criminal - Turco Inglés Diccionario

criminal

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

criminal — Definition

Significado:
suçlu, kriminal, suçla ilgili
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈkrɪmənəl/ – BrE /ˈkrɪmɪnəl/)
Categoría gramatical:
İsim: criminal (criminals); Sıfat
Sinónimo:
offender, unlawful
Antónimos:
law-abiding, innocent

Significados de "criminal" en diccionario turco inglés : 23 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
criminal n. sabıkalı
How dare you call me a criminal?
Ne cüretle bana sabıkalı diyorsun?

More Sentences
criminal adj. suçlu
A policeman has the power to arrest any criminal.
Bir polisin herhangi bir suçluyu tutuklama yetkisi vardır.

More Sentences
criminal adj. cezai
There is also an extensive list of decisions outstanding in the field of cooperation over criminal issues.
Ayrıca cezai konularda iş birliği alanında bekleyen kapsamlı bir karar listesi bulunmaktadır.

More Sentences
General
criminal adj. canice
Our thoughts go back to the terrible, criminal years of National Socialism from 1933 to 1945.
Düşüncelerimiz 1933'ten 1945'e kadar Nasyonal Sosyalizmin korkunç, canice yıllarına geri dönüyor.

More Sentences
criminal adj. suç oluşturan
James wasn't charged with any criminal charges.
James suç oluşturan herhangi bir eylemle itham edilmedi.

More Sentences
criminal adj. suçlu
A policeman has the power to arrest any criminal.
Bir polisin herhangi bir suçluyu tutuklama yetkisi vardır.

More Sentences
criminal adj. ceza
Stringent, harmonised criminal legislation on traffickers in human beings is necessary.
İnsan tacirlerine yönelik katı ve uyumlaştırılmış ceza mevzuatı gereklidir.

More Sentences
criminal adj. suçla ilgili
A criminal gang terrorised the whole city.
Bir suç çetesi tüm şehirde terör estiriyordu.

More Sentences
criminal adj. kriminal
The main side here is as criminal as the production side.
Buradaki ana taraf, üretim tarafı kadar kriminaldir.

More Sentences
criminal adj. çok kötü
It is criminal that poor people can't reach a proper healthcare system.
Yoksul insanların düzgün bir sağlık sistemine ulaşamaması çok kötü.

More Sentences
Law
criminal n. suçlu
A policeman has the power to arrest any criminal.
Bir polisin herhangi bir suçluyu tutuklama yetkisi vardır.

More Sentences
criminal adj. cezai
There is also an extensive list of decisions outstanding in the field of cooperation over criminal issues.
Ayrıca cezai konularda iş birliği alanında bekleyen kapsamlı bir karar listesi bulunmaktadır.

More Sentences
criminal adj. suçla ilgili
A criminal gang terrorised the whole city.
Bir suç çetesi tüm şehirde terör estiriyordu.

More Sentences
General
criminal adj. müthiş
criminal adj. suça ait
criminal adj. mücrim
criminal adj. kabahatli
criminal adj. fahiş
criminal adj. cinai
criminal adj. cani
criminal adj. cezalı
Law
criminal n. mücrim
criminal adj. cinai

Significados de "criminal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
criminal record n. sabıka
criminal record n. sabıka kaydı
General
criminal psychology n. suçlu psikolojisi
law on criminal execution n. ceza infaz hukuku
desperate criminal n. tehlikeli suçlu
criminal liability n. cezai sorumluluk
criminal neglect n. ağır/suç oluşturan ihmal
criminal provisions n. suç unsurları
law on criminal procedure n. ceza muhakemesi hukuku
law of criminal procedure n. ceza muhakemeleri usul kanunu
criminal still at large n. hapishane kaçkını
criminal personality n. suçlu kişilik
criminal psychology n. suç psikolojisi
criminal attempt n. suça teşebbüs
criminal sociology n. suç sosyolojisi
criminal judgments n. cezai hükümler
code on criminal procedures n. ceza mukameleri usül kanunu
criminal court n. ceza mahkemesi
criminal evidence n. suç delili
criminal investigation n. suç araştırmaları
criminal evidence n. cezai delil
criminal court n. ağırceza mahkemesi
criminal registers n. sabıka kayıtları
criminal procedure n. ceza yargılaması
commission of criminal offence n. ceza gerektiren bir suçun işlenmesi
criminal negligence n. cezai ihmal
criminal capacity n. cezai ehliyet
criminal conversation n. zina
criminal statistics n. suçlu istatistikleri
war criminal n. savaş suçlusu
criminal code n. ceza kanunu
criminal investigation n. cezai soruşturma
international criminal courts n. uluslararası ceza mahkemeleri
criminal act n. cezai suç
criminal psychology n. ceza psikolojisi
habitual criminal n. alışılmış suçlu
basic criminal court n. ceza mahkemesi
criminal liability of juristic persons n. tüzel kişilerin cezai sorumluluğu
international criminal police organization n. interpol
criminal law n. ceza hukuku
criminal psychology n. kriminal psikoloji
criminal lawyer n. ceza hukukçusu
criminal elements n. suç öğeleri
criminal activity n. suç faaliyeti
criminal past n. suç geçmişi
criminal past n. sabıka
criminal past n. adli sicil
criminal past n. cezaî geçmiş
criminal record office n. adli sicil
criminal proceeding n. cezai kovuşturma
career criminal n. azılı suçlu
a criminal mind n. suç işlemeye eğilimli/meyilli
a criminal mind n. suç işlemeye yatkınlığı olan
criminal's face n. suçlunun yüzü
criminal suspicion n. suç şüphesi
criminal conduct n. suç oluşturan davranış
violent criminal n. azılı suçlu
violent criminal n. şiddete meyilli suçlu
violent criminal n. vahşi suçlu
international criminal n. uluslararası suçlu
criminal congress n. yasaklanmış veya tabu olan cinsel ilişki
criminal congress n. yasadışı cinsel ilişki
criminal mastermind n. suç dehası
take criminal action against v. cezai işlem uygulamak
be treated like a criminal v. suçlu muamelesi görmek
(of a suspected criminal) be sought by the police for questioning v. aranılmak
have a clean criminal record v. sabıkası temiz olmak
have no criminal record v. sabıkasız olmak
have a clean criminal record v. sabıkasız olmak
have no criminal record v. suç sabıkası olmamak
have no criminal record v. sabıkası olmamak
file a criminal case against v. hakkında kamu davası açmak
have a criminal record v. sabıkası olmak
have a criminal history v. sabıkası olmak
have a criminal record a mile long v. sabıkası kabarık olmak
file a criminal complaint against someone v. biri hakkında suç duyurusunda bulunmak
accuse someone of being an international criminal v. birini uluslararası suçlu olmakla suçlamak
be charged with criminal possession of a controlled substance in the third degree v. üçüncü dereceden yasaklı bir maddeyi üzerinde bulundurmaktan ötürü suçlanmak
be charged with criminal possession of a controlled substance in the first degree v. birinci dereceden yasaklı bir maddeyi üzerinde bulundurmaktan ötürü suçlanmak
be charged with criminal possession of a controlled substance in the second degree v. ikinci dereceden yasaklı bir maddeyi üzerinde bulundurmaktan ötürü suçlanmak
(of a suspected criminal) be sought by the police for questioning v. polis tarafından aran(ıl)mak
look for a criminal v. bir suçluyu aramak
catch a criminal v. suçlu yakalamak
capture a criminal v. suçlu yakalamak
Idioms
have a mile long criminal record v. sabıkası kabarık olmak
Speaking
I have no criminal record expr. hiç sabıkam yok
I have no criminal record expr. sabıkasızım
he has a criminal record expr. sabıkası var
I don't have any criminal record expr. herhangi bir sabıkam yok
I don't have any criminal record expr. hiç sabıkam yok
I have no criminal record expr. herhangi bir sabıkam yok
I don't have any criminal record expr. sabıkasızım
Trade/Economic
criminal responsibility n. cezai ehliyet
prevention of benefit-oriented criminal organizations law n. çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele kanunu
tax criminal law n. vergi ceza hukuku
tax criminal law n. vergi ceza hukuku
Law
criminal court law n. ceza mahkemesi kanunu
criminal case n. kamu davası
criminal record n. mahkumiyet kayıtları
11th high criminal court n. 11. ağır ceza mahkemesi
criminal courts n. ceza mahkemeleri
file and withdraw criminal complaints n. cezai şikayetlerde bulunmaya ve geri almaya
criminal abortion n. kriminal abortus
represent us in criminal matters n. cezai ihtilaflarda bizi temsil etmeye
turkish criminal law n. türk ceza kanunu
criminal jurisdiction n. yargılama yetkisi
criminal sanction n. cezai yaptırım
criminal of thought n. düşünce suçlusu
criminal procedures law n. ceza muhakemeleri usulü kanunu
criminal suit n. ceza davası
criminal court of peace n. sulh ceza mahkemesi
criminal conversation n. canicesine hareket
criminal charge n. cezai kovuşturma
thought criminal n. düşünce suçlusu
law of criminal procedure n. ceza muhakemeleri kanunu
criminal prosecution n. cezai kovuşturma
criminal court n. ağır ceza mahkemesi
criminal offense n. suç
high criminal court n. ağır ceza mahkemesi
criminal trial n. ceza davası (cinayet, gasp, hırsızlık gibi)
code of criminal procedures n. ceza muhakemeleri usulü kanunu
criminal record n. suç kaydı
criminal procedures act n. ceza muhakemeleri usul kanunu
criminal proceeding n. cezai takibat
criminal enterprise n. suç örgütü
cases filed at the criminal courts n. ceza mahkemelerine açılan davalar
assembly of criminal chambers n. ceza genel kurulu
criminal justice system n. ceza yargılaması sistemi
criminal complaint n. suç duyurusu
criminal record n. sabıka kaydı
criminal court of first instance n. asliye ceza mahkemesi
criminal liability n. cezai ehliyet
criminal law n. ceza hukuku
military criminal law n. askeri ceza hukuku
criminal action n. ceza davası
criminal court n. ceza mahkemesi
criminal statute n. ceza kanunu
criminal acuse n. ceza davası
criminal case n. ceza davası
criminal code n. ceza kanunu
criminal jurisdiction n. cezai yargı yetkisi
criminal investigation n. cezai soruşturma
criminal intent n. cürüm kastı
criminal act n. cezai suç
criminal liability n. cezai sorumluluk
criminal procedure n. ceza yargılaması
criminal attempt n. suça teşebbüs
international criminal courts n. uluslararası ceza mahkemeleri
alleged criminal n. sanık
alleged criminal n. suçlu olduğu iddia edilen kimse