bodied - Turco Inglés Diccionario

bodied

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "bodied" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
General
bodied adj. vücutlu
bodied adj. bedenli
bodied adj. cüsseli
bodied adj. yapılı
Technical
bodied adj. (genellikle ısıtarak) koyulaştırılmış

Significados de "bodied" con otros términos en diccionario inglés turco: 79 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
able-bodied adj. sağlam
General
be close-bodied v. vücuda tam oturmak
be able-bodied v. eli ayağı tutmak
full bodied adj. dolgun yapılı
able-bodied adj. güçlü
big-bodied adj. cüsseli
able-bodied adj. sağlam
able-bodied adj. sıhhatli
able-bodied adj. sağlıklı
able-bodied adj. güçlü kuvvetli
close-bodied adj. dar
full-bodied adj. güçlü
close-bodied adj. sıkı
full-bodied adj. kuvvetli
narrow-bodied adj. dar gövdeli
close-bodied adj. vücuda tam oturmuş
light-bodied adj. hafif yapılı
light-bodied adj. hafif gövdeli
able-bodied adj. eli ayağı tutan
able-bodied adj. askerliğe uygun
slim-bodied adj. zayıf vücutlu
slender-bodied adj. zayıf vücutlu
thin-bodied adj. zayıf
-bodied adj. (belirtilen şekilde) vücutlu
lithe-bodied adj. kıvrak vücutlu
lithe-bodied adj. esnek vücutlu
long-bodied adj. uzun gövdeli
long-bodied adj. uzun vücutlu
feat-bodied adj. bedeni formda olan
feat-bodied adj. fit yapılı
oval-bodied adj. oval bir gövdeye sahip olan
short-bodied adj. kısa gövdeli
short-bodied adj. kısa vücutlu
silvery-bodied adj. gümüş rengi gövdesi olan
silver-bodied adj. gövdesi gümüş grisi olan
non-able-bodied adj. eli ayağı tutmayan
non-able-bodied adj. kötürüm
non-able-bodied adj. sakat
non-able-bodied adj. çürük
smooth-bodied adj. yumuşak gövdeli
smooth-bodied adj. pürüzsüz gövdeli
smooth-bodied adj. pürüzsüz vücutlu
full-bodied adj. kıvamlı
full-bodied adj. zengin
full-bodied adj. yoğun
full-bodied adj. zengin içerikli
full-bodied adj. tonlaması kuvvetli
full-bodied adj. dokulu
full-bodied adj. anlamlı
full-bodied adj. esaslı
full-bodied adj. önemli
Idioms
all able-bodied people n. gücü kuvveti yerinde herkes
all able-bodied people n. eli ayağı tutan herkes
all able-bodied people n. güçlü kuvvetli herkes
Trade/Economic
full-bodied money n. tam karşılıklı para
Tourism
able-bodied passenger n. bedenen güçlü yolcu
Technical
bodied oil n. kalınlaştırılmış yağ
bodied linseed oil n. kalınlaştırılmış bezir yağı
Dyeing
heavy-bodied paint n. koyu boya
Aeronautic
wide-bodied aircraft n. geniş gövdeli uçak
wide-bodied aircraft n. geleneksel tipteki uçaklardan daha fazla sayıda yolcu taşıyabilen ve iki ya da daha çok koridoru olan uçak
narrow-bodied adj. tek merkezi koridorlu geleneksel tasarımlı
Marine
able bodied seaman n. usta gemici
able-bodied seaman n. eğitilmiş denizci
able-bodied seaman n. yetenekli denizci
shallow-bodied adj. güverte altındaki kısmı orta yükseklikte olan (gemi)
Gastronomy
full bodied adj. dolu
full bodied adj. gövdeli
full-bodied adj. gövdeli (şarap)
full-bodied adj. aromatik
full-bodied adj. lezzetli
full-bodied adj. gövdeli
full-bodied adj. keskin tat veren
Biology
thick-bodied adj. kalın gövdesi olan
Zoology
broad-bodied chaser n. yusufçuk
Tobacco
rother strong bodied n. kuvvetli nesic
fine bodied adj. zayıf bünyeli
Sport
able-bodied adj. vücudu sağlam
able-bodied adj. güçlü