Pulse - Turco Inglés Diccionario

Pulse

Significados de "Pulse" en diccionario turco inglés : 52 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
pulse n. nabız
General
pulse n. titreşim
pulse n. baklagiller
pulse n. nabız atışı
pulse n. puls
pulse n. eğilim
pulse n. çarpıntı
pulse n. niyet
pulse n. vuru
pulse n. genel eğilim
pulse n. nabız
pulse n. darbe
pulse n. vuruş
pulse n. bir an
pulse n. atım
pulse n. bakliyat
pulse n. vurum
pulse n. gümbürtü
pulse v. nabız gibi atmak
pulse v. titreşmek
pulse v. gürül gürül akmak (su)
pulse v. çarpmak
pulse v. titremek
pulse v. nabzı atmak
pulse v. atmak
pulse v. istenmeyen yan etkilerden kaçınmak için kesintili, çoğunlukla konsantre dozajlarda (ilaç) vermek
pulse v. vücutta dolaşmak
Technical
pulse n. atım
pulse n. darbe
pulse n. doğru akımın şiddetindeki değişim
pulse n. pals
pulse n. radyo sinyali
pulse n. sadme
pulse n. sinyal
pulse n. vuru
pulse n. vurum
Computer
pulse n. atım
pulse n. darbeli arama
pulse n. vuruş darbe
pulse expr. sıfırla
Telecom
pulse n. darbe
Construction
pulse n. akım darbesi
Medical
pulse n. nabız
Food Engineering
pulse n. baklagil kuru tohumu
pulse n. darbe
pulse n. vurgu
pulse n. yemeklik baklagil
Gastronomy
pulse v. (mutfak robotu vb.) kuvvetle çırpmak
Physics
pulse n. sıçrama şeklindeki ani değişiklik
Marine Biology
pulse n. atış
Tobacco
pulse n. tütün tozu
Sport
pulse n. nabız

Significados de "Pulse" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
feverish pulse n. şiddetli nabız
pulse transfer function n. vurgulu aktarım fonksiyonu
clock pulse n. saat darbesi
clock pulse n. saat atışı
marker pulse n. marker darbesi
electromagnetic pulse n. elektromanyetik darbe
clock pulse n. saat vurumu
dial pulse n. çevirmeli arama
pulse dialing n. çevirmeli arama
pulse phone n. çevirmeli arama
pulse vegetables n. kurutmaya elverişli sebzeler/bakliyat
pulse rifle n. ışın tüfeği
pulse timing circuit n. darbe zamanlayıcı devre
pulse timing circuit n. atım zamanlayıcı devre
pulse with v. ile dolup taşmak
pulse with v. ile dopdolu olmak
take somebody's pulse v. nabzına bakmak
feel the pulse v. ağız aramak
take somebody's pulse v. nabzını ölçmek
check someone's pulse v. nabzını ölçmek
take the pulse v. nabız ölçmek
take someone's pulse v. nabzını ölçmek
check the pulse v. nabız ölçmek
take (someone's) pulse v. nabzını tutmak
take (someone's) pulse v. nabzını yoklamak
keep one's finger on the pulse v. vakıf olmak
keep one's finger on the pulse v. bilincinde olmak
take the pulse of v. nabız tutmak
check for eye dilation and pulse v. göz bebeğinin genişlemesine ve nabzına bakmak
test the pulse of v. nabzını tutmak
feel the pulse of v. nabzını tutmak
take the pulse of v. nabzını ölçmek
take someone's pulse v. nabzını ölçmek
Phrasals
pulse through someone v. (elektrik/akım) geçmek
pulse through v. (elektrik/akım) geçmek
pulse through (someone or something) v. (birinde/bir şeyde) nabız gibi atmak
pulse through (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) elektrik/akım geçmek
pulse through (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) akmak
pulse through (someone or something) v. (birinde/bir şeyde) küt küt atmak
Idioms
(one's) finger on the pulse n. neler olup bittiğini iyi bilme
(one's) finger on the pulse n. nabzını tutma
(one's) finger on the pulse n. vakıf olma
(one's) finger on the pulse n. haberdar olma
feel someone's pulse v. birinin nabzını yoklamak
keep one's finger on the pulse v. her şeyden haberdar olmak
have one's finger on the pulse v. her şeyden haberdar olmak
have one's finger on the pulse v. neler olup bittiğini çok iyi bilmek
keep one's finger on the pulse v. her şeye vakıf olmak
keep one's finger on the pulse v. neler olup bittiğini çok iyi bilmek
have one's finger on the pulse v. her şeye vakıf olmak
finger on the pulse (of something) v. belirli bir bölgede olanlar hakkında bilgi sahibi olmak
finger on the pulse v. bir şeyin nabzını tutmak
finger on the pulse v. gelişmelerden haberdar olmak
keep one's finger on the pulse of something v. nabzını tutmak
quicken one's pulse v. heyecanlandırmak
quicken one's pulse v. ilgi çekmek
quicken the pulse v. heyecanlandırmak
quicken the pulse v. ilgi çekmek
quicken somebody's pulse v. heyecanlandırmak
quicken somebody's pulse v. ilgi çekmek
get (someone's) pulse racing v. (birinin) kalp atışlarını hızlandırmak
get (someone's) pulse racing v. (birini) canlandırmak
get (someone's) pulse racing v. (birinde) büyük heyecan yaratmak
get (someone's) pulse racing v. (birini) heyecanlandırmak
get (someone's) pulse racing v. (birini) etkilemek
get (someone's) pulse racing v. (birinin) kalbini küt küt attırmak
get (someone's) pulse racing v. (birini) coşturmak
set (someone's) pulse racing v. (birinin) nabzını yükseltmek
set (someone's) pulse racing v. (birini) canlandırmak
set (someone's) pulse racing v. (birini) coşturmak
set (someone's) pulse racing v. (birinin) kalbini çarptırmak
set (someone's) pulse racing v. (birinin) kalbini küt küt attırmak
set (someone's) pulse racing v. (birini) çok heyecanlandırmak
feel the pulse of (something) v. (bir şeyin) nabzını tutmak
have/keep your finger on the pulse v. her şeyden haberdar olmak
have your finger on the pulse v. her şeye vakıf olmak
have your finger on the pulse v. (bir şeyin) nabzını tutmak
have/keep your finger on the pulse v. neler olup bittiğini çok iyi bilmek
have your finger on the pulse v. her şeyden haberdar olmak
have your finger on the pulse v. neler olup bittiğini çok iyi bilmek
have/keep your finger on the pulse v. her şeye vakıf olmak
have/keep your finger on the pulse v. (bir şeyin) nabzını tutmak
keep finger on the pulse of v. -in nabzını tutmak
take (someone's or something's) pulse v. (birinin/bir şeyin) nabzını yoklamak
take (someone's or something's) pulse v. (birinin/bir şeyin) nabzını tutmak
take pulse v. nabız ölçmek
take pulse v. nabız tutmak
take the pulse of (something) v. (bir şeyin) nabzını tutmak/ölçmek
as long as you've got a pulse expr. yaşadığın sürece
Speaking
I can't feel a pulse expr. nabzını hissedemiyorum
Politics
global pulse n. küresel nabız
Technical
periodic pulse train n. dönemli darbe katarı
regenerative pulse repeater n. darbe tekrarlayıcısı
pulse duration n. darbe süresi
pulse reshaping n. darbe onarımı
equalizing pulse n. dengeleyici darbe
pulse width modulation n. darbe genişlik kiplenimi
pulse wheel n. dişli çark
enabling pulse n. yeterli darbe
pulse transformer n. darbe transformatörü
line synchronizing pulse n. satır senkronizasyon sinyali
pulse decay n. darbe sönümlenmesi
horizontal synchronizing pulse n. yatay senkronizasyon sinyali
current pulse n. akım darbesi
horizontal blanking pulse n. yatay silme sinyali
time pulse distributor n. zaman darbesi dağıtıcısı
electromagnetic pulse n. elektromanyetik puls
pulse generator n. puls üreteci
pulse modulation n. vurum kiplenimi
vertical synchronizing pulse n. düşey eşleme işareti
pulse regeneration n. darbenin yeniden üretimi
pulse echo technique n. darbe yankı tekniği
pulse amplitude modulation n. darbe genlik kiplenimi
frame synchronizing pulse n. resim eşleme işareti
pulse carrier n. darbeli taşıyıcı
sawtooth pulse n. testere dişi darbesi
field blanking pulse n. alan silme sinyali
base pulse width n. ana sinyal genişliği
pulse relay n. titreşim rölesi
vertical synchronizing pulse n. düşey senkronizasyon işareti
frame synchronizing pulse n. resim senkronizasyon işareti
shift pulse n. kaydırma darbesi
pulse repeater n. darbe tekrarlayıcısı
pulse signalling n. darbelerle işaretleşme
trigger pulse n. tetikleme darbesi
leading edge of a pulse n. darbenin ön kenarı
pulse counting n. vuruş sayma
horizontal synchronizing pulse n. satır eşleme sinyali
pulse sensor n. titreşim sensörü
blanking pulse n. silme sinyali
synch pulse n. eşzamanlama darbesi
pulse generator n. ikaz üretici
horizontal blanking pulse n. satır boşluğu sinyali
line synchronizing pulse n. satır eşleme sinyali
blanking pulse n. boşluk sinyali
thyratron pulse modulator n. tiratron darbe modülatörü
sprocket pulse n. tırnak vurusu
differential pulse code modulation n. ayrımsal Darbe Kod Kiplenimi
vacuum pulse modulator n. vakumlu darbe modülatörü
trailing edge of a pulse n. darbenin art kenarı
sprocket pulse n. çekici delik darbesi
timing pulse n. zaman ayar vurumu
pulse charging n. darbeli doldurma
pulse shaping circuit n. darbe biçimlendirici devre
thermal pulse n. termal pals
clock pulse n. saat darbesi
counter pulse n. sayaç darbesi
dial pulse n. numara çevirme darbesi
line-blanking pulse n. satır boşluğu sinyali
line-blanking pulse n. çizgi silme sinyali