cards - Turco Inglés Diccionario

cards

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "cards" en diccionario turco inglés : 6 resultado(s)

Inglés Turco
General
cards n. kart
It is difficult to buy digital cards for existing pay TV.
Mevcut ödemeli TV için dijital kart satın almak zordur.

More Sentences
Computer
cards n. kartlar
Total usage is the aggregate use over all your cards.
Toplam kullanım, tüm kartlarınızdaki toplam kullanımdır.

More Sentences
General
cards n. işverenin bulundurduğu çalışana ait sigorta ve diğer evraklar
Trade/Economic
cards n. amerika'da kredi kartı alacak hesapları ile desteklenen dönen nitelikteki sertifikalar
Card
cards n. iskambil kağıtları
cards n. iskambil oyunu

Significados de "cards" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
house of cards n. derme çatma şey
playing cards n. iskambil
bank credit cards n. banka kredi kartları
pack of cards n. iskambil
identification cards n. kimlik kartları
house of cards n. dayanıksız iş
deck of cards n. iskambil
credit cards n. kredi kartları
cards countries n. arnavutluk, bosna hersek, hırvatistan, kosova, sırbistan karadağ, makedonya ve yugoslavya
green cards n. yeşil kart
visiting cards n. kartvizitler
deck of cards n. iskambil destesi
a pack of cards n. iskambil destesi
greeting cards n. tebrik kartları
business cards n. kartvizitler
birthday cards n. doğum günü kartları
playing cards n. oyun kağıtları
tarot cards n. tarot kartları
taror cards n. tarot kartı
lay the cards on the table v. fikirlerini açıkça söylemek
put the cards on the table v. düşüncelerini açıkça söylemek
put the cards on the table v. fikirlerini açıkça söylemek
lay the cards on the table v. kartlarını açmak
put all the cards on the table v. düşüncelerini açıkça söylemek
play one's cards well v. kozunu iyi oynamak
shuffle the cards v. kağıtları karmak
be on the cards v. muhtemel olmak
lay the cards on the table v. dürüst ve açık olmak
put the cards on the table v. dürüst ve açık olmak
play cards v. iskambil oynamak
play one's cards well v. kartlarını iyi oynamak
put the cards on the table v. kartları masaya sermek
play cards v. kağıt oynamak
print business cards v. kart basmak
count the cards v. kart saymak
shuffle a deck of cards v. oyun kartı karıştırmak
shuffle the cards v. oyun kartı karıştırmak
shuffle a deck of cards v. oyun kağıdı karıştırmak
shuffle a deck of cards v. kart karıştırmak
shuffle the cards v. kartları karıştırmak
shuffle the cards v. kart karıştırmak
shuffle the cards v. oyun kağıdı karıştırmak
shuffle a deck of cards v. kartları karıştırmak
cancel one’s credit cards v. kredi kartlarını iptal ettirmek
collect the cards v. kartları toplamak
take one's credit cards v. kredi kartından ödemeyi/parayı almak/çekmek
take one's credit cards v. parayı/ödemeyi kredi kartından çekmek/almak
take credit cards v. kredi kartı geçmek/geçerli olmak
take credit cards v. kredi kartı kabul etmek
credit cards accepted v. kredi kartı geçmek/geçerli olmak
cut the cards v. iskambil destesini karmak
send invitation cards v. davetiye göndermek
Phrases
it is quite on the cards that expr. olabilir ki
it is quite on the cards that expr. mümkündür ki
the cards beat all the players expr. zar zoru yıkar
the cards beat all the players expr. hep şanslı/başarılı olamazsın
the cards beat all the players expr. zar hep düşeş gelmez
Colloquial
a house of cards n. boş iş
a house of cards n. iskambil kule
a house of cards n. iskambil ev
a house of cards n. başarısızlığa mahkum plan
a house of cards n. hayali şey
a house of cards n. göz boyayıcı ve değersiz şey
lucky at cards, unlucky in love expr. kumarda kazanan aşkta kaybeder
unlucky at cards, lucky in love expr. kumarda kaybeden aşkta kazanır
Idioms
several cards short of a full deck n. aptal
several cards short of a full deck n. salak
several cards short of a full deck n. ahmak
a house of cards n. abartılmış/fos bir plan
a house of cards n. kolayca dağılıp gidecek bir plan
a house of cards n. sağlam olmayan bir plan
a house of cards n. zayıf/güvenilmeyecek bir plan
a house of cards n. temelsiz bir plan
a house of cards n. pamuk ipliğine bağlı bir plan
counting cards n. kart sayma
play one's cards well v. avantajı değerlendirmek
have the cards stacked against one v. şans yüzüne gülmemek
play one's cards close to one's chest v. saman altından su yürütmek
lay one's cards on the table v. gizlisi saklısı olmamak
put one's cards on the table v. gizlisi saklısı olmamak
stack the cards against v. engellemek
lay one's cards on the table v. teklifsiz olmak
put one's cards on the table v. teklifsiz olmak
lay one's cards on the table v. açık oynamak
put one's cards on the table v. açık oynamak
play one's cards well v. kozunu iyi kullanmak
play one's cards right v. kozunu iyi kullanmak
play one's cards right v. kozunu iyi oynamak
play one's cards well v. kozunu iyi oynamak
play one's cards close to one's chest v. kapalı oynamak
play one's cards close to one's chest v. ne planladığını anlatmamak
hold one's cards close to one's chest v. ne planladığını anlatmamak
keep one's cards close to one's chest v. kapalı oynamak
keep one's cards close to one's chest v. gizli tutmak
hold one's cards close to one's chest v. gizli tutmak
play one's cards close to one's chest v. gizli tutmak
hold one's cards close to one's chest v. kapalı oynamak
keep one's cards close to one's chest v. ne planladığını anlatmamak
place one's cards on the table v. kartlarını açık oynamak
play one's cards well v. elindeki kozu iyi kullanmak
play one's cards badly v. elindeki kozu kötü kullanmak
keep one's cards close to one's vest v. saman altından su yürütmek
play one's cards close to one's vest v. saman altından su yürütmek
keep one's cards close to one's vest v. açık davranmamak
play one's cards close to one's chest v. açık davranmamak
play one's cards close to one's vest v. açık davranmamak
keep one's cards close to one's chest v. saman altından su yürütmek
play one's cards close to one's vest v. kapalı oynamak
keep one's cards close to one's chest v. açık davranmamak
keep one's cards close to one's vest v. kapalı oynamak
hold all the cards v. tüm kozları elinde bulundurmak
have the cards stacked against one v. şansı yaver gitmemek
have the cards stacked against one v. şans kendinden yana olmamak
keep one's cards close to one's vest v. ne planladığını anlatmamak
play one's cards close to one's vest v. ne planladığını anlatmamak
be in the cards v. eli kulağında olmak
be on the cards v. eli kulağında olmak
hold all the cards v. tüm kozlar elinde olmak
have all the cards v. tüm kozlar elinde olmak
lay the cards on the table v. kartlarını açmak
stack the cards v. hile yapmak
get one's cards v. çıkışını almak
get one's cards v. işten kovulmak
have the cards in one's own hands v. kazanan ata oynamak
play one's cards v. başarmak
play snow one's cards v. tuzaklarını düşmana açık etmek
play one's cards v. fırsatları değerlendirmek
play one's cards v. planını uygulamak
play one's cards v. kartlarını oynamak
shuffle the cards v. oyuncuların yerlerini değiştirmek
shuffle the cards v. reorganizasyona gitmek
reveal (one's) cards v. gizli tuttuğu bilgileri ortaya dökmek
go in with good cards v. (bir görüşmeye, sınava) başarı beklentisiyle girmek
shuffle the cards v. desteyi karmak
go in with good cards v. elinde iyi kartlarla bir işe girişmek
shuffle the cards v. çalışanların bölümlerini değiştirmek
show (one's) cards v. gizli tuttuğu bilgileri ortaya dökmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. (başkasına karşı birine) haksız kazanç veya avantaj sağlamak
reveal (one's) cards v. elindeki kartları açık etmek
show (one's) cards v. kartlarını açmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. düzen veya avantaj (başkasına göre birinden) yana olmak
reveal (one's) cards v. kartlarını açmak
show (one's) cards v. elindeki kartları açık etmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) lehine çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinin/bir şeyin) yararına olacak şekilde düzenlemek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) hak etmediği şekilde avantajlı olmasını sağlamak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. kartları (birine/bir şeye) göre dağıtmak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. sadece (birinin/bir şeyin) yararına yapmak/çevirmek
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu sadece (birine/bir şeye) göre olacak şekilde ayarlamak
stack the cards in the favor of (someone or something) v. durumu (başka birinden/bir şeyden) yana ayarlamak