desk - Turco Inglés Diccionario

desk

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

desk — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /desk/ – BrE /desk/)
Categoría gramatical:
İsim: desk (desks)
Sinónimo:
workstation, table

Significados de "desk" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
desk n. çalışma masası
We have taken some action in that area and work is going on at departmental level, rather than on the desk tops.
Bu alanda bazı adımlar attık ve çalışmalar masa başından ziyade departman düzeyinde devam ediyor.

More Sentences
desk n. okul sırası
General
desk n. sıra
Tom looked around at all the empty desks in the classroom.
Tom sınıftaki bütün boş sıralara bakındı.

More Sentences
desk n. büro
Emma is running the sports desk of the school newspaper.
Emma okul gazetesinin spor editörlüğü bürosunu yönetiyor.

More Sentences
desk n. masa
There was an old computer on the desk.
Masanın üzerinde eski bir bilgisayar vardı.

More Sentences
desk n. yazı masası
desk n. kürsü
desk n. daire
desk n. şube
desk n. bölüm
desk n. kasa
desk n. yazıhane
desk n. kontrol paneli
desk n. resepsiyon
desk n. kürsüde görev alan kimse
desk n. kürsüye başkanlık eden kimse
desk v. sıkı sıkı korumak
desk v. güzelce muhafaza etmek
desk v. üzerine titremek
desk v. biriktirmek
desk adj. masada kullanıma uygun
desk adj. masaya bağlı
desk adj. teknik bilgisi veya saha tecrübesi olmayıp yorumda bulunan
desk adj. masada yapılan (büro, sınıf gibi mekanlarda)
desk N. büro masası
Trade/Economic
desk n. tahvil alım satım işlemlerinden sorumlu departman
Furniture
desk adj. masada kullanılması için yapılmış
desk adj. masada yapılan
Art
desk n. rahle
Music
desk n. nota sehpası
desk n. orkestradaki kademeli oturma yeri

Significados de "desk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
information desk n. danışılan yer
desk pad n. sümen
reading desk n. kitap sehpası
desk clerk n. resepsiyonist
hotel front desk personnel n. otel ön büro personeli
information desk n. danışma
reception desk n. resepsiyon
desk officer n. herhangi bir görevi masa başında yapıp değerlendirmeye tabi tutan kişi
desk check n. masabaşı denetimi
news desk n. istihbarat servisi
hotel desk clerk n. otel görevlisi
homicide desk n. cinayet masası
writing desk n. yazı masası
desk microphone n. masa mikrofonu
desk top publishing n. masa üstü yayıncılık
desk computer n. büro bilgisayarı
reading desk n. kürsü
cashier's desk n. vezne
cash desk n. vezne
desk set n. masa telefonu
desk calendar n. masa takvimi
information desk n. karşılama bankosu
help desk n. karşılama bankosu
news desk n. haber merkezi
classroom desk n. sınıf sırası
desk accessory n. masa donatısı
cash-desk n. gişe
check-in desk n. hava terminalinde bilet ve bagajın kontrol edildiği tezgah
pay-desk n. gişe
pay desk n. vezne
news desk n. haber servisi
news desk n. haber bölümü
desk flag n. masa bayrağı
desk mate n. sıra arkadaşı
desk-top calculator n. masa üstü hesap makinesi
typing desk n. yazı masası
typing desk n. daktilo desk
rolltop desk n. storlu çalışma masası
courtesy desk n. danışma masası
crisis desk n. kriz masası
desk sergeant n. nöbetçi polis
speech desk n. konuşma kürsüsü
reading desk n. rahle
desk pad set n. sümen takımı
help desk n. danışma
cubicle desk n. diğer bölümlerden ayrılmış küçük bölme/ofis
desk book box n. sıranın gözü
help desk n. danışma masası
desk research n. masaüstü araştırması
desk research n. var olan ikincil veriler derlenerek gerçekleştirilen araştırma
desk research n. ikincil araştırma
tour desk n. tur masası
desk separator n. masa seperatörü
checkout desk n. ödeme masası
checkout desk n. otelde çıkış işlemlerinin yapıldığı bölüm
info desk n. bilgi masası
vanity desk n. makyaj masası
lap desk n. nesneleri diz üstüne koyabilme imkanı sağlayan yastıklı veya kısa ayaklı düz tahta
writing desk n. yazı malzemelerini içerip yazı yüzeyine sahip olan taşınabilir çanta
desk [obsolete] n. kitap rafı
desk [obsolete] n. kitaplık
city desk [us/canada] n. gazetelerde yerel haberler masası
city desk [uk] n. gazetelerde finans ve ticaret haberleri masası
sports desk n. (gazetede) spor editörlüğü birimi
call the front desk v. resepsiyonu aramak
clear the papers from the desk v. masadaki kağıtları kaldırmak/toplamak
hot-desk v. (işyerinde) belirli masası olmayıp müsait olan herhangi birinde çalışmak
at-desk adj. masada yapılan
Colloquial
keep the desk tidy expr. sıranızı temiz tutun
clear your desk expr. eşyalarını topla (kovuldun)
clear your desk expr. masanı boşalt (kovuldun)
clear your desk expr. pılını pırtını topla (kovuldun)
clear your desk expr. toparlan (kovuldun)
Idioms
be away from one's desk v. yerinde olmamak
be stuck behind a desk all day v. bütün gün ofiste çakılı kalmak
be stuck behind a desk all day v. bütün gün ofiste tıkılı kalmak
clear (one's) desk v. işten atılmak
clear (one's) desk v. eşyalarını toplamak (kovulmak)
clear (one's) desk v. (birinin) masasındaki her şeyi toplamak
clear (one's) desk v. sıranın üstünü boşaltmak
clear (one's) desk v. masasını toplamak (kovulmak )
clear (one's) desk v. görevine son verilmek
clear (one's) desk v. işten çıkarılmak
clear (one's) desk v. ilişiği kesilmek
clear (one's) desk v. masayı temizlemek
clear (one's) desk v. masanın/sıranın üstündeki her şeyi kaldırmak
clear (one's) desk v. masada nesi var nesi yok kaldırmak/toplamak
clear (one's) desk v. masadaki pılını pırtını toplamak (kovulmak)
hot desk v. çalışma alanı paylaşmak
hot desk v. masa paylaşmak
ride a desk v. masa başı çalışmak
ride a desk v. zamanının çoğunu masa başında geçirmek
clear your desk expr. masanı topla (kovulmak anlamında)
clear your desk expr. eşyalarını topla (kovulmak anlamında)
away from one's desk expr. müsait değil
away from one's desk expr. telefona cevap veremiyor
away from desk expr. müsait değil
away from desk expr. telefona cevap veremiyor
away from desk expr. odasında/masasında değil
away from (one's) desk expr. odasında/masasında değil
away from (one's) desk expr. yerinde değil
away from desk expr. yerinde değil
Speaking
he/she is away from his/her desk (now) expr. şu an yerinde yok
he/she is away from his/her desk (now) expr. şu an yerinde değil
put this on my desk expr. bunu masama koy
go to your desk expr. sırana git
do you spend most of your day at a desk? expr. gününüzün büyük bir kısmını masa başında mı geçiriyorsunuz?
do you spend most of your day at a desk? expr. gününün büyük bir kısmını masa başında mı geçiriyorsun?
keep your desk clean expr. masanı temiz tut
keep your desk clean expr. masanızı temiz tutun
don't scribble on your desk expr. sıranı karalama
don't draw on your desk expr. sıranı karalama
Trade/Economic
pay desk n. vezne
roll top desk n. amerikan tipi yazıhane
pay desk n. kasa
cashier's desk n. kasa
check desk n. muhasebe departmanı
cash desk n. kasa
pay desk n. gişe
desk work n. masa başı işi
desk job n. masa başı iş
desk job n. masa başı işi
desk job n. masabaşı işi
desk job n. masa başı çalışma
desk work n. masa başı çalışması
imf turkey desk chief n. imf türkiye masası şefi
imf turkey desk n. imf türkiye masası
desk checking n. masada kontrol
desk checking n. masabaşı denetimi
front desk n. otel veya alışveriş merkezinde danışma bölümü
desk-bound n. masa başı
hot desk n. sıcak masa
hot desk n. paylaşımlı masa
hot desk n. sabit bir çalışana tahsis edilmemiş ve çalışanlar arasında paylaşımlı olarak kullanılan masa
registration desk n. kayıt masası
desk jockey n. masa başında çalışan kimse
desk-bound adj. ofis işi
Politics
usa national security council turkey desk chief n. abd ulusal güvenlik konseyi türkiye masası sorumlusu
anchor desk n. destek masası
crisis desk n. kriz masası
Tourism
front desk clerk n. resepsiyonist
front desk n. otele gelen müşterilerin lobide kayıt işlemlerinin yapıldığı yer
front desk n. resepsiyon
hotel desk clerk n. otel resepsiyon görevlisi
Technical
video mixing desk n. yönetim masası
master control desk n. ana kumanda masası
video mixing desk n. reji masası
control desk n. kumanda masası
help desk n. bilişim danışmanı
control desk n. denetim masası