| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | pick i. | pena | ||
|
She gave him a hand-made guitar pick for his birthday. Doğum günü için ona el yapımı bir gitar penası hediye etti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | pick f. | seçmek | ||
|
She was picked for the softball team. Softbol takımına seçilmişti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | pick i. | gitar penası | ||
| Genel | ||||
| Genel | pick i. | kazma | ||
|
Danny pecked at the ground with a pick. Danny elindeki kazmayla toprağı eşeledi. More Sentences |
||||
| Genel | pick i. | mızrap | ||
|
She bought three new picks. O üç yeni mızrap satın aldı. More Sentences |
||||
| Genel | pick i. | seçme | ||
|
Whoever finishes first gets first pick of the prizes. Önce bitiren ödülleri ilk seçme hakkına sahip olur. More Sentences |
||||
| Genel | pick i. | ilk tercih | ||
|
She was his pick for the lead role. Başrol için ilk tercihi oydu. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | kazmak | ||
|
I have a pick, two shovels and a wheelbarrow. Bir kazmam, iki küreğim ve bir el arabam var. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | toplanmak | ||
|
The apples are not ready to pick yet. Elmalar henüz toplanmaya hazır değil. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | toplamak | ||
|
She picked sunflowers from the field. Tarladan ayçiçeği topladı. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | çalmak | ||
|
He had his pocket picked in the crowd. Kalabalığın içinde cebindekileri çaldırdı. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | koparmak | ||
|
She picked me an apple. O bana bir elma kopardı. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | karıştırmak | ||
|
Don’t pick your teeth at the table. Masada dişlerinizi karıştırmayın. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | ayırmak | ||
|
The IGC must not unravel the Convention, must not pick it apart. Hükûmetlerarası Konferans, Sözleşmeyi çözmemeli, parçalara ayırmamalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | almak | ||
|
He tried his best to pick the cat hair off his trousers. Pantolonundaki kedi tüylerini almak için elinden geleni yaptı. More Sentences |
||||
| Genel | pick f. | atmak | ||
|
Let's pick up a chick. Arabaya bir piliç atalım. More Sentences |
||||
| Müzik | ||||
| Müzik | pick i. | pena | ||
|
She gave him a hand-made guitar pick for his birthday. Doğum günü için ona el yapımı bir gitar penası hediye etti. More Sentences |
||||
| Müzik | pick f. | parmaklarla çalmak (telli çalgıyı) | ||
|
He picked the guitar string so hard it snapped. Gitarın telini parmaklarıyla öyle sert çaldı ki tel koptu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | pick i. | kürdan | ||
| Genel | pick i. | toplanan ürün miktarı | ||
| Genel | pick i. | güzide şey | ||
| Genel | pick i. | hasat | ||
| Genel | pick i. | seçenek | ||
| Genel | pick i. | kazma (sivri) | ||
| Genel | pick i. | dürtme | ||
| Genel | pick i. | külünk | ||
| Genel | pick i. | ilk seçilen şey | ||
| Genel | pick i. | en iyi bölüm | ||
| Genel | pick i. | en iyi üye | ||
| Genel | pick i. | sivri uç ile çalışılabilen kısım | ||
| Genel | pick i. | sivri uçla yapılan gölgelendirme | ||
| Genel | pick i. | maymuncuk | ||
| Genel | pick i. | açmak, tutmak için kullanılan sivri uçlu alet | ||
| Genel | pick i. | dişleri uzun ve geniş aralıklı tarak | ||
| Genel | pick i. | seçme hakkı | ||
| Genel | pick i. | çapa | ||
| Genel | pick f. | yolmak | ||
| Genel | pick f. | anahtarsız açmak (kilidi) | ||
| Genel | pick f. | tavuklamak | ||
| Genel | pick f. | kemirmek | ||
| Genel | pick f. | çıkartmak (sivri aletle/tırnaklarla) | ||
| Genel | pick f. | çapalamak | ||
| Genel | pick f. | aşırmak | ||
| Genel | pick f. | küçük küçük yemek | ||
| Genel | pick f. | ilerlemek | ||
| Genel | pick f. | ayıklamak | ||
| Genel | pick f. | gagası ile toplamak | ||
| Genel | pick f. | dermek | ||
| Genel | pick f. | yankesicilik yapmak | ||
| Genel | pick f. | didiklemek | ||
| Genel | pick f. | toplamak (meyve/çiçek vb'ni) | ||
| Genel | pick f. | devşirmek | ||
| Genel | pick f. | gelişmek | ||
| Genel | pick f. | çekiştirmek | ||
| Genel | pick f. | gagalamak | ||
| Genel | pick f. | çıkartmak | ||
| Genel | pick f. | delmek | ||
| Genel | pick f. | burun karıştırmak | ||
| Genel | pick f. | sivri bir şeyle açmak | ||
| Genel | pick f. | sivri bir aletle kazmak/delmek/açmak/kırmak | ||
| Genel | pick f. | seçip ayırmak | ||
| Genel | pick f. | sıyırmak | ||
| Genel | pick f. | seçip almak | ||
| Genel | pick f. | (kilidi) maymuncukla/telle açmak | ||
| Genel | pick f. | tek tek toplamak | ||
| Genel | pick f. | tek tek çıkarmak | ||
| Genel | pick f. | tüylerini yolmak | ||
| Genel | pick f. | tüylerini toplamak | ||
| Genel | pick f. | bilgi edinmek için didiklemek | ||
| Genel | pick f. | kışkırtmak | ||
| Genel | pick f. | (mecazen) kuyruğuna basmak | ||
| Genel | pick f. | kavga çıkarmak | ||
| Genel | pick f. | aranmak | ||
| Genel | pick f. | az yemek | ||
| Genel | pick f. | azar azar yemek | ||
| Genel | pick f. | beceriksizce yemek | ||
| Genel | pick f. | iştahsız yemek | ||
| Genel | pick f. | çekinerek yemek | ||
| Genel | pick f. | fırlatmak | ||
| Genel | pick f. | aramak | ||
| Genel | pick f. | araştırmak | ||
| Genel | pick f. | bulmaya çalışmak | ||
| Genel | pick f. | içeriğini çalmak | ||
| Genel | pick f. | içeriğini araklamak | ||
| Genel | pick f. | sağduyu ile karar vermek | ||
| Genel | pick f. | özenle karar vermek | ||
| Genel | pick f. | kılı kırk yarmak | ||
| Genel | pick f. | hata bulmak | ||
| Genel | pick f. | önemsiz eleştiride bulunmak | ||
| Genel | pick f. | seviyesiz eleştiri yapmak | ||
| Genel | pick f. | (iplik, lif) ayırmak | ||
| Genel | pick f. | (iplik, lif) ayıklamak | ||
| Genel | pick s. | en iyisi | ||
| Genel | pick s. | en çok tercih edilen | ||
| Genel | pick s. | seçilmiş | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | pick i. | argaç | ||
| Teknik | pick i. | mekik atma | ||
| Teknik | pick f. | seçip almak | ||
| Teknik | pick f. | temizlemek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | pick i. | mekik geçme | ||
| Tekstil | pick i. | mekiği geçirme | ||
| Tekstil | pick i. | bir tel argaç ipi | ||
| Tekstil | pick f. | (kumaş kenarını) düz dikiş atarak tamamlamak | ||
| Tekstil | pick f. | (mekiği) dokuma tezgahına geçirmek | ||
| Tekstil | pick f. | dokuma tezgahına mekik geçmek | ||
| Baskı Teknikleri | ||||
| Baskı Teknikleri | pick i. | (kurumuş mürekkep, kir veya kağıt) harf boşluğuna yerleşen partikül | ||
| Baskı Teknikleri | pick i. | baskı kağıdındaki leke | ||
| Baskı Teknikleri | pick i. | plaka yüzeyindeki pürüz | ||
| Baskı Teknikleri | pick i. | levha yüzeyindeki pürüz | ||
| Baskı Teknikleri | pick i. | yeni dökülmüş hurufat yüzeyindeki pürüz | ||
| Baskı Teknikleri | pick i. | baskı makinesinde mürekkebin yapışkan dokusu kaynaklı kağıt yüzeyinde meydana gelen toplanma | ||
| Baskı Teknikleri | pick f. | (kağıt uçlarını) baskı bloğuna yapıştırarak üzerine mürekkep dökmek | ||
| Baskı Teknikleri | pick f. | (baskı sırasında) kağıdın kenarlarını mürekkebe bulaştırarak kaybetmek | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | pick f. | hasat kaldırmak | ||
| Tarım | pick f. | tarladan kaldırmak | ||
| Tarım | pick f. | mamul toplamak | ||
| Tarım | pick f. | ürün toplamak | ||
| Spor | ||||
| Spor | pick i. | buz pateni bıçağının ön bölümündeki sivri çıkıntı | ||
| Spor | pick i. | (lakros) savunmacının takım arkadaşına ulaşmasını engellemek için arada durma taktiği | ||
| Spor | pick f. | (kriket) topun atış türünü anlamak | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | pick i. | perdeleme | ||
| Basketbol | pick f. | perdelemek | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | pick i. | (amerikan futbolu) atılan pas | ||
| Futbol | pick i. | (amerikan futbolu) pası tutarak kontrol etme | ||
| Sanat | ||||
| Sanat | pick i. | (resimdeki kusurun giderilmesi için) sivri uçlu kalemle tamamlanabilen kısım | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | pick i. | çalgıç | ||
| Müzik | pick f. | mızrapla çalmak (telli çalgıyı) | ||
| Argo | ||||
| Argo | pick i. | tüyo | ||