dayanarak - Turco Inglés Diccionario

dayanarak

Significados de "dayanarak" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
General
dayanarak based on prep.
He drew his conclusions based on that survey.
Sonuçlarını bu araştırmaya dayanarak çıkardı.

More Sentences
dayanarak with regard to prep.
With regard to relations with Turkey, these will be based on the European Council's decision, also taken in Helsinki.
Türkiye ile ilişkilere gelince, bunlar yine Helsinki'de alınan Avrupa Konseyi kararına dayanacaktır.

More Sentences
dayanarak enduringly adv.
dayanarak on the basis of prep.
dayanarak in terms of prep.
dayanarak in regard to prep.
dayanarak based upon prep.
Phrases
dayanarak on the grounds of expr.
dayanarak depending upon expr.
dayanarak depending on expr.

Significados de "dayanarak" con otros términos en diccionario inglés turco: 134 resultado(s)

Turco Inglés
General
ahlaka dayanarak alınan kararlarda yapılan yanlış ethical lapse n.
hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği ability to put ourselves imaginatively in another’s place n.
ilmihale dayanarak yapılan din öğretimi catechization n.
bir şeyi kendi tecrübelerine dayanarak doğrulama martyrium n.
bir kişinin vatandaşlık hakkına dayanarak yaptığı tutuklama citizen's arrest n.
ilmihale dayanarak din dersi vermek catechize v.
görünüşe dayanarak hükme varmak judge by externals v.
sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek (tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden) fly blind v.
tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek fly by the seat of one's pants v.
sezgilerine dayanarak hareket etmek follow one's nose v.
hristiyanlıkta ilmihale dayanarak din dersi vermek catechize v.
birşeyi delile dayanarak ispatlamak prove something based on evidence v.
müktesep hakların korunması ilkesine dayanarak birini korumak grandfather someone in v.
yaşadıklarına dayanarak/ tecrübeye/deneyime istinaden konuşmak speak from experience v.
hristiyanlıkta ilmihale dayanarak din dersi vermek catechise v.
ilmihale dayanarak din dersi vermek catechise v.
-e dayanarak çıkarımda bulunmak judge from v.
topuklarına dayanarak dinlenmek heel v.
eldeki kanıtlara dayanarak güvenilir credibly adv.
hayal gücüne dayanarak imaginatively adv.
vicdanına dayanarak conscientiously adv.
ona dayanarak thence adv.
geçerli sebeplere dayanarak on good grounds adv.
iyi sebeplere dayanarak on good grounds adv.
verilen habere dayanarak per advice adv.
gözlemlerime dayanarak based on my observations adv.
tecrübelerimize dayanarak based on our experiences adv.
tecrübemize dayanarak based on our experience adv.
gerçeklere dayanarak technically adv.
ona dayanarak thereof adv.
ona dayanarak therefrom adv.
gerçeklere dayanarak factually adv.
olgulara dayanarak factually adv.
maziyi andırırcasına hafızaya dayanarak retrospectively adv.
olasılığa dayanarak dispositively [obsolete] adv.
temel yapıya dayanarak in principle adv.
diskografiye dayanarak discographically adv.
mantıklı gerekçeye dayanarak solidly adv.
makul veya mantıklı gerekçelere dayanarak solidly adv.
mantıklı gerekçelere dayanarak solid adv.
olasılığa dayanarak stochastically adv.
gerçeklere dayanarak strictly adv.
olgulara dayanarak strictly adv.
sinod yetkisine dayanarak synodically adv.
-e dayanarak based on prep.
-e dayanarak pursuant to something prep.
-e dayanarak on the strength of prep.
-e dayanarak based upon prep.
salt güce dayanarak by brutal force pron.
-e dayanarak on the grounds that conj.
Phrasals
birini veya bir şeyi dayanarak ilerletmek press forward v.
-e dayanarak konuşmak speak from v.
Phrases
sahte gerekçelere dayanarak on the spurious grounds suf.
-e dayanarak in as much as expr.
buna dayanarak to this respect expr.
buna dayanarak on this basis expr.
yüce tanrı'nın ve büyük utah eyaletinin bana verdiği yetkiye dayanarak then by the power vested in me by almighty god in the great state of utah expr.
...eyaletinin bana verdiği yetkiye dayanarak by the authority granted to me by the state of expr.
ilişkimize dayanarak based on our relationship expr.
birinin/bir şeyin durumuna dayanarak on present form expr.
birinin veya bir şeyin mevcut/geçerli durumuna dayanarak on present form expr.
birinin veya bir şeyin mevcut davranışına/performansına dayanarak on present form expr.
(bir şeye) dayanarak judging from (something) expr.
bir şeye dayanarak judging by something expr.
bir şeye dayanarak judging from something expr.
delillerin bütününe dayanarak based on the totality of the evidence expr.
Colloquial
profesyonel bir yazarın konunun öznesi olan kişiyle yaptığı görüşmelere dayanarak yazılmış as-told-to adj.
'nın bana verdiği yetkiye dayanarak by the power vested in me by expr.
(birinin/bir şeyin) yetkisine dayanarak in (someone's or something's) name expr.
Idioms
-e dayanarak yargılamak judge by v.
-e dayanarak yargılamak judge from v.
-e dayanarak yargıya varmak judge from v.
-e dayanarak yargıya varmak judge by v.
bir yetkiye dayanarak konuşmak speak by the book v.
sezgilerine dayanarak hareket etmek follow nose v.
sezgilerine dayanarak hareket etmek follow your nose v.
içgüdülerine ve tecrübesine dayanarak yapılmış seat-of-the-pants adj.
aklına/zekasına dayanarak by (one's) wits expr.
aklına/zekasına dayanarak by one's wits expr.
içgüdülerine ve tecrübesine dayanarak by the seat of the pants expr.
içgüdülerine ve tecrübesine dayanarak by the seat of (one's) pants expr.
içgüdülerine ve tecrübesine dayanarak by the seat of your pants expr.
'-e dayanarak judging by expr.
(bir şeye) dayanarak on the strength of (something) expr.
tecrübelerime dayanarak söylüyorum (you can) take it from me expr.
Speaking
neye dayanarak on what grounds expr.
buna dayanarak bir şey yapılamaz that's nothing to go by expr.
tecrübelerime dayanarak söylüyorum take it from me expr.
elimizdeki verilere/bilgilere dayanarak bu sonuca ulaşamayız you can't get there from here expr.
Trade/Economic
geçmiş yıllara ait rakamlara dayanarak geleceğin tahmin edilmesine yarayan bir istatistik yöntemi extrapolation n.
öncelik hakkına dayanarak arz rights offering n.
paranın geçici bir değer biriktirme aracı oluşuna dayanarak para arzını ölçme yöntemi liquidity approach n.
işçinin kendi arzusuyla kazanmış olduğu ücretlerden bir bölümünü yazılı bir anlaşmaya dayanarak sendika aidatı wage assignment n.
kısa vadeli fiyat hareketleri tahminlere dayanarak yapılan tahvil işlemi market timing n.
bir adayın tüketici raporuna veya geçmiş bilgilerine dayanarak işe alım sürecini durdurma ya da teklifi geri çekme adverse action n.
Law
haklı sebebe dayanarak fesih termination for default n.
bir yasal kararı kanıtlara dayanarak verme on the merits n.
başka kimseden aldığı yeter servete dayanarak oy hakkını kullanan kimse faggot voter n.
başkasının gayrimenkulüne yasal bir sebebe dayanarak girme justifiable trespass n.
bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık hearsay n.
adab kurallarına dayanarak verilen karşılık good consideration n.
doğruluğu hakkında mahkemenin delillere dayanarak karar vermesi gereken dava unsurları matter of fact n.
davanın hakimin bireysel gözlemlerine dayanarak görüldüğü yargılama şekli trial by inspection n.
birinin şahitliğine dayanarak açılan dava trial by certificate n.
haksız yere alıkonmuş mülkün sahibine iadesini sağlayan yasaya dayanarak yapılan kovuşturmaya konu olan mal mise n.
(tahkikat jürisi) iddianame hazırlanmadan önce kişisel bilgi veya gözleme dayanarak (bir suçu) işaret etmek present [dialect] v.
Politics
resmi yetkisine dayanarak in an official capacity n.
devletler arasındaki ilişkilerin kuvvete dayanarak yürütülmesi gunboat diplomacy n.
devletler arasındaki ilişkilerin kuvvete dayanarak yürütülmesi power politics n.
devletin egemenliğine dayanarak yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu acta jure imperii n.
devletin egemenliğine dayanarak yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu acts by right of dominion n.
barış zamanı veya kriz dönemlerinde bir millete diğer uluslarla yaptığı anlaşmalara dayanarak verilen sivil veya askeri yardım nation assistance n.
mütekabiliyet esasına dayanarak on a reciprocal basis expr.
kişisel yetkisine dayanarak in ones personal capacity expr.
Technical
bilimsel yöntemlere dayanarak yapılan araştırma scientific method of research n.
bir ton kömürün 8000 kilovat saat (kwh) enerji sağladığı fikrine dayanarak yapılan enerji üretimi/tüketimi ölçüsü tonne of coal equivalent n.
Medical
anatomik işaretlere dayanarak yapılan kateterizasyon tekniği catheterization technique based on anatomic landmarks n.
hastanede yatan bir hastanın toplam sıvı ve elektrolit gereksinimlerinin, hastanın vücut ağırlığına, vücut sıcaklığına, hareketliliğine, ventilasyonuna ve diğer faktörlere dayanarak tahmin edilmesi caloric method n.
elektronik araçlar vasıtasıyla alınan bilgilere dayanarak doktor tarafından konulan teşhis telediagnosis n.
Psychology
eksik şekilleri önceki tecrübelerine dayanarak tamamlama closure n.
Biology
numuneye dayanarak yapılan taksonomik isimlendirme typonym n.
Biochemistry
biyokimyasal özelliklerine dayanarak organizma türlerinin sınıflandırılması chemotaxonomy n.
biyokimyasal yapılarının benzerlik ya da farklılıklarına dayanarak bitki ve hayvanların sınıflandırılması chemotaxonomy n.
Astrology
gök cisimlerinin pozisyonlarına dayanarak kehanette bulunma horoscopy n.
gök cisimlerinin pozisyonlarına dayanarak burç tahmini yapma horoscopy n.
Linguistics
dilsel olayları gözlemlenebilir biçimlere dayanarak kaydetme ve sınıflandırma şeklinde objektif bir metodoloji izleyen yaklaşım mechanism n.
bir kelimenin başka dildeki bir kelimenin telaffuz veya imlaca çok az değişime uğramış veya tamamen orijinal kalmış haline dayanarak oluşması paronymy n.
Religious
tevrat’ın bilinen en eski yunanca tercümesine dayanarak oluşturulan kronoloji septuagint chronology n.
Philosophy
ideale dayanarak notionally adv.
Latin
(karşı tarafın) kişiliğine dayanarak intuitu personae expr.
Archaic
kanun maddesine dayanarak itham etmek article v.
…'e dayanarak long adv.
Slang
duvara dayanarak yapılan seks wall job n.
Paleontology
fosilleşmiş kalıntılara dayanarak soyu tükenmiş bir canlının görsel tasvirini oluşturma reconstruction n.