calmest - Turco Inglés Diccionario

calmest

calmest — Definition

Significado:
sakin, dingin, sakinleştirmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /kɑːm/ – BrE /kɑːm/)
Categoría gramatical:
Sıfat; Fiil: calm (calms – calmed – calming)
Sinónimo:
serene, tranquil
Antónimos:
agitated, frantic

Significados de "calmest" en diccionario turco inglés : 55 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
calm n. sakinlik
Despite the calm of recent hours and days, the events of recent weeks have been truly horrific.
Son saatlerdeki ve günlerdeki sakinliğe rağmen, son haftalarda yaşanan olaylar gerçekten dehşet vericiydi.

More Sentences
calm v. sakinleştirmek
Calm your father and tell him to follow us quietly.
Babanı sakinleştir ve bizi sessizce takip etmesini söyle.

More Sentences
calm adj. soğukkanlı
He was calm in the face of great danger.
Büyük tehlike karşısında soğukkanlıydı.

More Sentences
calm adj. durgun
The lake in front of my house is generally calm.
Evimin önündeki göl genellikle durgun olur.

More Sentences
calm adj. sakin
I managed to remain calm during the debate.
Tartışma sırasında sakin kalmayı başardım.

More Sentences
calm adj. serinkanlı
General
calm n. sükunet
His existence is enough to provide the calm needed to stabilize the town.
Onun varlığı kasabayı istikrara kavuşturmak için gereken sükuneti sağlamaya yeter.

More Sentences
calm v. yatıştırmak
That fact may help him and others to calm the excessive nerves they so often display.
Bu gerçek, onun ve diğerlerinin sık sık sergiledikleri aşırı sinirlerini yatıştırmalarına yardımcı olabilir.

More Sentences
calm v. durulmak
The situation of the war calmed a little bit after Mussolini's death.
Mussolini'nin ölümünden sonra savaş biraz duruldu.

More Sentences
calm v. sakinleştirmek
Calm your father and tell him to follow us quietly.
Babanı sakinleştir ve bizi sessizce takip etmesini söyle.

More Sentences
calm adj. sakin
I managed to remain calm during the debate.
Tartışma sırasında sakin kalmayı başardım.

More Sentences
calm adj. durgun
The lake in front of my house is generally calm.
Evimin önündeki göl genellikle durgun olur.

More Sentences
Meteorology
calm adj. sakin
I managed to remain calm during the debate.
Tartışma sırasında sakin kalmayı başardım.

More Sentences
General
calm n. hareketsizlik
calm n. dinginlik
calm n. durgunluk
calm n. bir yerde oturan kimse
calm n. sükun
calm n. rüzgarın kesilmesi
calm n. esintisizlik
calm n. rahatlık
calm n. heyecansızlık
calm v. dinmek (fırtına)
calm v. yatışmak
calm v. sakinleşmek
calm v. sakinleşmek (deniz)
calm v. teskin etmek
calm v. dinginleşmek
calm v. durgunlaşmak
calm v. sakinleşmek
calm v. durgunlaştırmak
calm v. teskin etmek
calm adj. gürültüsüz
calm adj. huzurlu
calm adj. az rüzgarlı veya rüzgarsız anlamında (havaya)
calm adj. çarşaf gibi
calm adj. dalgasız
calm adj. kızgınlık göstermeyen
calm adj. rahat
calm adj. itidal sahibi
calm adj. soğuk
calm adj. dingin
calm adj. hareket etmeyen
calm adj. sessiz
calm adj. endişesiz
calm adj. huzur
calm adj. asude
calm adj. kimseyi rahatsız etmeyen
calm adj. telaşsız
calm adj. ağırbaşlı
calm adj. rüzgarsız
calm adj. esintisiz
calm adj. aheste
calm adj. heyecansız
calm adj. olaysız

Significados de "calmest" con otros términos en diccionario inglés turco: 141 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
calm down v. yatışmak
calm down v. sakinleşmek
be calm v. sakin olmak
General
the calm before a storm n. fırtınadan önceki sessizlik
dead calm n. ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali
inner calm n. gönül rahatlığı
emotional calm n. iç huzur
sense of calm n. sakinlik hissi
sense of calm n. durgunluk hissi
calm ocean n. sakin okyanus
calm ocean n. dingin okyanus
inner calm n. iç huzuru
calm person n. sakin kişi
calm zone n. sakinleşme bölgesi
calm zone n. sakin bölge
calm air n. sakin hava
calm air n. 1 knot ve daha alt hızda esen rüzgarlı hava
calm person n. sakin insan
calm person n. sakin kişi
calm somebody down v. sakinleştirmek
calm down v. sakin olmak
calm someone down v. birini ferahlatmak
make calm v. sakinleştirmek
not lose one’s calm v. soğukkanlılığını kaybetmemek
calm down v. durulmak
get calm v. durgunlaşmak
calm down v. rahatlamak
made calm v. sakinleştirmek
calm down v. mayna olmak
calm down v. sakinleşmek
make calm v. durgunlaştırmak
calm down v. yatıştırmak
calm down v. durgunlaşmak
keep calm v. kendini tutmak
seem calm v. sakin görünmek
look calm v. sakin görünmek
appear calm v. sakin görünmek
calm down v. öfkesi dinmek
calm down v. öfkesi yatışmak
remain calm v. kendine hakim olmak
remain calm v. soğukkanlılığını korumak
stay calm v. sakin kalmak
stay calm v. sakin olmak
stay calm v. sakin durmak
stay calm v. sükunetini korumak
try to stay calm v. sükunetini korumaya çalışmak
try to stay calm v. sakin kalmaya çalışmak
calm down the angry crowd v. öfkeli kalabalığı sakinleştirmek
get calm v. dinginleşmek
calm down v. dinginleşmek
fall calm v. sakin olmak
fall calm v. kavga etmeyi kesmek
calm the hunger pangs v. açlığı yatıştırmak
dead calm adj. sütliman
Phrasals
calm down v. durgunlaştırmak
calm down v. durgunlaşmak
calm down v. durulmak
calm down v. sakinleştirmek
calm down v. sakinleşmek
calm someone down v. birisini sakinleştirmek
calm someone down v. birini sakinleştirmek
calm someone (or an animal) down v. birini (bir hayvanı) yatıştırmak
calm someone (or an animal) down v. birini (bir hayvanı) durultmak
calm someone (or an animal) down v. birini (bir hayvanı) sakinleştirmek
Phrases
keep calm and love taylor swift expr. sakin ol ve taylor swift'i sev
keep calm and carry on expr. sakin olun ve ortalığı velveleye vermeyin
keep calm and study hard expr. sakin ol ve sıkı çalış
Proverb
anyone can hold the helm when the sea is calm deniz sakinken dümeni herkes tutar
anyone can hold the helm when the sea is calm sakin denizde herkes kaptan kesilir
in calm water, every ship has a good captain dalgasız denizde herkes kaptan
after a storm comes a calm her fırtınanın ardından bir güneş doğar
after the storm comes a calm her fırtınanın ardından bir güneş doğar
after a storm comes a calm her fırtınanın ardından bir güneş doğar
after the storm comes a calm her fırtınanın ardından bir güneş doğar
Colloquial
everybody just calm down expr. herkes sakin olsun
calm down expr. sakinleş
calm down expr. sakin ol
Idioms
the calm before the storm n. fırtına öncesi sessizlik
calm before the storm n. fırtına öncesi sessizlik
calm before the storm n. fırtınadan önceki sessizlik
after the storm comes a calm n. fırtına sonrası sükunet
after the storm comes a calm n. fırtına sonrası sakinlik
the calm after a storm n. fırtına sonrası sakinlik
the calm after a storm n. fırtına sonrası sükunet
the calm before the storm n. fırtına öncesi sessizlik
calm one's nerves v. sinirlerini yatıştırmak
be in the calm before the storm v. fırtınadan önceki sessizlik olmak
be in the calm before the storm v. fırtına öncesi sessizlik olmak
calm and collected adj. telaşlı olmayan
cool calm and collected adj. tümüyle kendine hakim
as calm as a millpond expr. çarşaf gibi
calm and collected expr. aklı başında
calm and collected expr. heyecanlı olmayan
cool calm and collected expr. duygularını belli etmez
cool calm and collected expr. heyecan nedir bilmez
as calm as a millpond expr. durgun
as calm as a millpond expr. dingin
as calm as a millpond expr. sakin
calm as a millpond expr. sütliman
in the calm before the storm expr. fırtına öncesi sessizlikte/sessizlik anında
in the calm before the storm expr. fırtınadan önceki sessizlikte/sessizlik anında
Speaking
bring some calm v. biraz sakinleştirmek
bring some calm v. biraz yatıştırmak
please calm down expr. sakin olur musunuz
please calm down expr. sakin olunuz
you need to calm down expr. sakinleşmelisin
why don't you calm down and have a seat? expr. neden biraz sakinleşip oturmuyorsun?
please calm down expr. lütfen sakin olun
keep calm expr. sakin ol
until things calm down expr. ortalık yatışana kadar
until things calm down expr. ortalık yatışıncaya kadar
don't tell me to calm down expr. bana sakin olmamı söyleme
don't tell me to calm down expr. bana sakin ol deme
don't tell me to calm down expr. bana sakin olmamı söylemeyin
everybody calm down expr. herkes sakin olsun
calm your temper expr. kendine hakim ol
calm your temper expr. sinirlerine hakim ol
do something to calm me down expr. beni sakinleştirecek bir şey yap
do something to calm me down expr. beni sakinleştirecek bir şeyler yap
don't tell me to calm down expr. bana sakinleş deme
keep calm and relax expr. sakin ol ve rahatla
keep calm and play on expr. sakin ol ve çalmaya devam et
I can't keep calm expr. sakin değilim
I can't keep calm expr. sakin olamıyorum
this is a calm place expr. burası sakin bir yer
Politics
call to calm n. itidal çağrısı
Computer
calm water n. sıcak su
calm water n. dalgasız deniz
Marine
dead calm n. dalgasız deniz
dead calm n. çarşaf gibi deniz
Marine Biology
calm sea n. limanlık
Meteorology
dead calm adj. tümüyle durgun
dead calm adj. tam durgun
Slang
calm the fuck down! expr. bi sakin ol ya!
calm your tits! expr. sakin ol!
calm your tits! expr. abartma!
calm down! expr. relaks!
calm your tits exclam. rahatla
calm your tits exclam. sakin ol
calm your tits exclam. sakinleş
calm your tits exclam. rahat ol