Nadir - Turco Inglés Diccionario

Nadir

Significados de "Nadir" en diccionario turco inglés : 14 resultado(s)

Inglés Turco
General
nadir n. en düşük nokta
nadir n. semtikadem
nadir n. en aşağı nokta
Telecom
nadir n. ayakucu
nadir n. en alt nokta
Astronomy
nadir n. ayak ucu
nadir n. ayakucu
nadir n. ayakucu: bir gözlemcinin düşey olarak tam altında bulunan nokta
nadir n. en aşağı safha veya nokta
nadir n. nadir
nadir n. semtikadem
nadir expr. zenith'in mukabilidir
Astrology
nadir n. ayakucu
Fishery
nadir n. malezya'da kullanılan hafif bir balıkçı teknesi

Significados de "Nadir" en diccionario inglés turco : 40 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
nadir rare adj.
nadir scarce adv.
General
nadir imprevalence n.
nadir curious adj.
nadir extraordinary adj.
nadir exceptional adj.
nadir uncommon adj.
nadir unusual adj.
nadir singular adj.
nadir recherche adj.
nadir esoteric adj.
nadir rare adj.
nadir scarce adj.
nadir infrequent adj.
nadir thin adj.
nadir uncommon adj.
nadir unfrequent adj.
nadir extraordinary adj.
nadir occasional adj.
nadir dainty [obsolete] adj.
nadir deinteous adj.
nadir close adj.
nadir dripple adj.
nadir pearly adj.
nadir geason adj.
nadir seeld adj.
nadir seldom adj.
nadir seldseen [obsolete] adj.
nadir seldom adv.
Phrases
nadir few and far between expr.
Idioms
nadir the exception rather than the rule n.
nadir out of the ordinary expr.
nadir few and far between expr.
nadir hens' teeth expr.
nadir hen's tooth expr.
Trade/Economic
nadir rare adj.
Technical
nadir uncommon adj.
nadir infrequent adj.
Astronomy
nadir nadir n.
Archaic
nadir seld adj.

Significados de "Nadir" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
nadir şey curiosity n.
oldukça nadir quite rare n.
nadir eserler rare books n.
nadir durum rare case n.
nadir şey rarity n.
nadir toprak elementleri rare earth element n.
nadir bulunan ilginç eşyalar curiosity n.
nadir sanat eserleri unique works of art n.
nadir eserler unique works of art n.
nadir eserler rare works of art n.
nadir sanat eserleri rare works of art n.
nadir ve değerli eşya curio n.
nadir durum rare exception n.
türüne nadir rastlanan rara avis n.
nadir bir yetenek a rare gift n.
nadir görülen bir kan hastalığı a rare blood disease n.
nadir bir yetenek a rare talent n.
nadir bulunan bir yetenek a rare talent n.
nadir eserler koleksiyonu rare collection n.
aynı nadir kan grubu same rare blood type n.
nadir hayvanlar rare animals n.
nadir bir resim a rare picture n.
nadir bir resim a rare photo n.
nadir bir olay a rare event n.
nadir toprak elementi earth n.
nadir bir soyisim hard-on n.
nadir başarı hole in one n.
nadir başarı hole-in-one n.
kral anlamına gelip 19. yüzyılda erkek çocuklarına verilen ve günümüzde nadir kullanılan bir ad rex n.
nadir görülen bir kadın ismi rhea n.
nadir bulunan şey gold dust n.
nadir olma occasionality n.
nadir şey occasionality n.
nadir bulunma scantity n.
nadir rastlanmak be few and far between v.
nadir olarak görülmek be rarely seen v.
bir sanatçı olarak nadir bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist v.
bir sanatçı olarak nadir bulunan bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist v.
(müzik eserini) çok nadir çalmak underperform v.
(tiyatro oyununu) çok nadir oynamak underperform v.
çok nadir sahneye çıkmak underperform v.
iflas ettirmek/iflas etmek (nadir fiil) bankrupt v.
giydirmek (nadir) attire v.
nadir değerde jewelled adj.
daha nadir rarer adj.
nadir görülen rare adj.
son derece nadir extremely rare adj.
nadir rastlanan rarely seen adj.
nadir görülen rarely seen adj.
türüne nadir rastlanan rare adj.
türüne nadir rastlanan rarely seen adj.
türüne nadir rastlanan rarely encountered adj.
nadir değerde jeweled adj.
(posta pulu) nadir görülen classic adj.
(posta pulu) nadir classic adj.
pek nadir all-too-rare adj.
nadir bulunur seldseen [obsolete] adj.
son derece nadir exceedingly rare adj.
kendini beğenmiş (nadir) assuming adj.
nadir olması nedeniyle because of its rarity adv.
oldukça nadir fairly seldom adv.
daha nadir less often adv.
nadir olarak unfrequently adv.
nadir olmadan unseldom adv.
katılan kişi (nadir) attender N.
atama (nadir) assignation N.
nadir girişim unicorn N.
Phrases
bu nadir vakada on this rare occasion adv.
çok nadir few and far between expr.
nadir durumlarda in rare cases expr.
bazen nadir de olsa sometimes, although rare expr.
nadir durumlarda rarely ever expr.
nadir bulunan/ele geçen at a premium expr.
Proverb
nadir olanla saçma olan arasında ince bir çizgi vardır from the sublime to the ridiculous is only a step
Colloquial
(ingiltere'de) lordlar kamarasına nadir gelen üye backwoodsman [brit] n.
aşırı nadir super rare adj.
çok nadir super rare adj.
amerikan gazeteciliği, edebiyatı ve müziğinde nadir kazanılan ödüller pegot (pulitzer, emmy, grammy, oscar, tony) abrev.
televizyon, müzik, film, tiyatro alanlarında nadir kazanılan ödüller egot (emmy, grammy, oscar, tony) abrev.
Idioms
koleksiyoncu için değerli olan nadir tarihi eser collector's item n.
koleksiyoncu için değerli olan nadir tarihi eser collector's piece n.
sürümden kazanmak yerine nadir ürünler üzerinden uzun vadede kar elde etme the long tail n.
geçmişten bugüne değişmeden/bozulmadan kalmış nadir şey a fly in amber n.
çok nadir olmak be one in a million v.
nadir bulunan rare as hen's teeth adj.
nadir bulunan rarer than hens' teeth adj.
nadir bulunan scarce as hen's teeth [old-fashioned] adj.
çok nadir rarer than hens' teeth adj.
çok nadir scarce as hen's teeth [old-fashioned] adj.
çok nadir rare as hen's teeth adj.
çok nadir olan scarcer than hens' teeth adj.
çok nadir too few and far between adj.
çok nadir bulunan scarce as hen's teeth expr.
çok nadir bulunan as rare as hens' teeth expr.
çok nadir bulunan as scarce as hen's teeth expr.
çok nadir bulunan rare as hens' teeth expr.
nadir bulunan hens' teeth expr.
nadir bulunan hen's tooth expr.
Trade/Economic
nadir bulunur mal scarce commodity n.
Law
nadir olan şeyin değeri scarcity value n.
Institutes
yazma ve nadir eserler dairesi başkanlığı department of manuscripts and rare books n.
Technical
nadir toprak elementler rareearth elements n.
nadir toprak metalleri rare-earth metals n.
nadir toprak elementi katkıları rare-earth dopants n.
Informatics
nadir veriler sparse data n.
Telecom
nadir veriler sparse data n.
Marine
nadir  fırtına dalgaları extreme storm waves n.
Mining
spinel gruba ait çok nadir bulunan bir mineral gahnite n.
kalsiyum ve titanyum oksidi olan nadir bir mineral kassite n.
nadir toprak elementlerinin kaynağı olan bir mineral gadolinite n.
kuyumculukta kullanılan nadir bir yeşil taş çeşidi verdite n.
nadir bir zeolit minerali brewsterite n.
bakır yataklarında bulunan hidratlı bakır arsenattan oluşan yeşil-siyah renkli nadir bir mineral olivenite n.
feldispat mineralinin nadir görülen doğal polimorfu paracelsian n.
kimyasal olarak feldspata benzeyen nadir bir mineral grubu feldspathoid n.
son derece nadir bulunan bir indiyum demir sülfür minerali indite n.
Medical
kısıtlı bir hedef nüfusu olan veya nadir bir hastalığı tedavi eden ilaçlar orphan drug n.
nadir görülen tümörler rarely seen tumours n.
nadir görülen bir sendrom a rare syndrome n.
nadir görülen bir komplikasyon rarely encountered complication n.
nadir görülen herediter refrakter anemi rare hereditary refractory anemia n.
nadir bir olgu sunumu a rare case report n.
nadir görülen bir bulgu a rare finding n.
nadir bir geçici iskemik atak a rare transient ischemic attack n.
nadir görülen hastalık rarely encountered disease n.
nadir görülen nöromüsküler hastalık rare neuromuscular disease n.
nadir görülen yumuşak doku tümörü rare soft tissue tumor n.
nadir görülen lezyonlar rarely encountered lesions n.
çocukluk çağının nadir bir hastalığı a rare disease of childhood n.
penil üretranın nadir görülen bir doğumsal bozukluğu a rare congenital malformation of penile urethra n.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan syndrome n.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum pituitary necrosis n.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan's syndrome n.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum hypopituitarism n.
nadir görülen konjenital anomali rarely seen congenital anomaly n.
nadir gözlenen bir özofagus motilite bozukluğu a rare esophageal motility disorder n.
nadir görülen klinik bir tablo a rare clinical picture n.
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disease with a high mortality and morbidity n.
nadir görülen nöroendokrin tümör a rare neuroendocrine tumor n.
kalıtsal geçişli nadir bir hastalık a rare inherited disorder n.
nadir görülen bir deri tümörü an uncommon skin tumor n.
nadir görülen bir deri tümörü a rare skin tumor n.
nadir görülen püstüler bir dermatoz a rare pustular dermatosis n.
nadir görülen otozomal resesif geçişli bir doğumsal metabolizma rahatsızlığı a rare autosomal recessive disorder of inborn errors of metabolism n.
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disorder with a high mortality and morbidity n.
nadir görülen klinik bir tablo an uncommon clinical picture n.
nadir görülen bir infeksiyon hastalığı a rare infectious disease n.
nadir görülen bir genodermatoz a rare genodermatosis n.
nadir rastlanan bir tümör a rare tumor n.
nadir bir larengeal disfonksiyon a rare laryngeal condition n.