toparlamak - Türkçe İngilizce Sözlük

toparlamak

"toparlamak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 51 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
toparlamak compose f.
Mary tried to compose herself.
Mary kendini toparlamaya çalıştı.

More Sentences
toparlamak put together f.
He drank more water than all the rest of us put together.
Hepimizin toplamından daha fazla su içti.

More Sentences
toparlamak pick up f.
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
toparlamak tidy f.
I do not, however, think we can make a fresh start if we do not tidy things up properly.
Bununla birlikte, işleri düzgün bir şekilde toparlamazsak yeni bir başlangıç yapabileceğimizi de düşünmüyorum.

More Sentences
toparlamak sum up f.
To sum up, I would like to add two comments.
Toparlamak gerekirse iki yorum eklemek istiyorum.

More Sentences
toparlamak tidy up f.
It is your job to tidy up the mess left by national governments.
Ulusal hükûmetlerin bıraktığı dağınıklığı toparlamak sizin işiniz.

More Sentences
toparlamak collect f.
I can't collect my thoughts.
Düşüncelerimi toparlayamıyorum.

More Sentences
toparlamak clean up f.
Can you clean up this mess?
Bu karışıklığı toparlayabilir misin?

More Sentences
toparlamak build up f.
I need a lot of time to build up my strength.
Gücümü toparlamak için çok fazla zamana ihtiyacım var.

More Sentences
Öbek Fiiller
toparlamak clean up f.
Can you clean up this mess?
Bu karışıklığı toparlayabilir misin?

More Sentences
toparlamak pick up f.
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
toparlamak pick up f.
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
Konuşma Dili
toparlamak get it together f.
We have to get it together.
Kendimizi toparlamalıyız.

More Sentences
Deyim
toparlamak pick up f.
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
Genel
toparlamak summarize f.
toparlamak rally f.
toparlamak clear away f.
toparlamak titivate f.
toparlamak unclutter f.
toparlamak piece together f.
toparlamak collect together f.
toparlamak find one's legs f.
toparlamak rake together f.
toparlamak clear something up f.
toparlamak make up f.
toparlamak tidy out f.
toparlamak do out f.
toparlamak clear up f.
toparlamak re-collect f.
toparlamak summarise f.
toparlamak corral f.
toparlamak clean f.
toparlamak compendiate f.
toparlamak portage f.
toparlamak compile f.
Öbek Fiiller
toparlamak rake up f.
toparlamak pull round f.
toparlamak clear up f.
toparlamak draw up f.
toparlamak draw up f.
toparlamak draw up f.
toparlamak bunch up f.
toparlamak firm up f.
toparlamak pack up f.
Konuşma Dili
toparlamak wrap up f.
toparlamak get something together f.
toparlamak rid up [us] f.
Deyim
toparlamak get on feet f.
Teknik
toparlamak clear up f.
Eski Kullanım
toparlamak gadre f.
Argo
toparlamak combobulate f.

"toparlamak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 88 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
etrafı toparlamak clear up f.
etrafı toparlamak clear away f.
derleyip toparlamak tidy up f.
kendini toparlamak collect oneself f.
kendini toparlamak (hasta/yorgun kişi) rally f.
kendini toparlamak bounce back f.
etrafı toparlamak tidy up f.
kendini toparlamak pull oneself together f.
kendini toparlamak put one's life and affairs in order (again) f.
yeniden kendini toparlamak get over f.
kendini toparlamak gather oneself up f.
kendini toparlamak pick up f.
odayı toparlamak do a room f.
kanıtları toparlamak build up a case f.
mutfağı toparlamak tidy up the kitchen f.
konuyu toparlamak summarize/recap/conclude the topic f.
ortalığı toparlamak clean up f.
ortalığı toparlamak tidy up f.
(konuşmayı, konuyu) kısaca toparlamak retrograde f.
derleyip toparlamak clean f.
kendini toparlamak rise f.
etrafı toparlamak fay (out) [dialect] [uk] f.
etrafı toparlamak fay (up) [dialect] [uk] f.
(odayı) derleyip toparlamak side [dialect] f.
(zihnini, kendini) toparlamak compose f.
(kendini) toparlamak compose f.
son dakika misafir gelmek üzereyken alelacele ortalığı toparlamak scurryfunge f.
Öbek Fiiller
kafasında toparlamak get up f.
kendini toparlamak come through f.
derleyip toparlamak clear up f.
(birinin) dağınıklığını toparlamak tidy up after f.
birinin dağınıklığını toparlamak tidy up after someone f.
etrafı toparlamak üzere (bir şeyi) yerine koymak tidy away [brit] f.
(bir dosyayı/kağıtları) toparlamak button up f.
(kötü bir şeyi/durumu) hemen toparlamak rebound from (someone or something) f.
acilen bir şeyler toparlamak lash together f.
yarım yamalak toparlamak string together f.
bir şeyler toparlamak vamp up f.
bir işi/görevi toparlamak mop up f.
birilerini/bir şeyleri toparlamak bunch someone or something up f.
zar zor toparlamak claw back f.
bir şeyi sarıp toparlamak coil something up f.
bir şeyleri toparlamak gather something up f.
Konuşma Dili
konuyu toparlamak wrap it up f.
(zihnini, kendini) toparlamak organise f.
(zihnini, kendini) toparlamak organize f.
lafı toparlamak gerekirse in sum expr.
lafı toparlamak gerekirse to sum up expr.
lafı toparlamak gerekirse in short expr.
Deyim
(hastalıktan sonra) kendini toparlamak make it f.
kendini toparlamak get the bit between one's teeth f.
kendini toparlamak have the bit between one's teeth f.
kendini toparlamak take the bit between one's teeth f.
kendini toparlamak pick up f.
kendini toparlamak come into one's own f.
kendini toparlamak get one's bearings f.
kendini toparlamak get bearings f.
bir şeyi iyice derleyip toplamak (toparlamak) get something in apple-pie order f.
bir şeyi iyice derleyip toplamak (toparlamak) put something in apple-pie order f.
kendini toparlamak have all (one's) buttons f.
kendini toparlamak have all one's buttons f.
kendini toparlamak collect (one's) wits f.
kendini toparlamak have one's act together f.
kanıtları toparlamak build a case f.
(biri/bir şey) aleyhine kanıtları toparlamak build a case against (someone or something) f.
kendini toparlamak buck up (one's) ideas f.
(birine/bir şeye) karşı kanıtları toparlamak build a case against (someone or something) f.
kendini toparlamak buck (one's) ideas up f.
kendini toparlamak collect your wits f.
kendini toparlamak collect yourself/your thoughts f.
düşüncelerini toparlamak collect yourself/your thoughts f.
kendini toparlamak collect/gather your wits f.
kendini toparlamak gather your wits f.
kendini toparlamak get the bit between your teeth f.
birini/bir şeyi toparlamak get/knock/lick somebody/something into shape f.
kendi kendini toparlamak pull oneself up by bootstraps f.
kendi kendini toparlamak pull (oneself) up by the bootstraps f.
kendini toparlamak take a grip on (oneself) f.
Ticaret/Ekonomi
işleri toparlamak streamlining business f.
Hukuk
birisi aleyhine kanıtları toparlamak gather a case against someone f.
birisi aleyhine kanıtları toparlamak build a case against someone f.
Dilbilim
sözcükleri zihninde toparlamak subvocalise [uk] f.
sözcükleri zihninde toparlamak subvocalize [us] f.
Askeri
(askeri kamp) derleyip toparlamak police (up) f.
Spor
kendini toparlamak recuperate f.
Eski Kullanım
(konuşmayı) toparlamak wind up f.
Argo
eşyalarını toparlamak get (one's) shit together f.
eşyalarını toparlamak get shit together f.