dadanmak
pick a war v. savaş çıkartmak
pick holes in v. bir savı çürütmek
pick apart v. çekiştirmek
pick up v. kaldırmak (daha aşağı bir yerde duran birini/bir şeyi)
pick up v. şans eseri bulmak
pick one's teeth v. dişini karıştırmak
pick oneself up v. yere düşmüşken ayağa kalkmak
pick up the receiver v. ahizeyi kaldırmak
pick up v. şans eseri öğrenmek
pick on v. seçmek
pick holes in v. kusur bulmak
pick out v. teşhis etmek
pick at v. karışmak
pick a war v. savaş çıkarmak
pick up a language v. kulaktan kapmak
pick out v. ağır nota çıkarmaya çalışmak
pick up v. kavramak
pick up v. almak
pick off v. koparmak
pick up v. fatura ödemek
pick over v. karışmak
pick over v. satılık malları karıştırarak incelemek
pick apart v. insafsızca eleştirmek
pick over v. burnunu sokmak
pick holes in v. ince eleyip sık dokumak
pick flowers v. çiçek koparmak
pick at v. kusur bulmak
pick up v. şans eseri satın almak
pick up v. telefonu açmak
try and pick up birds v. kız tavlamak
pick up v. almak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri)
pick a quarrel v. aranmak
pick up v. anlamak
have a bone to pick with somebody v. görülecek bir hesabı olmak
pick up v. şans eseri almak
pick at v. yemek
pick someone's pocket v. birinin cebindekileri yürütmek
pick up v. toplamak (dağınık bir yeri)
pick up v. toplamak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri)
pick out v. ayırmak
pick up v. tutuklamak